Bir Köpeğin Orucu

Bugün sizlere on bir
ayın sultanı Ramazan dolayısıyla tamamen
gerçek olan bir
oruçtan, bir köpeğin
tuttuğu oruçtan bahsedeceğim.
Hemen ‘’
Köpek oruç filan
tutamaz, atma Sami
Hoca !’’ demeyin. Okuyun
hak vereceksiniz.
Efendim bu köpek aile dostumuz
Nuray Hanımın kızı
Gamze’nin köpeği.
Gamze bir iki sene
kadar önce hafif
tombulca bir kızken ve
dahi diyet yaparken
eve aldığı bu
köpeğe Gofret adını koymuş.
Böylece kendisini tombullaştıran gofret
adlı atıştırmalıktan uzak durmaya çalışmış. ( Gofret yemeye
kalktığında kendisini köpeğini
yemiş gibi hissettiği
için ) .
Nuray Hanım her ne kadar köpeğin sevimli, bazı hallerinden hoşlanıyorsa
da özellikle sık sık kıl dökmesi sebebiyle aslında bir an önce evden uzaklaştırılmasından
yana. Lakin Gamze şiddetle karşı tabii ki köpeğinin evden kovulmasına. Hatta ’’ O giderse ben de giderim ’’ Diyormuş.
Nuray Hanım da düşünüp duruyormuş.
Fırsat bu fırsat,
ikisinden birden kurtulsam mı
acaba?’’ Diye. Hatta gazetelere ’’ Köpeği ile birlikte kızımı
da alacak damat adayları aranıyor ’’ diye ilan vermek şeklinde oldukça hain ve
menfur emelleri bile varmış. Gerçi Gamze’nin çakı bir Türk subayı olan Mehmet
adında bir sevgilisi varmış ama Mehmet de köpeklerden pek hoşlanmadığı için bu
sevgililik hali her an bitebilir endişesiyle Nuray Hanım işi garantiye almak
istiyormuş.
Evet, gelelim bu Gofret’in ne özelliği var ki ben bugün onu yazımın
konusu ettim?
Nuray Hanım ve
ailesi, Ramazan Ayının başlaması ile birlikte Gofret Hanımda ( Evet o da
bir hanım ) bir takım değişiklikler farketmişler: Gofret,
Ramazanın ilk günü sabahtan
akşama kadar ağzına lokma yiyecek koymamış. Mama tabağına konan hiç bir şeyi yemediği gibi su tasına
konan suyun başına kadar gidip suyu içmeden dönüyormuş.
Bu arada Gofret’in bir ilginçliğinden daha bahsedeyim: Gofret
yenebilecek bir madde olması kaydıyla her şeyi yiyen bir köpekmiş. Mesela
kavun, karpuz, salatalık, nutella, pırasa, ıspanak, havuç, hatta benim ağzıma
sürmediğim kerevizi bile...Aklınıza ne gelirse... İşte o sebeple de Nuray
Hanım, akşama kadar Gofret’e ’’Acaba bunu mu istiyor?’’ düşüncesiyle bir sürü
değişik yiyecek alternatifi sunmuş ama Gofret hiç birine patisini bile
sürmemiş. Gamze, Gofretin en sevdiği yemek olan zeytinyağlı taze fasulyeyi
koymuş önüne, ona bile dönüp bakmamış.
Susuzluktan dili bir karış dışarıda ’’he he he ’’ yapıp durduğu halde
su da içmiyormuş onca ısrara rağmen.
Akşam olmuş. Aile oturmuş sofraya bir taraftan ezanın okunmasını
bekliyorlar iftar yapmak için, bir taraftan da Nihat Hatipoğlu’nu seyrediyorlar
televizyonda.
Bir bayan soruyor: ’’ Hocam, kadınlar da teravih namazı kılar mı?’’
Gofret ekrandaki kadına havlıyor. Sanki ’’ Ulan Allah’ın aptalı ! Hayatında
hiç teravihe giden kadın görmedin mi mahallende, sokağında? ’’ der gibi.
Gofret’in havlaması Nuray Hanımın dikkatini çekmiş. Derken bir başka
soruda Gofret daha fazla havlamış. ’’ Hocam ! Kocam öldü, ben cenazesine
gitmedim. Bunun günahı var mı?’’
Hele hele de vatandaşın biri ’’ Hocam ! Ben yeni doğmuş yeğenimin
kulağına ezandan önce Beşiktaş diye seslendim. Bunun günahı var mı?’’ Diye
sorunca Gofret ’’ Yuuuhhh ’’ Diye bağırmış.
Velhasılıkelam Gofret, insanoğlunun bu kadar çok saçmalayabilmesi
karşısında bir köpek olarak isyan etmiş adeta. ’’ Kapatın şu saçmalığı’’ der
gibi avaz avaz havlamış. ( Şimdi birileri çıkıp da köpekler avaz avaz havlamaz
’’ derse resmen infial ederim yani. )
Sonunda Ankara için iftar ve müezzinler başlamış: ’’Allahuekber,
Allahuekber ’’
Nuray Hanım az etine dolgun
olduğundan zaten zar zor tutmuş orucu. O sebeple müezzin daha ’’ Allah’’ dediği
anda ’’Ekber’’i beklemeden ’’ Bismillah deyip dalmış Allah ne verdiyse. Lakin o
da ne? Ezan okununcaya kadar ağzına lokma koymayan Gofret de dalmış su kabına.
Suyu bir güzel içtikten sonra dalmış mama kabına. Allah ne verdiyse mideye
indirmiş mama kabındaki yiyecekleri. Lakin doymamış. Bunun üzerine tencerelerdeki
yemeklerden vermişler ki ilk günün menüsü :Ezogelin çorba, nohut, pirinç
pilavı, salata. Gofret hepsinden yemiş
bol bol.
