
Her düş’ ün saltanatı ayrı güzel hele
ki içine düşülesi ne varsa ve işte şair, yüreği ile ahkâm kesen.
Sözcükler istifli heybemde, dile
gelmesi
Gereken mutlak ve mutluluk dolu
tamlamalar
Herkesin de kolayca anlamayacağı
Ne de olsa:
Yüreği ile b/akmalı insan
Sadece tek kişiye duyulan aşk da
değildir hani,
Sevginin ihbarı.
Çengi düğünde
Sazlar çığırtkan
Ve bir köşede ağlayan çocuklar
Ve de analar:
Hele ki yok mu o rüzgâr?
Seyyah sözcükler yeri geldi mi isyankâr
Nöbete duran gece ve şair
Efkârı çoktan yolcu etmiş
Kıyıldıkça içi insanın
Ve işte Rabbine teslim etmiş neyi var
neyi yoksa
Alametifarikası hayatın…
Duygular alabildiğine yüksek ve içten
Ön sözü varsa yoksa
İnanç ve Haktan yana
Kalibresi kayıp bir minval
Kimi zaman hayatın şakası
Ama şaka değil ki yaşamak:
Hele ki yalayıp yutmuşken sevgiyi ve
ana-yasayı
Elbet anaç
Elbet anadan babadan yadigâr.
Öğretiler başı gözü üstüne
Ne yasın muadili ne yaşın
Bazense firarda şair
Aşkla kıyama durduğu kadar
Tebessüm ehli bir zamir:
Kimi ise zalim ve kindar
Çocukluk dünde kaldı
Ve işte akıl çoğaldıkça
Ve işte insan yas ve yaş ve de acı
aldıkça:
Gel gör ki sonlanması an meselesi
Yeter ki içinde büyüsün iyiliğin ve
sevginin ağacı,
Yaşken eğilen
Ama hiçbir zaman insan karşısında
eğilmeyen…
Kimine göre ana-yasa
Kimine göre baba-yasa
Savdığı kadar başından
Ve işte sadık kaldığı kadar
Önce Rabbine sonra kendine
Kim tutar ki esen rüzgârı?
Kim bilir neyin derdi tasasında bunca
insan
Kelamın özü sözün de
Bir giz değil asla bir iz sürülesi
Mağdur ve mazlumun da tetikleyicisi…
Şairinse tek silahı elbet
Kalemin iddiası
Öncelikle tetikte olan sevginin
güncesi
En çok da sevebilirken hak edeni
Hak edenden de önce Rabbini…