
Bir Sesin Gölgesinde
Bir çocuğun gözünde sustuğum gün,
Bir annenin duasında eksik kaldığım,
Bir yaşlının titreyen eline uzanmadığım an
Kendimi insan saymam.
Eğer bir sofrada tok oturup
Aç bir yüreği görmezden geldiysem,
Eğer bir adımı atarken
Arkamda ezilen izleri duymadıysam,
Yolum yol değildir.
Ne unvan, ne söz, ne taş duvar
Temize çıkarır suskunluğumu.
Bir sesin gölgesinde titreyen
O sessizliğe borçluyum varlığımı.
Ben,
Bir elin uzanmadığı yerde
Bir adım olmalıydım.
Bir gözyaşının düştüğü anda
Bir mendil, bir omuz, bir nefes...
Yoksa neye yarar
Gündüzü görmek,
Geceyi bilmeden?
Bir gün,
Bir sokakta yere düşen ekmeği görüp
Yüzümü çevirdiysem,
O gün eksildim kendimden.
Bir sabah,
Bir pencerenin ardında bekleyen umudu
Görmezden geldiysem,
O sabah kararır içim.
İnsan olmak,
Bir unvan değil, bir yük değil
Bir başkasının acısına
Kendi adını vermektir.
Bir çığlık duyulmadığında
Kulak değil, kalp sağırdır.
Bir el uzanmadığında
Yol değil, yön kayıptır.
Ben,
Bir adımın eksik kaldığı yerde
Bir iz olmalıydım.
Bir suskunluğun yankı bulmadığı anda
Bir kelime, bir nefes, bir varlık...
Yoksa neye yarar
Göz açmak,
Göz yummayı bilmeden?
Bir gün,
Bir çocuk bana gülümsediğinde
Ve ben o gülüşü taşıyabildiysem içimde,
İşte o gün, yeniden doğdum.
Bir akşam,
Bir yaşlının sessizce oturduğu banka
Yanına oturabildiysem,
O akşamda bir ömür gizli.
İyilik,
Bir çığlıkla değil,
Bir fısıltıyla gelir bazen.
Bir mendil olur,
Bir gölge,
Bir sessiz eşlik.
Ben,
Bir adımın tamamlandığı yerde
Bir iz bırakmak isterim.
Bir suskunluğun dile geldiği anda
Bir kelime olmak isterim.
Çünkü insan olmak,
Bir yük değil,
Bir çağrıdır.
Bir başka yüreğe
Dokunabilme cesaretidir.
Ve eğer bir gün
Birinin gözlerinde kendimi görürsem,
O gün,
Gerçekten varım demektir.
Mehmet Aluç