19 Kasım 2025 – Çarşamba

BİGADİÇ NEZAKETİ

Eski Günlerin İnce Dokusu

H. Çiğdem Deniz

Geçen gün annemle babam bana geldiler. “Kahvaltı yapalım,” dedim. Sözde Nilgün ablama gidecektik; ama onun uzun süredir nükseden hastalığı dün akşam yine tutmuş. Böylece biz de vazgeçtik o gezme faslından. Yasemin’i arayıp hem gezinin iptal olduğunu söyledim hem de “Biz evde olacağız, kendini iyi hissedersen gel,” dedim. O da geldi, geldi ama bacıma musallat olan öksürük ciğerini söküyor gibiydi. Kendini bizden uzak tuttu hep.

Biraz sonra büyük kızı Nihal de katıldı bize. Yeni aldığı evlilik teklifinin ayrıntılarını öğrenmiş olduk. Meraklı olduğumuz kesin; her şeyi en ince noktasına kadar sorduk doğrusu. Fakat ne zaman annemle lafa dalsak, eski günlerin kapısı açılıveriyor. Zarafetin ilmik ilmik işlendiği o zamanların insanlarını andık hep birlikte. Annem de çocukluğumuzda kulağımıza küpe olsun diye anlattıklarını yine o tatlı diliyle bir bir sıraladı.

Önce ilkokul öğretmeni Cemal Gürsel ile eşi Mediha Hanım’dan başladı. Ardından Nazif dedemin dostu değerli öğretmenlerin isimlerini saydı. Atıf Bey (Saylan) amcayı ve eşi Ruhiye Hanım teyzeyi anarken yüzümüzde bir tebessüm belirdi. Meğerse Atıf Bey amca, ilk eşinin vefatından sonra evlendiği ikinci eşine bir gün yanlışlıkla ilk eşinin adıyla hitap edivermiş. O da ne… Öyle bir incinmiş ki Ruhiye Hanım teyze, sanki dünya harbi çıkacak! Dedemle Atıf Bey amca her gün hava almaya çıkarlar ya, kavganın tam ortasına denk gelmiş dedem. Kapıyı can havliyle açan Atıf Bey amca, “İyi ki geldin, yoksa bu kavganın sonu pek hayırlı olmayacaktı,” deyip dedemi adeta kurtarıcı bilerek dışarı fırlamış.

Sonra annem Selahattin Bey amcayı, İsmail Hakkı Bey amcayı da andı. Benim ve kardeşlerimin hitabı hep böyleydi annemin ve babamın dostlarına: “Bey amca”, “Hanım teyze”… Çocukluk yıllarımda evimizde telefon yoktu; ortaokul yıllarımda bağlanmıştı ancak. Annem bir haber göndereceği zaman çoğunlukla beni yollar, “Nuran Hanım teyze, annem ve teyzemler cuma günü müsaitseniz size gelmek istiyorlar,” diye nice mesajın ulağı oldum. O zarafeti, o inceliği şimdilerde görememenin hüznü günlerce içimde kaldı.

İnsan düşünüyor ister istemez:
Biz o eski günlerin usul adımlarını nerede düşürdük?
Kim aldı dilimizin elinden o ipek gibi nezaketi?

Ama ben, yine de, içimde bir yerlerde saklıyorum o günlerin ince dokusunu.

( Bigadiç Nezaketi başlıklı yazı çitlembik tarafından 19.11.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu