Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

İçerdeki İçe Derin Bir Yolculuk

İçerdeki İçe Derin Bir Yolculuk


İçerdeki İçe Derin Bir Yolculuk

 

Sincan’ın dar sokakları akşamın serinliğine bürünmüştü. Taş kaldırımların üzerinde günün yorgunluğu hâlâ hissediliyordu; ayak sesleri azalmış, sadece rüzgârın sürüklediği yaprakların hışırtısı kalmıştı. Sokak lambaları titrek bir ışıkla yanıyor, gölgeler birbirine karışıyordu. Kuşlar, günün son uçuşlarını yapmış, çatılara sığınmıştı. Birkaç serçe hâlâ cıvıldıyor, sanki insanlara “geceyi unutmayın, sabah yeniden doğacak” diyordu. Sokağın sonunda, eski bir kahvehane vardı. Kapısının önünde birkaç tahta sandalye, duvarında solmuş afişler… İçeriden çayın buharı ve sobanın çıtırtısı yükseliyordu. Kahvehanenin içi, dışarıdaki soğuktan kaçanların sıcak sığınağıydı. Ağalar gibi oturan yaşlılar, ellerinde tespihleriyle sessizce sohbet ediyordu. Gençler ise masalarda tavla taşlarını hızlı hızlı çeviriyor, arada kahkahalar yükseliyordu. Çayın kokusu, sobanın sıcaklığı ve kuşların dışarıdaki sessizliği birleşiyor; kahvehane, gündelik hayatın kalbi gibi atıyordu. Burada konuşulan her söz, sıradan görünse de bir derinlik taşıyordu.

 

Akşam kahvehanedeki sohbetten sonra herkes evine dönmüştü. Ali, küçük odasında ışığı kapatıp yatağa uzandı. Çayın kokusu hâlâ burnundaydı. Birden kendi kendine değil, yüksek sesle sordu: Mehmet’in söylediği o sözler aklındaydı

— “Nasıl evden çıkılmadan yolculuk yapılır?”

Mehmet’in sözleri zihninde yankılandı, sanki odada yanındaymış gibi.

 — İnsan bazen en büyük yolculuğu, evin kapısından çıkmadan yapar.

Ayşe’nin sesi de hatırına geldi, o da cevap verir gibiydi.

 — Bir dostun yüzündeki yorgunluğu fark etmek, bazen bütün kitaplardan daha öğreticidir.

Ali düşündü. Yolculuk dediğin sadece trenlere binmek, otobüs duraklarında beklemek değildi. Bir kitap açmak, eski bir şarkıyı dinlemek, çocukluğunun sesini hatırlamak da yolculuktu.

Sonra kendi kendine mırıldandı.

 — Evden çıkmadan yapılan yolculuk, kalbin içinde yürümektir. Hatıraların sokaklarında dolaşmak, sessizlikte yeni şehirler keşfetmektir.

O gece Ali, hiçbir yere gitmeden uzun bir yolculuğa çıktı.

Ali yatağında gözlerini tavana dikmişti. Kahvehanedeki konuşmalar hâlâ zihninde dönüyordu. O soruyu sormuştu.

 — Nasıl evden çıkılmadan yolculuk yapılır?

Cevaplar zihninde yankılanırken, kalbi kendi yolculuğuna çıkmaya başladı.

Çocukluğunun sesi geldi önce. Annesinin mutfakta çıkardığı tabak sesleri, babasının akşam eve dönerken kapıyı açışı… O an, odasının dar duvarları genişledi; Ali kendini eski evlerinin avlusunda buldu.

Sonra gençliğinin hayalleri geldi. İlk defa sevdiği kıza yazdığı mektubu hatırladı. O mektubu hiç verememişti. Ama şimdi, yıllar sonra, o mektubun kelimeleri yeniden kalbine dokundu.

Birden gözleri doldu.

 — “Demek yolculuk, hatıraların içinden geçmekmiş,” diye fısıldadı.

Ayşe’nin sesi kulaklarında çınladı.

 — “Bir dostun yüzündeki yorgunluğu fark etmek, bazen bütün kitaplardan daha öğreticidir.”

Ali düşündü: belki de evden çıkmadan yapılan yolculuk, başkasının yüzünde kendi hikâyeni görmekti.

