Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Varış Bir Kapının Açılışı Değil Bir İç Kapının Aralanışıdır



Varış Bir Kapının Açılışı Değil Bir İç Kapının Aralanışıdır

 Varış noktası Varış noktası Resimleri, Stok Fotoğrafları ve Resimleri

Her şey aynı renge bürünmüş gibi. Günler birbirinin gölgesine karışıyor, saatler aynı ağırlığı taşıyor. Yorulmak artık bir eylem değil, bir varoluş biçimi. İnsan, kendi içindeki sessizliği bile dinleyemez hale geliyor. Çünkü suskunluk, sandığımız gibi boşluk değil; kendi başına bir gürültü. İçten içe çınlayan, görünmeyen bir uğultu. Bu gürültü, dışarıdan gelen seslerden daha yorucu geliyor. Çünkü insanın kendi içinden yükseliyor. Bir bakışın ardında, bir nefesin içinde, bir kelimenin eksikliğinde. Yorgunluk, sadece bedenin değil, ruhun da ağırlığına dönüşüyor. Ve işte o an, insan fark ediyor: Sessizlik bile bir yük taşıyor. Gürültüsüz bir gürültü, görünmez bir çığlık.

 

Yorgunluk, bazen bir taşın ağırlığı gibi değil; görünmez bir sisin içinden yürümek gibi. Adımların var ama yol görünmüyor. İnsan, kendi sessizliğini taşırken bile bir uğultu duyuyor. O uğultu, içten içe çarpan kalbin, bitmeyen düşüncelerin, söylenmemiş sözlerin sesi. Suskunluk, bir tür iç konuşma aslında. Dışarıya çıkmayan, ama içeride yankılanan bir dil. Gürültüyle dolu bir dil. Ve bu dil, insanı hem tüketiyor hem de ayakta tutuyor. Çünkü sessizlikteki gürültü, var olduğunun kanıtı. Belki de bu yüzden, en yorucu anlarda bile insan kendi içinden gelen sesle yürümeye devam ediyor. O ses, bir çığlık değil; bir hatırlatma. “Buradasın” diyen bir uğultu.

 

Yol, bitmeyen bir ağırlıkla uzuyordu. Her adımda taşınan suskunluk, içten içe çınlayan uğultu, insanı hem yoran hem de sürükleyen bir güçtü. Fakat yolun sonunda, bir varış vardı. Varış, bir kapının açılışı değil; bir iç kapının aralanışıdır. Yorucu günlerin ardından, insan kendi içindeki uğultuyu kabullenerek vardığı noktada, sessizliğin gürültüsünü artık düşman değil, yol arkadaşı olarak görüyordu. Varış, bir şehrin ışıkları değil; içteki karanlığın kabulüydü. Çünkü insan, kendi suskunluğunun gürültüsüyle barıştığında, yolun sonuna değil, yolun kendisine varmış olur.

Varış, bir son değil, suskunluğun gürültüsünü taşımayı öğrenmektir.

Yol bitse de, içimdeki uğultu beni yeniden yola çıkarır.

 

Yol, önce taşlarla başladı. Her taş, bir günün ağırlığıydı. Her adımda, suskunluğumun gürültüsü ayak seslerime karıştı. İnsan bazen kendi içinden gelen uğultuyu bastırmak için yürür; bazen de o uğultuyu daha iyi duymak için. Benim yolum, ikisini de taşıyordu. Gökyüzü griydi, ama gri bir sessizlik değil, gri bir uğultu. Bulutların altında, kendi içimdeki çığlıkları duydum. Yorucu, sıkıcı, ama aynı zamanda varlığımı hatırlatan seslerdi. Çünkü suskunluğun gürültüsü, aslında bir yokluğun değil, bir varlığın işaretiydi.

Yol uzadıkça, içimdeki uğultu bir şehre dönüştü. Her sokak, bir düşünceye... Her bina, bir hatıraya... Her köşe, bir suskunluğa büründü. Ve ben, bu şehrin içinde yürüyen bir yolcuydum. Gürültüyle dolu bir sessizlik şehrine doğru yürüyenim. Varış, bir kapının ardında değildi. Varış, yolun kendisinde gizliydi. Çünkü insan, yorucu uğultusunu taşırken, aslında kendine doğru yürüyordu. Suskunluğun gürültüsü, bir düşman değil, bir yol arkadaşıydı. Ve sonunda, yolun bitiminde bir meydan açıldı. O meydan, içimdeki uğultunun sessizce oturduğu bir yerdi. Yorucu günlerin ardından, kendi içimdeki gürültüyle barıştım. Varış, bir huzur değil; bir kabul.

Varış, bir şehrin ışıkları değil, içimdeki uğultunun kabulüdür.

Suskunluğumun gürültüsüyle kendime vardım.

Yol bitmedi, ama ben artık yolun kendisiyim, vesselam.

Mehmet Aluç

 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Varış Bir Kapının Açılışı Değil Bir İç Kapının Aralanışıdır

kul mehmet kul mehmet