Ç/alıntı bir düş demiştin hem de
yasak savar gibi meylettiğin hani, ötesiz bir kurşun askere dönüştüren o isyanı
en çok da kurusıkı sevenlerden alınan intikamı.
Metruk bir hecenin gölgesine sığındım
Ama yetmedi…
Bozguna uğramış bir imgeye tutundum
sonra
Bil ki: şiir yazmak da beni kesmedi.
Solgundu renkler
Kiminin duası soluk…
Sevimliydi göze görünen sahte
gülüşler
Lakin kapalı idi o zarfın içi
Biraz parfüm kokan yasın…
Bir de izahı olmayanın…
Omzuna yaslanacak filan de değildim
hani
Beyhude göçlerin yürek kabartan
iştahı
Zemheride saklı bir kuş misal…
Zanların yoğurduğu o müphem ihtimal
Cebbardı kim insan
Gölgesine dahi sadık olmayandan
Aldığım kadar da boyumun ölçüsünü…
Ziyan olmuş ömre ve kalan vakte kimse
ket vuran
Bilindik rüzgârın marifeti filan da
değildi hani olan
Olmazın oluru
Bazen şahit tutulası bir kabrin
doluluğu
Sancılandığı kadar hem
Mevsim ve insan
Kanayan satırların ihtimamı ile
Bir şiirden kesit
Bir hikâyeden savrulan beyit
Aşkın inkârı
Mevzu derin mademki
Matemin ihbarı
Zılgıt yiyen kuşlardan filan da sorma
beni
Mahzun güneş miydi yoksa mehtabın
Kıvancına sarılı bir matemin daha
geldik mi de sonuna
Meali kükreyen bir beyit
Aslanın midesinde saklı belki de ne
çok sunum geyik yapanların
Kibirli duruşu
Soykırımdan çıkıp da yola
Varamadığımız ihtişamlı masalların
sonu
Kelamı yitik bir derviş gibi
Selamı kayıp bir asker belki de
Nöbetini aksatmayan sefil yürek
beklemede
Zarar ziyan akla
Zinası imgelerin
Üstün serili yorgan mademki gitti
Bu hâsıl olan kavga ne diye?
Kimin derdi artık kiminleyse
En çok da kimin gücünün kime yettiği
Savruk bir nidanın şanı ya da zannı
Sancılı geçişlerin sevgiye itikadı
Mihrabı göçmüş kimi zaman
En çok da yalanların dolan miadı
O halde yola devam etmeli
Gerçeklerin o sessiz ve vakur
teslimiyeti
Yol yakınken de alabildiğine sevmeli
hem:
Ama en çok hatta sadece kendini…