Nuray Hanımın oğlu Burak ’’ Yuh anasını satayım. Resmen annemle
yarışıyor. Biz daha bismillah demeden bu ikisi tencereleri yarıladı ’’ Diye
sitem etmiş ama Gofret’in
umurunda bile değil.
Nuray Hanım ve ailesi yemeklerini yedikten sonra üzerine bir kahve içmeye karar
vermişler ama aman Allah’ım o da ne? Gofret , Nuray Hanımın elindeki
kahve fincanına bakarak kuyruğunu
sallamaya ve pat pat
yere vurmaya başlamış. Yani resmen ’’ Ulan hani bana
kahve. Bizimki can değil mi?’’ diyor. Oysa Nuray Hanım ’’ kahve içersen kararırsın’’
Diye koskoca on dokuz yaşındaki Burak’a, yirmi bir yaşındaki Gamze’ye bile
kahve içirtmiyormuş.
Denemek için bir kaba az kahve koymuşlar. Gofret şalap şulup kahveyi de
mideye göndermiş . Öyle acı, orta, şekerli gibi bir seçeneği yok. Kahve olsun
da nasıl olursa olsun.
Sonrasında bizim bu sevimli aile başlıyor televizyon seyretmeye tüm klasik Türk aileleri gibi. Özellikle de
Ramazan ayında televizyon seyrederlerken ne
yapılır? Elbette çekirdek
çitleyip leblebi yenir değil mi? Bir taraftan da can erik, çilek, armut
gibi meyveleri tıkınıyorlar. Haliyle Gofret de onlara eşlik ediyor. Hani
becerebilse o da çekirdek çitleyecek ya bir tek onu beceremiyor.
Derken efendim gece oluyor ve yatıyorlar.
Uykunun en tatlı yerinde Gamze, yanaklarının üzerinde bir ıslaklık
hissediyor ve ’’ Yapma Mehmet. Evlenmeden olmaz. Hele de bu mübarek gecelerde
hiç olmaz. Sahura şunun şurasında kaç dakika kaldı ki’’ Diyor ama suratının
şapır şupur yalanmasının devam etmesi üzerine öfkeyle ’’ Mehmeeettt’’ Diye bağırarak
gözlerini açtığında ne görse iyi: Gofret adeta ’’Sahur vakti. Haydi kalk ’’
Dercesine suratını yalıyor.
Gamze uykudan uyanınca Gofret bu sefer önce Nuray Hanımı, sonra da
Burak abisini uyandırıyor. Burak ’’ Adriana ! Bir anda ne kadar da değiştin.
Tıpkı bizim Gofrete benzemişsin’’ Diyor gözlerini ovuşturarak. Gofret ise ’’
Sapık bu çocuk. Dinime imanıma sapık ’’ Diye geçiriyor içinden. Öyle ya günün
her saatinde hatta uyurken bile Adriana Lima düşünülmez ki. Değil mi ama? Hem
kendisi Adrina Lima’dan bin kat daha güzel.
Nuray Hanım sahur için yumurtalı patates kızartması yapıyor. Peynir,
zeytin, domates, salatalık, derken mükellef bir sahur kahvaltısı hazırlıyor.
Gofret domatese dokunmuyor. Çünkü köpekler domates ve tatlı yemezlermiş. Gerçi
Gofret her şeyi yiyor ama domates ve tatlı konusunda köpek gibi davranıyor.
Aile iştahla sahur kahvaltısını yiyorlar ama yumurtalı patates
kızartmasından yemeleri pek de mümkün olmuyor. Gofret ’’ saatlerce oruç
tutacağım, kolay değil ’’ dercesine yumurtalı patates kızartmasının oldukça
büyük bir kısmını mideye indirip üzerine de bir sürahi civarında ayran içtikten
sonra kendisi için hazırlanmış yatağının üzerinde kıvrılıyor.
İlk gün için Gofretin bu yaptıklarına bir anlam veremeyen Nuray Hanım
ve ailesi daha sonraki günlerde de Gofret’in iftar ve imsak saatleri arasındaki
zaman dışında hiç bir şey yemediğini ve tek damla sıvı içmediğini görünce
hayretle ’’Yahu bu resmen oruç tutuyor’’ Diyorlar.
Evet, bir köpek oruç tutar mı tutmaz mı işte bu soruya ancak
televizyonlarda her akşam iftar ve sahur programlarında fetva üstüne fetva
veren hocalarımız cevap verebilir ama bana kalırsa Gofretin bu davranışının en
makul ve mantıklı açıklaması sadakattır. Bunu ancak - özellikle köpeklerde var
olan- sadakatle açıklayabiliriz. Sahiplerinin gün boyu hiç bir şey yemediğini
ve içmediğini hisseden Gofret, onlar açken tok karnına yatmayı köpekliğine yakıştıramıyor.
Peki insanoğlu?
“İnsanoğlu, hele de bir
Müslüman, komşusu aç iken tok
yatmayı -bir insan olarak- kendisine nasıl yakıştırıyor?
1- Gofret Hanım
2- Gofret Hanımın iftar saatine kadarki durumu. Önündeki mamaya ve suya
dokunmuyor bile
3- Gofret Hanım orucunu açmak için ezanın okunmasını bekliyor.
4- Gofret Hanım sahurda yumurtalı patates kızartmasını mideye
indiriyor.
(
Bir Köpeğin Orucu başlıklı yazı
Sami Biber tarafından
18.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.