Serbest Kürsü / Atölyeden Çıkanlar
Eklenme Tarihi : 12.01.2026
Beyin Fırtınasına Devamke
Soru: Soru: Düşünsenize, yeni doğmuş bir bebeğe bakan herkes
inanılmaz bir mucize diye düşünmeden edemez. Ancak, en son ne zaman bir
yetişkine bakıp aynı şeyi düşünebilir miyiz?
A –Akılla bir yetişkine bakıp “mucize” demeyi unutmuş gibiyiz.
Çünkü yetişkinin zihni, yanlışla doğrunun birbirine karıştığı dünyalık
düşüncelerle dolmuştur. Onu ikna etmek zordur; her köşe başında bir ses, bir
fikir, bir çıkar onu kendi tarafına çekmeye çalışır. Bu yüzden yetişkinin saf
mucizesini görmek, neredeyse imkânsızdır.
B – “Böyle gelmiş böyle gider” deriz çoğu zaman. Dünyayı
düzeltmek birey olarak zor görünür. İçimizdeki burukluk, bir taş gibi
boğazımıza oturur. Yutkunuruz, ama yutkunmak çözüm değildir; sadece sessiz bir
kabulleniştir. Yetişkinin mucizesini görememek, işte bu sessiz kabullenişin bir
parçasıdır.
C –Cavidan cumbada oturur, sevgilisinin dönmeyişini zamana
bağlar. Zamanla kavga eder, yaralarını kanatır. Acıyı mucizeye dönüştürmeye
çalışır; çünkü ancak bu ağrı ona dayanma gücü verir. Cemile’nin kahkahası ise
bir tokat gibi çarpar: “Sen acı çekerken o sefa sürüyor.” İşte yetişkinin
mucizesi burada kaybolur; acı, mucizeyi örter.
D –Düşünelim bazı sorular insana saçma gelir. Bu dağda çığ
altında kalmaya benzer: nefesin kesilir, çıkış yolu yoktur. Yetişkinin
mucizesini aramak da böyledir; çığın altında nefes aramak gibi beyhude bir
çaba.
E –Elif, diyete başlamadan önce son bir kez lahmacun, kebap,
döner ve tatlıların peşine düşer. “Yarın mucizevî bir değişim olacak” diye
düşünür. Ama bugünün mucizesi, sofradaki çeşitliliktir. Yetişkinin mucizesi
belki de işte budur: küçük bir sofrada büyük bir sevinç bulmak.
F –Fırından yayılan ekmek kokusu mahalleyi sarar. Elif
koşarak gider, sıcak ekmeğe tereyağı sürer. O an, mucizeyi yeniden hatırlar:
yetişkinin mucizesi, bazen bir lokma ekmekte gizlidir.
G – Gül bahçesinde sabahın ilk ışıklarıyla açan bir gonca,
kimse fark etmese de mucizedir. Yetişkinin mucizesi de böyledir: sessizce
çalışır, sabah işe gider, akşam eve döner. Kimse “ne büyük mucize” demez, ama
aslında hayatın devam etmesi onun görünmez mucizesidir.
H – Her yetişkin, çocukken kurduğu hayallerin bir kısmını
kaybeder. Ama bazen bir bakışta, bir tebessümde, bir sabırda o kaybolmuş
hayallerin izi yeniden belirir. İşte o an, yetişkine bakıp “mucize”
diyebiliriz. Çünkü mucize, hayalin küllerinden doğan hakikattir.
I – Ilık bir rüzgâr gibi, yetişkinin mucizesi dışarıda değil
içeridedir. Çocuk mucizesi gözle görünür; doğum, nefes, ilk gülüş. Yetişkinin
mucizesi ise görünmez: affetmek, sabretmek, yeniden sevmek. İçsel yolculuğun
her adımı, mucizenin sessiz yankısıdır.
İ – İnsan, büyüdükçe mucizeyi dışarıda arar: gökyüzünde,
teknolojide, mucizevî olaylarda. Oysa mucize, insanın kendisindedir. Bir
yetişkinin hâlâ umut edebilmesi, hâlâ sevebilmesi, hâlâ yanılmasına rağmen
yeniden ayağa kalkabilmesi… İşte bu, en büyük mucizedir, vesselam.
Mehmet Aluç