Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Yaşamalı İnsan Sonbahar Mevsimini

Yaşamalı İnsan Sonbahar Mevsimini

Altın ışıklarıyla ihtişamlı sonbahar geldi , gidiyor .
Artık tabiat kendi içine dürülüp nefeslenerek 
uyumayı seçecek. 
Sararıp solacak ağaçların benzi, 
ak bulutlar süratle yağmur ve kar yüklenecek. 
Düşmenin sesindeki o ahenk, 
işleyişteki o intizam, 
durgunlaşmanın gereğini hatırlatacak. 

Camiden gelen sabah ezanını duyup 
namaz kılmaya karar verdiği an. 
Mevsim sonbahardı ve kışın başlangıcı 
Her mevsimin kendine göre bir güzelliği vardı
imkânı olsa, 
dördünü de seçerdi.
Yaşamak için.

Kederlendiğinde yaptığı ilk şey... 
Abdest alıp namaz kılmak olurdu.
Özledikçe okuduğu,
Hatta rafa kaldırdığı,
İlahi sözler,
rahatlatırdı onu sabahın ilk saatleri.

Evet öyle 
Hep iyi başlar tüm hikâyeler, 
ama değişir insan. 
Neden sert olmanın kırılmayla, 
dalgalanmanın sakinleşmeyle 
neticelendiği unutulur
 
Ayağının dibine yanaşan sarı kediye 
nasırlı, yorgun avuçları ile su içiriyor
Yola yakın balkonunda 
kışa hazırlık için 
mor çiçekli, 
boğazı düğümlü çoraplar ören komşusuna 
selam veriyor.
Adımları öyle yavaş ki 
sanki toprakla tanışıyor, 
konuşuyor. 

Burnunun üzerinde camı kalın okuma gözlükler… 
Parlak yüzlü çocuklar 
ip atlıyor koca çınarın gölgesinde 
ve cırcır böceklerinin 
gâh yükselen 
gâh azalan sesini işitebiliyor.

Parmak uçlarına dek uzanan 
bir rahatlık geziniyor. 
Farklı bir âlem… 
Bambaşka bir derinleşme… 
çantasında taşıdığı darıyı dağıtıyor
kuşlara… 

İyi… 
Dürüst… 
Onurlu olarak yaşamak, 
çok önemliydi onun için.

İpek yumağı gibi yumuşacık 
ve inceldikçe ruha kavuşmuş kelimeler… 
dökülüyor dudaklarından.
Hemen gidiverecek kadar derli toplu, 
diğer yandan muazzam bir ağırlıkları var, 
Allah’ın engin rızasına ulaşmanın sırrına dönüşmeye.
 
Tüm darı saçıldı toprağın yüzüne, 
kuşlar gölge gibi inip kalkıyor. 
Rüzgârın sesini bastıran kanat çırpışlarına 
çocukların neşeli gülüşleri ekleniyor
Az sonra göğe doğru uçup giden 
sadece güvercinler değil. 
tüm kâinatı baştan sona dolaşacak kadar güçlü, 
ömür dediğin şeyde
damar damar huzur ve mutluluğa akıyor. 

Bir gemi yaklaşıyor, 
hissediyor
katılıp gidiyor yaklaşan o gemiye doğru. 
Yaşamak, insanı yaşlanmaya taşımakta. 
Çatallaşarak yüze dağılan 
koyu kırışıklıkların içinde 
ömre sığan nice gizemler barınmakta

Mahalleye ilk geldiğinde 
boş ev yok demek yerine ,
su dolu bir tas uzatmışlar ona 
Gülümseyerek yerden aldığı kuru bir yaprağı 
bırakmıştı tasın üzerine. 
Yaprak tek damla taşırmamıştı.

Bir onur mücadelesi vermişti yaprak. 
Rüzgâr savurur, güneş yakar, meyveler biner boynuna... 
Yaprak zayıflar, güçten düşer, sararıp solar nihayet. 
Kimseler sormaz hâlini. 
Sonunda toprağa savrulur, hafifleşir.
İşte o yaprak gibi kimselere yük olmadan, 
kimselere ziyan vermeden yaşamış 
ve yaşlanmış bir adam olmak istemişti.

