yüzünde küllerin bacısı

ellerinde sararmış kağıt kokusu

yok artık

günü yeşil

günü ölümsüz kılmanın zamanı

o saatlerde bir efsane gibi süregelen

ganimeti yağmur kokan

bilinmezliğin uyku surlarında

yok artık uyuşturmak ölümü



saçlarında cansız gül unutkanlığı

bir kör ışık sızması

yok artık bir merhabanın sıcaklığı

şimdi o saatlerde

belki bir dağ çiçeğinin sırrından geçer gibi

belki de sonbaharı görmeden güne çatlayacaksın

bir hatıranın

çökeltileri arasından bakar gibi



yıkılmış günahlar üstüne

veremli kahkahalar üstüne

ebabil gagasından ilahi bir nakarat çeker gibi

kahverengi özlemlerle öpersin yanağından göğün

kırmızıya mayalanmış bir efkârın

dağlarında meler gibi

kalbinden bir parçayı söküp atar gibi



bakışlarında bir öykünün ikinci yarısı

yitirdiğin her damlada

kurak bir özgürlük sallar nefesin

kıvılcımlar çekilir ucuna kirpiklerin

beklemekten yorgun düşer belki de

sırtında sıratı taşıyan çöller gibi



dağıtabilir misin karanlığın yasağını

ateş böceğinin aklından geçer gibi

satır arası vitrin camlarından

en süslü yakarışlar serersin de yollarına

belki de dönmeyecektir beklenen



beyazın en ölüm zamanıdır

önce sesin silinir, sonra yüzün buğulanır

İki metrelik mekanında

kendisine ulaşacak bir duadan

medet uman ölüler gibi

kutsal bir ayette af bekler gibi




_boran



( Zeyl başlıklı yazı RamazanBoran tarafından 24.01.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu