Yumurtasız Domatessiz Bibersiz Soğansız Bir Menemen 1 Bölüm
1. FASIL: ZEHİRDEN DE BETER, ÖLDÜRÜCÜ BİR MENEMEN.
Takvim yaprakları 23 Aralık 1930’u gösterdiğinde kendisini Mehdi ilan Mehmet adında bir esrarkeş, ( Ona şimdilik Çakma Mehdi Giritli Esrarkeş Mehmet diyelim, sonra başka bir isim alacak ) yanına mahallelerde süt satarak geçimini sağlayan Sütçü Mehmet, bağlarda budama işleri yapan Nalıncı Mehmet, henüz on sekiz yaşına girmemiş olan Mehmet Emin ve aynı yaşlardaki Küçük Hasan’ı alarak Manisa’dan yola çıktı. Sonra bunlara bir kişi daha katıldı. Bu altı kişide sadece dört tabanca vardı ve dört tabanca ile laik Türkiye Cumhuriyetini devirip yerine şeriatı getireceklerdi.
Pardon unuttum, bu çakma mehdinin yanında bir de Kıtmir adını verdiği bir köpek vardı ki mehdiliğinin ispatı bu köpekti. Ashab-ı Kehf’in köpeğinin adı nasıl ki Kıtmir ise kendi köpeğinin adının Kıtmir olması da bu çakma mehdinin mehdi olduğunun delili oluyordu.(!)
Neyse efendim, bu altı kişi daha sonraki mahkeme zabıtlarında da ifade edildiği gibi Menemen yakınlarına geldiler. Burada bir zeytinlikte esrar içerek iyice kafayı buldular ve daha sonra Sabah namazı vakti Menemen’e inip direkt Müftü Camiine girdiler.
Sabah namazı kılındı. Cami cemaati henüz dağılmadan Nalıncı Hasan, Camideki yeşil sancağı aldı ve herkesi Mehdi (!) Giritli Mehmet Efendinin etrafında toplanmaya davet etti.
Giritli Mehdi Mehmet Efendi de caminin içine soktuğu köpeği Kıtmir üzerinden kendisinin mehdi olduğunu ilan etti.
Cami cemaati şaşkındı. Ne diyordu bu acayip herif?
Giritli Esrarkeş Mehdi Mehmet Efendi , caminin dışında da bağıra çağıra kendisinin mehdiliğini ilan etti ancak cami dışında başka şeyler de söyledi: Mesela şapka giymenin küfür, şapka giyenin kafir olduğunu söyledi. Halifeliğin yeniden kurulacağını, halifenin büyük bir ordu ile yola çıktığını söyledi.
Burada hemen az soluklanarak sevgili abimin bir sözünü aktarayım. Abim der ki: ‘’ Bu bilim ve teknoloji çağında bile çıkayım sokağa, kendimi evliya, şeyh hatta mehdi ilan edeyim, yarım saat içinde en az yüz müridim olmazsa adam değilim.’’
Doğrudur. Bir de 1930 yılını düşünün, maalesef çakma mehdi Giritli Mehmet’e inananlar da oldu. Bu arada da kalabalık arttıkça arttı, neredeyse tüm Menemen halkı meydana aktı.
Çakma Mehdi Esrarkeş Giritli Mehmet Efendi, ucunda yeşil sancak bulunan sırığı ilçe merkezine dikince bunu gören Jandarma yazıcısı Ali, çakma mehdiye ne istediğini sordu, o da ‘’ Git kumandanına söyle, bana top tüfek işlemez. Ben mehdiyim ‘’ dedi.
Jandarma yazıcısı Ali koştu kumandanı Yüzbaşı Fahri’ye. Vaziyeti anlattı.
Yüzbaşı Fahri, meydana gelince çakma mehdi ona da aynı şeyleri söyledi :’’ Ben mehdiyim! Şeriatı ilân ediyorum! Bana kimse karşı koyamaz! Çekil karşımdan!’’
Yüzbaşı Fahri sanki bir komutanından emir almış gibi çakma mehdinin karşısından çekildi. (Bir daha da hiç karşısına çıkmadı. Kubilay’ın kafası kesilirken bile… ) Ama bir şeyler yapması gerekiyordu. Alaydan yardım istedi.
Alay komutanı, koskoca alayda başka daha profesyonel komutan yokmuş gibi o sırada askerliğini yedek subay olarak yapan öğretmen Mustafa Fehmi’ye ‘’ Yürü aslanım.’’ Dedi.
