Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 29.12.2025
Gölge ile sevinç Üzerine Bir Deneme
İnsanın kendi gölgesiyle karşılaşması, çoğu zaman ürkütücü
bir deneyimdir. Karanlık yanlarımızı görmek istemeyiz; onları saklar, üzerini
örter, yokmuş gibi davranırız. Oysa gölge, yokluk değil, varlığımızın sessiz
tanığıdır. Gölge ile sevinç, işte bu karşılaşmadan doğar. Karanlıkla kavga
etmeyi bıraktığımızda, onunla barıştığımızda, içimizde beklenmedik bir sevinç
filizlenir. Bu sevinç, parlak bir ışık gibi değildir; daha çok kalbin
derinliklerinde yanan küçük bir kandil gibidir. Gölgelerle dost olunca, ışığın
anlamı da değişir: artık sadece aydınlık değil, aynı zamanda kabul ve şefkat
demektir.
Gölge ile sevinç bize şunu öğretir: İnsan, kendi eksikliğiyle
barıştığında başkasının varlığını daha çok sevebilir. Kendi karanlığını kabul
eden, başkasının ışığını kıskanmaz; tam tersine, onunla birlikte parlamanın
yolunu bulur. Belki de insanca yaşamak, gölgelerimizi sevinçle taşımaktan
ibarettir. Çünkü gölgeyi reddeden, aslında kendini reddeder. Gölge sevinç ise,
kendini kabul edenin armağanıdır. Her insanın içinde bir karanlık vardır. Bu
karanlık, nefsin gölgesidir. Onu inkâr eden, aslında kendini inkâr eder. Onu
kabul eden ise, kendi hakikatine yaklaşır.
Gölge ile sevinç, işte bu kabulün hediyesidir. Nefsin
gölgesini tanıyınca, orada gizlenmiş bir sevinç buluruz. Çünkü gölge, ışığın
yokluğu değil; ışığın varlığının kanıtıdır. Gölgeyi sevinçle taşımak, ışığa
daha çok yaklaşmaktır. Tasavvuf bize der ki: “Kendi karanlığını bilmeyen, kendi
nurunu da bilemez.” Gölge ile sevinç, bu bilginin insanca adı olabilir. Hem
acıyı hem huzuru aynı anda taşımak, insan olmanın yükü ve armağanıdır. Belki de
hakikat, gölgelerle barıştığımızda açılır. Çünkü gölgeyi reddeden, ışığı da
eksik görür. Gölge sevinç ise, hem gölgeyi hem ışığı aynı kalpte taşımaktır,
vesselam.
Mehmet Aluç