Ertelenmiş ölümler buyuruyor zaman ve
en d/okunaklı şarkılarda sür-git kelam.
İzafi sözcükler kasidesi
Belki de aşkın meşrebi:
Kimse gem vuramayan o geniş mezhebine
Ve melekler ağlıyor söylenmemiş anne
ninnilerinde
Uykular delik
Deşilen yürek.
Mağdur iklim ve yandan çarklı gemiler
Şair ise dümende gönlüne rağmen
sevebilmek
Hazzın ta kendisi en çok da safça
içinden geçen o büyülü dilek
Solgun günler alfabesi
Kırılan kemiklerin tok sesi
Ölen kadın ölen çocuk
Ve sessizce cami avlusuna bırakılan
siyah çelenk
Üstü örtülü rüyalar menkıbesi
Şair bazen çalçene bazen tutuk
Şifası Rabbinden edinebildiği tek
izlenim
Adeta yaşarcasına anne rahminden öte
bir yolculuk
Her cenin kendi kaderini yaşıyor
Cesaret bulduğu tek sav:
Kimine göre yutulur kolay lokma ya da
çelimsiz bir av…
Kükreyen her sözcük her dua
Kalıbının insanı mademki şair
Kimse gıybete duran
Kimse teferruata kaçan
Kaçmadığı kadar kendinden ve
yaşamdan:
Şair, tek nefes tek kaside tek şiir
Demlediği her gün
Damlayan ruhuna takılı musluk misali
Her açtığında boşalan o gözyaşı
Gel gör ki:
Sadece Rabbin rahmeti
Aşkla kıyama durduğu kadar şair
Külfeti değil elbet yüreği ile
yetindiği
Her gün
Ve ömür…
Yatıya kalan hayallerinse meali
İçine çekilesi o huzur
Kimselerin olmadığı kadar takati
Gücü Allah’tan şairin
Garbında günün
Şarkında ruhunun
Alabildiğine kâfir ahvali
Bazen kelaynak misali sırnaşan
Bazen yazdığı ve duyumsadığı için
Şaire sataşan
Göğün direği bir niyaz
Aşkın esintisinde saklı şair ve naz
Haiz olduğu tek serveti:
İnancı ve umudu
Tevekkül yüklü ruhu
Mutuna da kimse laf etmesin
Gel gör ki:
İzahı yok bunca yalanın
Akıbeti aşkla dolu
İbraz ettiği her günü vuku
Bulan yazılmamış her hikâye
Elbet Rabbin armağanı
Yazmayı ve yaşamayı şevkle koymuşken
başı gözü üstüne…