Evet, az sonra devrim şehidi olacak olan asteğmenin adı Mustafa Fehmi’ydi ve o da çakma mehdi Mehmet gibi Giritliydi. Ama her nedense adı daha sonra mahkeme kayıtlarında hep KOPLAY olarak geçti.
Neyse efendim. Asteğmen Mustafa Fehmi’ye ‘’ Yürü aslanım ‘’ denip yanına da on er verilmişti ama tek bir mermi verilmemişti. Askerin tüfeklerinde kuş bile avlamaya yaramayacak eğitim fişekleri vardı, asteğmen Mustafa Fehmi’nin tabancası da yanında değildi. Tam bir ‘Saldım çayıra, Mevlam kayıra ‘’ durumu…
Asteğmen Mustafa Fehmi, emrindeki askerleri arkada bırakarak doğrudan çakma mehdinin karşısına çıktı. Ona derdinin ne olduğunu sordu. Çakma mehdi, Asteğmen Mustafa Fehmi’ye de aynı şeyleri yani kendisinin mehdi olduğunu, şeriatı getireceğini filan söyledi.
Asteğmen Mustafa Fehmi, çakma mehdi Esrarkeş Mehmet’in kolundan tutup ‘’ Saçmalamayın da dağılın’’ dediği anda çakma mehdi, silahını çekerek onu ayağından yaraladı. Bunun üzerine askerler silahlarına davranıp ateş ettiler ama doğal olarak çakma mehdiye hiç bir şey olmadı. Hatta tam tersine şerefsizin lehine oldu bu durum zira ‘’ Gördünüz, bana kurşun işlemiyor. Çünkü ben Mehdiyim ‘’ Demeye başladı. Askerler mehdi hazretlerine (!) silah çektikleri için çarpılacakları korkusu ile kaçmaya başladılar.
Bu arada silahlarına davranan bekçiler Hasan ve Şevki de hemen oracıkta katledildi.
Asteğmen Mustafa Fehmi yaralı vaziyette hükumet konağına gitti. Oraya sığınacaktı ama hükumet konağının kapıları yüzüne kapandı. Birileri ille de onun ölmesini istiyordu. Ya da devrim kurban istiyordu.
Evet, Asteğmen Mustafa Fehmi aynen bıçaktan kaçan kurbanlık bir koç durumundaydı ama hangi kurbanlık bıçaktan kaçabilmişti ki o da kaçabilsin?
Yaralı bacağından kanlar aka aka Kazez( Veya Gazez) Camii Bahçesine girdi. Hemen arkasından çakma mehdi Esrarkeş Mehmet de cami bahçesine girdi ve ileride Menemen Olayı sanıklarından olacak olan Ali Oğlu Hasan’ın torbasındaki testere ağızlı bıçağı alarak Asteğmen Mustafa Fehmi’nin kafasını gövdesinden ayırdı.
Yunan işgalini görmüş olan Menemen halkı Yunan gavurundan bile görmediği bir vahşeti Türk ve Müslüman olarak bildiği birinden görmenin şaşkınlığı içindeyken çakma mehdi, şehit ettiği asteğmenin kanını avucuna doldurup bir de kan içti. Kısacası vahşetin, sadistliğin, şerefsizliğin doruklarına çıkılmıştı.
Sonra?
Sonra bir ip aradı çakma mehdi.
Hemen bir Yahudi olan Hayim oğlu Josef’in dükkanına yöneldi.
Hayim Oğlu Josef korkudan dizlerinin bağı çözülmüş vaziyette istenen ipi verdi. ( İleride bu ip yüzünden idam edildi )
Çakma mehdi Esrarkeş Giritli Mehmet, hemşerisi şehit asteğmen Mustafa Fehmi’nin başını bu iple bir direğe bağladı.
Peki tüm bunlar olurken Yüzbaşı Fahri ne yapıyordu?
Rivayetler çok fazla. Kendisine ‘’ Komutanım, asteğmenin başını kesiyorlar. Bir şeyler yapalım.’’ Diyen bir ere ‘’ Durum bildiğin gibi değil. Ağzını açma, sus.’’ Dediği bile söylendi ama kesin bir şey varsa onun da ‘’ Yetişin, burada kıyamet kopuyor.’’ Diyerek 43. Alaydan yardım istemesi üzerine alaydan yardım geldiğiydi
Evet yardım geldi. Hem de ne yardım.
Nasıl bir yardım ve sonrasında neler oldu gelecek bölümde inşallah
Yumurtasız Domatessiz Bibersiz Soğansız Bir Menemen 1 Bölüm başlıklı yazı Sami Biber tarafından
03.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 11
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.