SUSKUN KARNAVAL
4 Şubat 2026 | Maastricht
Meydana çıktığımda yerin sertliğiyle gökyüzünün hafifliği arasında bir yerde duruyordum. Adımlarım bana ait değildi; taşların belleği yürütüyordu beni. Karşıma çıkan figürler, heykel denecek kadar suskun, insan denecek kadar canlı değildi. Bir hâl gibiydiler. Bir geçiş.
Renkleri bağırmıyordu ama fısıldamıyordu da. Gülmeyi unutmuş bir karnavalın son günü gibi duruyorlardı. Bedenleri bilerek yanlış kurulmuştu; omuzlar fazla yük taşıyor, başlar düşünceden ağırdı. Oranlar bozulmuştu çünkü hayat da burada düzgün akmıyordu. Her şey biraz eğik, biraz acele, biraz da oyundu.
Sonra ağızlarını fark ettim.
Beyaz bir kumaşla örtülüydü. Ne maske ne bandaj… Daha çok susturulmuş bir şarkının hatırası. Söylenmiş ama yarım bırakılmış bir nota. Sanki biri çoktan “yeter” demişti. Yüksek seslere değil belki, ama sürekli tekrar eden neşeye. Hep sahnede olmaya. Hep eğlendirmeye.
Bu beyazlık sert değildi. Temizdi. Buyurgan değil, yorgundu. “Artık dinlenin” der gibiydi. Karnaval bitmiş, sesler sandıklara kaldırılmış, meydan nefes almaya bırakılmıştı.
Yine de bedenler konuşuyordu. Ağızlar kapalıydı ama omuzlar, eller, yarım kalmış hareketler direniyordu. İnsan susturulunca susmaz; başka bir yerinden sızar. Duruşundan, eğiminden, bekleyişinden.
Bir an durdum. Rüzgâr heykellerin etrafında dolaşıyor, onları tamamlıyordu. Anladım ki eksik olan ben değildim; eksik olan, uzun zamandır unuttuğum bu durma hâliydi. Ne açıklama istiyordu bu karşılaşma, ne anlam. Sadece tanıklık.
Yürürken arkama bakmadım.
Bazı şeyler bakılınca donar.
Ben donmak istemedim.
Bazen en yüksek sanat, ses çıkarmamaktır.
Ve bazen bir şarkıyı gerçekten sevmek için onu susturmak gerekir.
Not:
Bu yazıda sözü geçen figüratif enstalasyonlar, Hollanda’nın Maastricht kentinde, Vrijthof Meydanı ve yakın çevresinde yer alan kamusal çağdaş sanat eserleridir. Kentin güçlü karnaval geleneği ve müzik kültüründen beslenen bu figürler, klasik heykel anlayışından bilinçli olarak uzak durur.
Eserler, tek bir anıtsal sanatçı imzası taşımaktan ziyade, yerel sanatçılar ve belediye destekli kamusal sanat projeleri kapsamında üretilmiş, zaman zaman geçici müdahalelerle yeniden yorumlanmıştır. Amaçları kalıcılıktan çok karşılaşma, düşündürme ve mekânla ilişki kurmadır.
Ağızları örten beyaz kumaşlar, eserin özgün yorumuna sonradan eklenmiş olabilecek geçici bir sanatsal müdahale olarak okunabilir; sessizlik, yorgunluk ve sahneden çekilme hâllerine gönderme yapar.
H. Çiğdem Deniz
(
Suskun Karnaval başlıklı yazı
çitlembik tarafından
2/5/2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.