İnsan, kendine sığabildiği yere huzur der.
Bir gün kalbin yorulmayı bırakır.
Hayat aynı kalır,
insanlar aynı kalır,
sorular bile aynı yerde durur…
ama sen değişirsin.
Eskisi gibi açıklamak istemezsin kendini,
anlaşılmak için cümle kurmazsın artık.
Çünkü bazı şeyler anlatılınca değil,
içinde sakinleşince anlam olur.
Sabahın sesi daha yumuşak gelir o gün,
pencereyi açarsın
ve içeri giren hava ilk defa sadece havadır.
Ne hatıra taşır
ne de beklenti.
Anlarsın:
huzur, hayatın sana iyi davranması değil,
senin hayata karşı yumuşamanmış.
Kalbin kimseye yetişmez,
hiçbir şeyi tutmaya çalışmaz.
Ve ilk kez
kendini bırakmak korku değil,
dinlenmek olur.
O gün dünya değişmez…
ama sen dünyanın içindeki yerini bulursun.
Ve insan,
kendi içinde oturabildiği yere
“ev” der.