O gece Ali, odasında hiç kıpırdamadan; çocukluğuna, gençliğine, dostluklarına ve sessizliklerine doğru uzun bir yolculuk yaptı. Her hatıra bir şehir, her duygu bir sokak oldu. Ve sabaha kadar, evden çıkmadan dünyaları dolaştı.

Ali yatağında hâlâ düşüncelere dalmışken, kendi kendine yeni sorular sormaya başladı.

— İnsanın en büyük yalnızlığı ne zaman başlar?

Mehmet’in sesi zihninde belirdi.

 — Kalabalıkların ortasında kendini anlatamadığın da.

Ayşe’nin sesi de eklendi

 — “Bazen yalnızlık, kimsenin seni anlamaması değil; senin kendini anlatmaya cesaret edememendir.”

Ali sustu, sonra başka bir soru sordu.

 — “Mutluluk nedir, nerede bulunur?”

Mehmet cevap verdi.

 — “Mutluluk, bir yolun sonunda değil; yolun kendisinde gizlidir.”

Ayşe ekledi.

 — “Bir bardak çayın buharında, bir dostun gözlerindeki ışıkta bulunur.”

Ali derin bir nefes aldı. Sorular çoğaldıkça cevaplar da çoğalıyordu. Her biri gündelik hayatın içinden çıkıyor, ama insanca bir derinlik kazanıyordu.

Sonra bir soru daha sordu.

 — “İnsan neden konuşur?”

Mehmet

 — “Konuşmak, kalbin yükünü hafifletmektir.”

Ayşe

 — “Ama bazen en büyük konuşma, sessizliktir.”

Ali yatağında gözlerini kapatmıştı. İçinde bir ses daha yükseldi:

— “İnsanın en büyük kaybı nedir?”

Mehmet’in sesi zihninde belirdi.

 — “Kayıp, bir eşyayı yitirmek değil; kendini unutmak, kendi sesini duyamamaktır.”

Ayşe’nin cevabı ise daha yumuşaktı.

 — “Bazen kayıp, bir dostun gülüşünü hatırlayamamak olur.”

Ali derin bir nefes aldı. Sonra başka bir soru sordu:

 — “Umut nerede saklanır?”

Mehmet

— “Umut, gelecekte değil; bugünün küçük ayrıntılarında gizlidir.”

Ayşe

— “Bir çocuğun gözlerindeki ışıkta, bir annenin sessiz duasında saklanır.”

Ali’nin gözleri doldu. Sorular çoğaldıkça kalbi daha da derinleşiyordu.

Birden kendi kendine fısıldadı:

— “Sevgi nedir?”

Mehmet

 — “Sevgi, bir kelime değil; bir yükü paylaşmaktır.”

Ayşe

 — “Sevgi, sessizlikte bile anlaşabilmektir.”

O gece Ali, evinden çıkmadan; kayıpların, umutların ve sevginin sokaklarında dolaştı. Her sessiz bir soru bir kapı, her cevap bir yol oldu. Ve sabaha kadar, kendi iç dünyasında insanca bir sefer name yazdı ve zihninde canlandırarak izledi.

 

Ali sabaha karşı hâlâ uyanıktı. Gözleri tavanda, kalbi sorularla doluydu. Birden kendi kendine sordu:

 — “İnsanın en büyük yolculuğu nereye varır?”

Mehmet’in sesi zihninde belirdi:

 — “Yolculuk, bir yere varmak için değil; kendini bulmak için yapılır.”

Ayşe’nin cevabı ise daha yumuşaktı:

— “Bazen yolculuk, bir dostun gözlerine varmaktır.”

Ali sustu, sonra başka bir soru sordu:

— “İnsanın kalbi neden kırılır?”

Mehmet:

— “Kalp, beklentilerle ağırlaştığında kırılır.”

Ayşe:

 — “Ama kırık kalp, ışığı daha çok geçirir.”

Ali’nin gözleri doldu. Sorular çoğaldıkça cevaplar da çoğalıyordu. Her biri gündelik hayatın içinden çıkıyor, ama insanca bir derinlik taşıyordu.

Sonra bir soru daha sordu:

 — “İnsanın en büyük gücü nedir?”

Mehmet:

— “En büyük güç, affetmektir.”

Ayşe:

— “Ve affetmek, kendini yeniden bulmaktır.” Vesselam.

Mehmet Aluç

 

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
İçerdeki İçe Derin Bir Yolculuk

İçerdeki İçe Derin Bir Yolculuk

kul mehmet kul mehmet