Dokunmak Güneş Kadar Sıcak



Ve beklerken
İki ten arasına hangi söz sızar? 
Dokunuşun sıcağına,
hangi kelime dayanabilir? 
Gözün gördükleri arasında var mıdır dokunmanın efsunu? 
Dil döner mi müşfik bir okşayışın söylediklerine? 
Kulağa varır mı candan bir kucaklayışın sıcaklığı ? 
Bölüşülür mü ekmek gibi 
ya da su gibi yudumlanır mı 
iki sevgili el arasında ,
gelip giden okyanus?

İyisi mi dokunuş, 
kendi sözünü kendi söylesin. 
Bir tenin yüzünde dalgalansın şefkatin doyumsuz derinliği. 
Bir küçük bebe avucunda çizgi çizgi anlatsın kendini okşayış. 
Bir candan kucaklayış sarmaş dolaş olsun her kelimeyle, 
lügatleri boydan boya sarsın. 

Bıraksınlar, 
her söze bulaşsın 
dokunuşun tadı ve tuzu, sıcağı ve serinliği. 
Bıraksınlar, 
her hece her gece dokunuşların sessizliği ile 
aynı yastıkta uyusun da uyanamasın.

*

Onlar,
henüz hayatlarının ilk saatlerinde 
dokunuşun sessizliğine bulanan hecelerle konuştular. 
Birkaç dakika aralıkla geldiler dünyaya. 
Kardeştiler.
Dost idiler. 

Eski dostlar, 
Dünyada ancak saatlerle ölçülen yaşlarından da 
eskiydi dostlukları. 
Ana karnından tanışıyorlardı. 
Yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor, 
aralarından su sızmıyordu, 
ikizdiler. 

Eşittiler,
Dünyaya gözlerini açtıkları gün 
bozulur gibi oldu eşitlikleri. 
Biri gürbüz ve sağlıklıydı 
ama diğerini biraz çelimsiz 
ve rahatsız buldu hekimler.

*

Ayırdılar, 
İkizleri ayrı ayrı kuvözlere koydular. 
Hekimler hastalıklı olanın iyileşmesi için 
ne yaptılarsa olmadı. 
İstedikleri gibi, 
istedikleri hızda iyileşmiyordu. 
Beklediler. 

Hastane hemşirelerinden biri 
bebek odası kurallarına karşı koydu. 
Hasta olanı diğerinin yanına, 
aynı kuvöze yatırdı. 
Sonunda eski dostlar yine beraber olmuşlardı. 
Sağlam olanı, 
hasta kardeşinin omuzuna attı elini. 
Mümkün olsa kucaklayacaktı belki. 
Sarıp sarmalayacaktı kardeşini. 

Çok geçmedi,
Dokunuşun cana can katan iksiri, 
kucaklamanın diriltici sözleri 
etkisini göstermeye başladı. 
Hasta bebeğin kalp atışları normale geldi. 
Vücut sıcaklığı ideal düzeylere yükseldi. 
Bebek iyileşti.
Elinde avucunda olanın hepsini 
ve ancak ele avuca gelmez bir ilacı 
sunmuştu bebek kardeşine

*

Dokunuş,
yakınlığın en yalın ifadesi. 
Hasret derdinin merhemi, 
ayrılık gamının ilacı dokunuş. 
Bir olmanın kimyası, 
birlik olmanın simyası dokunuş.

Dokunmak, 
bir İsa nefesi gibi. 
Diriltiyor, onarıyor, keşfediyor, fısıldıyor, konuşuyor. 
En tanıdık sevgi sözü oluyor, 
en aşina yakınlık mesajı veriyor. 
Yakın, yalın, sokulgan ve buyurgan dokunmak.

Dokunmak, 
güneş kadar sıcak ve kolay paylaşılır. 
Dokunmak, süt beyaz aydınlıklar 
ve bol aşklar düşürür yüreğimize. 
Ekmek gibi herkesin katığı. 
Su gibi, herkese hissettirmeden sızan, 
en yakınında duran.
Mahrem, özel, sıcak, derin, anlatılmaz bir duygu. 
*

Dokunmak,
Duyuların en yüzeyde olanı. 
Bir ten teması kadar el altında. 
hiçbir kelimenin taşıyamayacağı kadar derinlerdedir. 
Hiçbir ifadenin erişemeyeceği denli 
suskun, sessiz ve sislidir. 
Gözün gördüğünden, 
kulağın duyduğundan 
ve dilin ve damağın tattığından 
öte bir şeydir dokunmak. 

Dokunuş, 
sevginin en dokunaklı sûreti. 
Şefkatin en görünür biçimi. 
Sessiz duygularımız 
Sözsüz çığlığımız. 
Yâremiz. 
Yârimiz. 
Tende ama tenden öte.
elimizde avucumuzda olanın hepsi. 

redfer

( Dokunmak Güneş Kadar Sıcak başlıklı yazı redfer tarafından 13.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu