Garip Bir Hareket

Ben notumu peşin peşin yazayım da neme lazım.
NOT 1: Bu yazı, içinde fesatlık olanlar için muzır bir yazıdır. Oysa ben
tamamen masumdum.
*****
İçime kurt düşmüştü bir kere. Müdürümüz Ali Bey’in öğretmenler kurulunda
bahsettiği o garip hareketi yapan mutlaka bendim. Yaptığım hareketin
garipliğinin ve toplumumuzda hiç de hoş karşılanmayan bir hareket olduğunun
sonradan ben de farkına varmıştım ama istemeden de olsa olmuştu bir kere. Acaba
gerçekten ben miydim Ali Bey’in kastettiği kişi? Bunu öğrenmenin tek yolu vardı: O da Ali
Bey’e sormak. Ben de öyle yaptım.
-Müdürüm o, kurulda bahsettiğiniz garip hareket neymiş anlatabilir misiniz?
Ali Bey aynen anlattı, hareketi yaparak. Evet benim yaptığım hareketti.
-Peki Hocam kim yapmış bu hareketi?
-Sami Hocam yeminle bilmiyorum. Çocuklar söylemediler kim olduğunu. Ben Murat
Bey’den şüphe ediyorum. O biliyorsun tiki olan bir arkadaş. Sanırım yine tik
yaptı ve öğrenciler yanlış anladı.
- Yok hocam. Murat Bey’in günahını almayın. O hareketin faili maalesef benim ve
inanın tamamen gayri ihtiyari oldu. Çocuklara bir konuyu açıklayabilmek için
yaptıydım. Sonra ben de farkına vardım ama iş işten geçmişti.
Ve anlattım Ali Bey’e olayı.
Size de anlatacağım. Ama az meraklanın diye öyle hemen değil. Hem hareketin
nasıl bir şey olduğunu öğrenmeden önce o harekete sebep olan şartları bilmeniz
daha doğru olur değil mi? O halde bir kaç gün öncesine gidelim:
Bir kaç gün önce:....
Ali Bey:
- Arkadaşlar bu gün biliyorsunuz deneme sınavı var okulumuzda. İlçe Milli
Eğitim Müdürlüğü bu sınavları çok ciddiye alıyor. Bu güne kadar Anadolu
Lisesinin orta kısmı hep birinci oldu bu sınavlarda. Biz ise sonlardayız. Bir
şey değil de Anadolu Lisesi Müdürünün havasından gına geldi. Amaaaaa...Öğrendim
ki onların öğretmenleri okullarını başarılı göstermek için hep yardım
ediyorlarmış öğrencilerine. Bizim
başımız kel mi arkadaşlar? ( Gerçekten de Cemal Bey’den başka kel yoktu
II. Kademe Öğretmenleri
arasında. ) Biz de yardım ediyoruz öğrencilere tamam mı? Bu sefer %100
başarı istiyorum. Şu Anadolu Lisesinin havasını alalım.
Mesele tam anlamıyla bir milli mesele olmuştu. Ali Bey der de biz durur muyuz?
Yardım mutlaka yapılacak. Lakin karar verdik. Yardımı yaparken sadece ’ Şu
şıkkı işaretleyin ’ olmayacak. Çocuklara o arada bir şeyler de öğreteceğiz.
Direkt a şıkkı b şıkkı demek yok
Başlattık sınavı.
Çocuk soruyor mesela:
-Hocaaammmm Hangisi denizlerde yaşayan bir memeli hayvandır diyor?
-Şıklar?
a) Balina b) Hamsi c) Istavrit d) Hiçbiri.
- Eeee yapamadın mı bu soruyu?
-Yaptım hocam yaptım... Hiçbiri...d şıkkını işaretledim. O kadar belgesel
seyrettim o balıkların hiç birinde meme filan göremedim
- Sen yine de a yı işaretle.
-Hocaaammmm... Hangisi yer altı zenginlik kaynaklarından biridir diyor?
