‘’Sana bir sır diyeceğim
Çoğaldığın yer kalbimdir
Ne kadar bakıyorsam o kadar varsın
Kör etme gözlerimi.
Yıldızlara koyup başımızı
Gecelerden düş toplayalım
Tabağımızda ayışığı
Hiç var olmayalım ama yok da
olmayalım…’’ (A. Göçer)
Bir düş tabancasına meylediyorum
İntihar öncesi düşlerle
Biriktiriyorum kırık kemiklerimi
İmgelerde sağalttığım yürek mevsimim
Depreşen bir kırgınlık ve öfke öncesi
Semiren sözcüklerde bir var olup bir
yok oluyorum.
Düşümdün sen:
Düşünmeden geçmeyen günüm ve ben.
Üzünç misali kırıklarla melankoli
batağında
Tüneyen bir ardıç kuşu
Seyrüseferi ömrün
Göğe tırmanan pençelerinde ölümün
Koyudan aydınlığa geçişi gözlerinin
Ne siyahın öncesi vardı
Ne kamikaze güncemde
Topa tutan kimse neferi olduğum
sözcüklerin.
Kayramda saklıydım bir ömür
Köhne limanlarda göçebe hayatı süren
Gemiler gibi
Hala dümenini terk etmeyen
kaptanıydım hem.
Hüzün mevsiminde
Kırağı çalan şiirlerimle restleştim
Kimlik derdinde olmayan bir faniden
yana
Teselli bulduğum aşk ve hayallerim
Elbet kendime yettiğim kadar
Yetebilseydim keşke evrene
Yozlaşan kalabalıklara asla
karışamadım ben
Sensizliğe kanat açan hurafelerde
Kanımı emen bir yarasa adeta
Yolsuz kaldığım da değil
Yersiz yurtsuz kaldığım hiç değil.
Sadece, sadece…
Devamı yok bu sevginin
Usulen sevenlere de asla gıpta
etmedim.
Bir tefekkür
Bir hüznün meali
Gülümsemeyi beceren haylaz bir çocuk
gibi
Sevinmekse bir gülüşüne
Ağlatan diyarlarda yolculuk yaptığım
Bir gövde gösterisiymiş meğer
hayatlar,
Mintanım temiz
Kimi zaman tabi olduğum gölgeler
Nasıl nasıl da tekinsiz.
Bir bardak suda kopan fırtına da
değildi hani
Kıyamet öncesi
Önderliğini yapan iblise verip
veriştirdiğim
Ateş saçan gözlerinde nefretin
Sevgi, diye diye serildiğim
sözcüklerim
Hakkını ödeyemeyeceğim kadar
temkinliyim de artık
Ne atıl bir düşüm;
Ne atığı evrenin
Asla da yer bulamaz dolaylarımda.
Gökte semiren umudum ve hayalim
Zannımca yer değiştirdim ben
bilinmezle
Bilindik ne varsa
Varsın olmasın artık kimselerin
umurunda.
Sözcüklerim Hak kapısında kabul
bulsun yeter ki
Hani olur da uğrarsın bunca telaşın
arasında
Sevgimle, dualarımla uğurladığım bir
kehanetmiş meğer
Sevmekle inanmak arasında geçit
vermeyen
Tek gerçek ki
Varlığıma delalettir bunca heyecan ve
coşku.
Bazen sessizliğimle kalıbımı bastığım
Nasıl ki ben biriciksem şu kâinatın nazarında
Varsın çeksinler ipimi darağacında
Yandığım kadar gerçeğim
İçimde sürüklenen bir sal misali
Uzağındayım artık hayatın
Hem de hiç olmadığı kadar yalnız
Sözcüklerim eksiksiz bir sevda masalı
Elbet eşlik eden her niyazın solgun
tek çiçeği
Yaşaran, yeşeren cennet bahçesine
Buyur edileceğim günün özlemi belki
de
Beni yakın tutan yüreğimin tek
sağdıcına…