Deneme / Hayata Dair Denemeler
Eklenme Tarihi : 14.01.2026 LAİLAHE İLLA ENTE
Nefs İslami kavramların
en önemlilerinden birisidir. Sözlükte pek çok manası olan nefis, genellikle
insanı süfli arzulara meylettirmesi ile bilinir. Bu bakımdan nefs; insanı
dünyevi, bünyevi ve süfli arzulara meylettirerek, Allah-ü Teala (cc) nın
yolundan uzaklaştıran “ŞEY” dir. Araz veya Cevherdir. Peygamber Efendimiz (sav)
Allah’a itaat yolunda nefsine karşı gelen kişileri Mücahit olarak
vasıflandırırken, bizzat kendisi de doymayan nefisten Allah’a sığınmış ve
akıllı kimseleri ise; nefsine hakim olan ve ölümden sonrası için çalışanları
ise akıllı kişiler olarak adlandırmıştır. (https://www.islamveihsan.com/nefis-ile-ilgili-hadisler.html
Nefis bir anlamda insanı
kötülüğe meylettirirken diğer anlamda ise terbiye edilen nefis ise kişiyi daha
fazla ibadete de sevkedebilir. Yani insanı insan yapan ve meleklerden ayıran en
önemli özellik nefis sahibi olmasıdır aynı zamanda.
Enbiya suresi 87.
Ayetinin yarısı şu şekildedir: LAİLAHE İLLA ENTE SÜBHANEKE İNNİ KÜNTÜ MİNEZ
ZALİMİN ("Senden başka hiçbir ilah yoktur.
Seni eksikliklerden uzak tutarım. Ben gerçekten (nefsine) zulmedenlerden
oldum" Peygamber
Efendimiz (sav) in bu duayla ilgili hadisi şerifi şu şekildedir: Sıkıntıya
düşmüş ve başı belâya düçâr olmuş hangi müslüman bu duayı yaparsa,
Allah Teâlâ mutlaka onun duasını kabul buyurur.” (Tirmizî, Deavât 81; Ahmed b. Hanbel, Müsned,
I, 170)
Bu dua Hazreti Yunus (as) un duasıdır. Yunus (as) Allah-ü Teala(cc) dan
izin beklemeden kavminden kaçmak için bindiği gemiden denize atılınca
balık(yunus) tarafından yutulmuştu. Bu sırada ilahi ilhamla bu duayı yapmaya
başlamış, balık onu kusana kadar zikretmeye devam etmiştir.
Bu dua insana kulluğunu idrak ettiren büyük bir duadır. Rivayete göre
Yunus (as)un bindiği gemi fırtınaya yakalanınca gemideki insanlar “ Gemide
sahibinden kaçan bir köle var, köleyi denize atmazsak fırtınadan kurtulamayız “
deyince Yunus(as) yaptığı hatayı anlamış ve “sahibinden kaçan kölenin” kendisi
olduğunu söylemiş ve denize atılmıştır.
Dinimiz “Söz “ dinidir. Bir cümleyle (kelime-i şahadet) Müslüman olurken
yine bir kelimeyle (la-yok) dinden çıkar ve kafir oluruz. Ebu hanife’(ra) ye
göre İman ve ibadet ayrıdır. Yani iman ibadete bağlı değildir. Hayatını
ibadetle geçiren bir kişinin son nefeste iman ile ölmesinin garantisi yoktur.
İmam Gazali (ra) de aynı fikirdedir. Gazali(ra) ye göre hayatını ibadetle
geçiren bir kişi son nefeste imansız gidebileceği gibi hayatı boyunca ibadet
etmeyen bir kişi de son nefesinde iman üzere ölebilir.
İslam dini kişinin “Abd” yani kul olduğunu bilme, bu bilinçle yaşama
dinidir. Kul olmak algımıza farklı yerleştiği için bizleri tedirgin etse de hem
dini hem de hukuki karşılığı hemen hemen aynıdır. Kul özgür bırakılmış kişidir.
Evlenebilir, evlilikten doğan çocukları özgürdür. Çalıştığı kendi kesesinedir.
Mal edinebilir, miras bırakabilir. Ama her halükarda bir efendisi vardır. Eski Hukukta
“efendi” hükümdardır. Bu yüzden Osmanlı döneminde bürokrasi de devşirme kullara
öncelik verilmiştir.
Tasavvufi anlamda “efendi” Allah (cc) tır. Bu yüzden İmam-ı Rabbani (ks)
ye göre manevi makamların en yükseği “Abdiyet-kulluk” makamıdır. Çünkü bizler
Müslüman olurken, Peygamber Efendimizin (sav) önce kulluğuna sonra resullüğüne
şahitlik ederiz.
Kulluğun temeli “acziyet” tir. Acizliğimizi göstererek yaptığımız dualar
muhakkak ki, Allah (cc) katında daha makbuldür. Acziyetimizi göstererek secde
eder, kıyamda dururuz.
Bütün dinlerde
tapınmanın-ibadetin sembolik olarak en büyük göstergesi “SECDE” etmektir.
Dinimizde de duanın en makbul olduğu zaman secde halidir. İmam Gazali “Kulun
Rabbine en yakın olduğu durumun secde hali olduğunu bu yüzden secde halinde dua
etmek gerektiğini yazar. Namaz kılarken secdeyi uzatmak uygun değildir. Bu
yüzden selam verdikten sonra secdeye kapanarak dua etmek daha uygundur.
Allah-ü Teala kulun
acziyetini dile getirerek dua, niyaz ve ibadette bulunmasından ve hayatının her
anında bu acziyetinin farkında olmasından hoşnut olur. İsra suresinin 37. Ayetinde
bu durum şu şekilde ifade edilmiştir.” Yeryüzünde böbürlenerek
yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.”
Baki selam olsun herkese.