-Şıklar?
-a) Patates b) Yer elması c) Petrol d) Solucan...Hocam bu soru yanlış bence.
Hepsi de yeraltı zenginlik kaynağı.
-Evladım yiyecek maddesi olanları eleyin.
-Hımmm anladım ..Solucan… Yer altı
zenginliğimiz solucan
-Çüş evladım..Çüüüüüşşşşşş...
Tabii ki bu konuşmalar zayıf öğrencilerle geçiyor...Çalışkanlar çoooktan
işaretlemiş bu soruların doğru cevabını
-Hocam ! Pirinç nerede yetişir diye soruyor.
-Bak yavrum ben dünyanın kıtalarını sayacağım. Son ikisinde pirinç çok yetişir.
Sayıyorum : Amerika, Asya, Amasya, Tosya. Anlaşıldı mı?
-Anlaşıldı hocam d şıkkı Amasya - Tosya...
- Hocam...Canlıların boşaltım organı?
- Evladım gözle görülebilen en parlak gezegen hangisiydi? Daha yeni
söylemiştim.
-Venüs hocam.
-Sorunun şıklarında venüs ile kafiyeli olanı hangisi?
-Anüs
-O halde cevap neymiş anladınız değil mi?
Anladık hocam b şıkkı.
Sıra geldi benim o hareketi yapmama sebep olan soruya:
- Hocaaammm soruda bir Osmanlı süsleme sanatı olan ve Oyulabilecek nitelikteki
herhangi bir malzeme üzerine, istenilen şekillerde oyarak açılan yuvalara,
diğer bir maddeden, oyulan şeklin aynısından kesilmiş parçaların
yerleştirilmesi işi aşağıdakilerden hangisidir’ diyor.
Soru benim branştan. Şıklara baktım tamam. Öyle beleşe konmak yok. En azından
sanatı anlasınlar.
-Çocuklar ! Şimdi bana iyi bakın. Bir yüzey yapıyoruz. (Sol elim bir yüzey
oluyor önce) O yüzeyde bir oyuk açıyoruz. ( Yine sol elimin baş ve işaret
parmağını daire şekline getiriyorum ) İşte bu oyuğa genellikle bir mücevherat
yani zümrüt, elmas gibi değerli taş yerleştiriyoruz. ( Sağ elimin işaret
parmağını o yuvarlak içine sokuyorum ) Sonraaaaa yerleştirdiğimiz mücevher
oraya tam yapışsın diye üzerine vuruyoruz. ( Sağ elimi şamar yapıp sol elimle
yaptığım yuvarlağın üzerine şaaakkk diye yapıştırıyorum )
Bütün sınıf feci halde gülüyor. Bende jeton hala düşmemdi.
-Ne yaptık şimdi çocuklar? Taşı o çukura ne yaptık?
-Kaktık hocam.
-O halde bu sanat neymiş?
-Tamam hocam anlaşıldı: Kakmacılık.
-İşaretleyin o halde.
Kısacası ‘’Sayın Müdürüm ! Murat Bey’in bir suçu, kabahati yok. O beden dilini
yanlış kullanan benim.’’
Diyorum ya Ali Bey ’şaakk’ dan sonra çoktan kopmuş. O kısmı duymuyor bile gülmekten.
Öğretmenlik hayatım boyunca Heredot’tan, imparatora, baba’dan Kanuni’ye
kadar pek çok lakapla anılmıştım ya kaderde emekliliğe ’ Kakmacı Sami Paşa ’
olarak adım atmak da varmış. O günden sonra bayan öğretmenlerin merakla bakan
gözleri önünde diğer öğretmenler bana hep
‘’Hocam şu Osmanlı süsleme sanatının en önemlilerinden olan kakmacılığı
uygulamalı olarak anlat da bir dinleyelim’’ dedi durdular. Bir daha anlatır
mıyım tövbeler tövbesi...
(
Garip Bir Hareket başlıklı yazı
Sami Biber tarafından
23.02.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.