İklimler seğirtti ama bildiklerinden
değil, sevgili:
Mermerden türbeler aşka layık insana
dair öznesine sadık tüm o geçip giden mevsimler.
Alabora oldu yürek
Sonsuzluk idi takılası kanat
Kıyama duran bin bir dilek
Geceyi delip geçen nefesin
Ömürdü payidar kılan umudu
Ruhtu kokusu çıkmış yalnızlığın
dumanı
Bilemezlerdi hem ne de olsa peynir
ekmek gibi severdim ben
Seyyah ruhlardan değil
Seferisi olduğum erken vakitlerin ve
sabahla hemhal
Temposu düşmeyen şu yüreğin
Ne hacet değil elbet
Hicret gibi…
Kıvanç gibi…
Sema gibi…
Ama artık takılı değil de aklıma
arkasını dönüp gidenler
Uğurlar ola dahi demiyorum
Çünkü uğuruma ve mutluluğuma
değdirdikleri nazardan da öte
Set vurdukları ket vurdukları ışıyan
önüme.
Ben ki artık tebessüm ekili
duygulardan geçiyorum
Sen ki uzaklığınla teğet geçerken de
şu koca kalbime
Ne delik ne sökük
Ben değil Yaratan dikti
Tüm yaralarımı
Makul olanlayım artık
Mendebur olanlara yer yok hayatımda
Aşksa aşk:
Sevgiyle eşelediğim toprak
Dur bakalım daha ne ki yaşım başım?
Hem ben bu güne kadar ne yaşadım ki?
Zamk misali yabani ruhlar konçertosu
Ve tek duyduğum zalimlerin vızıldayan
uğultusu
Cebimden de yüreğimden de uzak
dursunlar yeter ki
Arşı alaya çıkan bir mevsim gibi
Mevsimin de solmayan çiçeği
Olmaya adayım ben bu günden sonra
Kamil olan anlar cahilden uzak
durmalı
Seven daha iyi anlar hele ki
Varsa içinde Allah korkusu
Uğuldayan değil artık kulaklarım
Duymadığım görmediğim ne malum?
Gel gör ki tetikteyim ruhumun tüten
dumanında
Asla da keklik değilim münafıkların
çıkmadığım kadar huzuruna
Varsa yoksa anbean kıyama durduğum
Cebbar yüreğimle avlanmadığım kadar
Ar etmem kimse artık canımı yaktığım
kadar
Derdi hem anam: yıl uğursuzun
Bilemezdi bilemezdik de kimdi hangi
kâfirin uydusu
Sızan kan değil sanma ki yastayım;
Sazan misali atlamadığım kadar
yaştayım
Ant içtim kitabıma bir de anamın
mezarına
Şahlandığım kadar
Çıkan kanatlarıma yağan nurlu kar
Bil ki ayaktayım anne yeter ki er
huzura
Gün ve döngü ve iman gücü
Ölüm ve güdü ve insan olmanın
büyüklüğü
Bir gül isem artık incinmediğim
Ya da semada kayan yıldız tapındığım
sadece Rabbim
Ve işte Samanyolundayım
Ve işte lanetli güruhun dilindeyim
Ama asla bir mahzen değil asla da
kuyu
Uyumadığım kadar şafakta
Atmadığı kadar da şafağımın
Şakağıma dayalı olansa kalemin edebi
ve ebedi varlığı…