Yaprakları ve kuşları sevmenin, 
iyilikle bir alakası olmalı
Gök yere, yer insanlara, 
insanlar birbirlerine hep bir şeyleri anlatıyor 
Bir çiçeğin derdini nasıl işitebilirdi 
Hangi gam hangi kapıyı devirir, 
o kapı nasıl yollara, dağlara açılır 
ve dağlar ne zaman aşılırdı 

Yıldızlar, seyyareler, dönüş, bitiş, 
yeniden başlayış…
Sonra yeniden, en baştan… 
Bilmeyi öğrenmek, bilmekten de kıymetli. 
O hâlde ilkin iyiliği öğrenmeliydi. 
İyilik başka bir varlığın canına can katmak, 
huzuruna huzur eklemek. 
İyilik bir tatlı huzur bırakmaktı,
farklı bir dimağda. 

Birilerine manalı hatıra olmak. 
Şiir gibi bir şey iyilik, 
yüreğini titreterek şükre ulaşan bir tatmin hissi. 
Silsiledir iyilik. 
Hep bir diğerini peşinden getiren gümüşten zincir halkalar... 
İyi başlar tüm hikâyeler, 
ama değişir insan. 
Neden sert olmanın kırılmayla, 
dalgalanmanın sakinleşmeyle neticelendiği unutulur ki 

Tahrip etmek kolaydı, tertip etmek zor. 
Tamlık ve mükemmelliğe uzanan en asil, faydalı vazife
dürüst ve onurlu bir yaşam olduğunu biliyordu.
Bir yanda iyilik, bir yanda kötülük…
Bahaneler delildi
isteksizliğin, yetersizliğin, tembelliğin delili 

Bahane yok, iyi iyidir, kötü kötü…
Seçim serbest. 
Öğrenilenlerin en kıymetlisi yapılan her şeyin 
yine kendine döndüğünü keşfetmekti
Tıpkı mevsimler gibi… 
Kışta kış, güzde güz… 
Ayniyet taşımaz hiçbir his 
ve her hisleniş insanı derinlere kavuşturur. 
Kendi içinde kendine yankılanırdı

Adı vicdandı bu yankının. 
Sahih bir hakikattir iyiliğe inanmak. 
İyilik beklemek, iyilik yapanlara ait bir haktı. 
Yol haritası farklı, yolculuklar farklı, yol arkadaşları farklı 
ama o muazzam güzellikteki gemiye hevesli herkes 
Bak en uzak zaman parçasından kopan,
yolunu hiç yitirmemiş o gemi geliyor 
ve özenle seçiyor yolcularını. 

Dalgalar şelale gibi devriliyor civarında. 
Sadece iyi, dürüst ve onurlu kişileri alacak besbelli. 
Hiç beklemedi, 
o gemiye binmeyi çoktan hak etmişti.

Zaman en çokta insanı değiştiriyor .
Onu büyütüyor, yaşlandırıyor ve öldürüyor. 
İnsanın kendi hikâyesini 
yeniden farklı bir şekilde yazma arzusu,
insan olmanın yapısını değiştiriyor. 
İnsan. 
Hatasıyla tüm hikâyeyi başlatan kahraman. 
Âdem ve eşi Havva yasak olana gitmese, 
ellerini ona uzatmasa 
insanın bir hikâyesi olmayacaktı belki de. 

Hayat işte ,bir kum saati gibi
üstteki haneden aşağıya düşen 
kum tanelerinin kıymetini 
ve geri dönüşünün olmayacağını 
çok iyi bilerek yaşamalı insan .

yine bir sonbahar mevsiminin son demleri
Yine o iyi ve eski insanlar, 
asılsız şeylere aldırış etmezler 
boş ve manasız davranışlarla karşılaştıklarında 
onurluca çekip giderler. 
Zerrecikleri intizamla ve sonsuz tahammülle 
bir arada tutan, 
beraber var olma kanununu onlara öğreten Hakk, 
iyiliğe açılan o saydam, o eşsiz kapıya 
değişmez köklü şifreler yüklemiş sanki…


redfer

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Yaşamalı İnsan Sonbahar Mevsimini

Yaşamalı İnsan Sonbahar Mevsimini

redfer redfer