Çanakkale 1915- 2. Bölüm- Netekim-
ÇANAKKALE 1915- 2. BÖLÜM- NETEKİM-
Efendim, ben bu
yazı dizimde Çanakkale
Savaşlarını, bu savaşlarda
kimlerin ne kadar rolü
olduğunu anlatmayacağım. İşin o kısmını
her yerde bulabilirsiniz. Ben Çanakkale
Savaşları ile ilgili
daha farklı şeylerden bahsedeceğim
O halde başlayalım.
1- ‘’ Çanakkale Savaşı ‘’ Yanlıştır.
Doğrusu ‘’Çanakkale Savaşlarıdır.''
Neden Çanakkale Savaşlarıdır
peki?
Çünkü Çanakkale’de savaşlar
önce 1915 Şubatında İtilaf
donanmasının Çanakkale
önlerine gelmesiyle başlamış,
sonra 18 Mart
sabahında Çanakkale Boğazını
donanma ile zorlamışlar ama 7
gemilerini kaybederek ve ‘’Çanakkale Geçilmez’’ diyerek geri
çekilmişlerdir.
2- 18 Mart 1915’de Düşmana karşı önemli
bir zafer elde
edilmiştir ama maalesef bugün
Çanakkale Zaferi 18
Mart’ta kutlandığı için herkes
18 Martta yani
sadece bir günde her şey
oldu bitti zannetmektedir ki,
görev yaptığım bir
okulda tüm öğrencilere
bu konuda bir konferans verdikten
sonra bir öğretmen
arkadaşım ‘’ Aaa ben
bilmiyordum. 18 Martta her şey oldu
bitti sanıyordum ‘’ Demiştir.
Yani maalesef Çanakkale
Savaşlarını bilmiyoruz. O sebeple
de bazı cahiller ‘’ Mustafa
Kemal, Çanakkale Savaşında
yoktu diyorlar.
Bir bakıma doğru.
18 Mart’ta kazanılan zaferde Mustafa Kemal
yoktu. Henüz savaşa
fiilen katılmamıştı.
3- Kafanız karışmasın.
Çanakkale’de savaş 18
Mart’ta bitmedi tam
tersine 25 Nisan 1915’de yeniden
başladı ki asıl
Çanakkale Savaşı işte
bu karada yapılan ve 9 Ocak
1916’ya kadar süren savaştı.
İngilizlerin On binlerce
Anzak’ı ‘’ Gidin de geberin ‘’ diye karşımıza
diktikleri tarih 25
Nisan 1915’di [ Tam bir gün öncesini
Ermeniler hâlâ Ermeni
Soykırım Günü olarak
anarlar. Onun hikayesi
ise çok başka ve uzundur
ve dahi anlatmışımdır daha önce. ]
Eğer siz Çanakkale Zaferi= 18 Mart
1915 derseniz karada dokuz aya yakın süren
savaşları, inkar etmiş olursunuz.
Oysa asıl kıyamet karada koptu.
Çanakkale Savaşlarının zafere döndüğü tarih
9 Ocak 1916’dır. Bu
tarihte Çanakkale’de tek bir düşman
askeri kalmamıştır.
Sanırım niçin
Çanakkale Savaşı değil de
Çanakkale Savaşları dediğimi de
anlatmışımdır bu arada.
Çanakkale Savaşlarıdır çünkü
bu savaş önce deniz
savaşları olarak başlamış,
sonra kara savaşları olarak
devam etmiştir.
4- Çanakkale Savaşlarında 253. 000 Askerimizin şehit düştüğü
söylense de MSB arşivlerine
göre isim isim
tespit edilen şehit sayısı
58.000’dir. ( Ancak tabii ki
bu rakam da
kesin şehit sayını
vermez bize. Yine
de 253.000 rakamı
abartılıdır ama ben
de kullanırım zaman
zaman.)
Bu arada ilave edelim.
Gerek bizim tarafın
gerekse karşı tarafın
kayıp vermesinin en önemli sebebi
elbette ki en başta düşmanın
silahlarıdır ama bir
o kadar da dizanteri ve tifo
yüzünden kayıp vermiştir
her iki taraf da.
5- Çanakkale Savaşlarında askerimiz
şekersiz üzüm hoşafıyla
mı beslenmiştir?
Efendim bu da çok
dillendirilen bir konudur
sosyal medyada. Lakin bu tür
paylaşımların birinin altında Sene
1917 ibaresini gördüğüm
için diğer paylaşımlar da pek
inandırıcı gelmiyor. Çünkü
1917’de Çanakkale Savaşları
çoktan bitmişti.
6- Çanakkale Savaşları dünyanın
o güne kadar gördüğü, o
günden sonra da asla
göremeyeceği çok acayip bir
savaştır zira Mustafa
Kemal’in de anılarında
anlattığı gibi karşılıklı siperler
arasındaki mesafe yer yer sekiz
metreye kadar inmiştir.
Yani her iki taraf da
siper kazmak için
karşı tarafa izin
veriyor, siperler kazılırken
birbirlerine saldırmıyorlar. Hatta
biz onlara yoğurt,
yufka ekmeği veriyoruz
onlar bize çikolata,
konserve…
7- İtilaf Kuvvetleri arasında
sadece Anzaklar yoktu.
İngilizlerin, sömürgelerinden topladıkları
Müslümanlar da vardı. (
Özellikle Hindistan Müslümanları ) Bunlar bizim
tarafta ezan sesini
duyunca derhal bizim
tarafa geçip bizim imamımızın
arkasında saf tutup namaz
kılıyorlar, hatta İslam aleminin
selameti ve huzuru için
dua ediyorlardı ama daha sonra yine İngilizlerin yanına
geçip, selameti için dua
ettikleri Müslüman- Türklere
kurşun sıkıyorlardı. O
sebeple Çanakkale Savaşlarına ‘’Centilmenlerin Savaşı ‘’ da dendi.
Evet, Conilerle kardeş
kardeş savaşıyorduk. Öylesine bir
centilmenlik hakimdi ki
neredeyse biz ya da onlar ‘’ Çok
özür dilerim kardeş.
Seni öldürdüm ama
umarım canın yanmamıştır’’ diyecektik birbirimize; Mehmet Akif’in
dediği gibi sırtlara, vadilere
sağnak sağnak kafa, göz, gövde, bacak,
kol, çene, parmak, el, ayak yağarken.
*****
Peki bu savaş her ne
kadar ‘’ Centilmenler Savaşı
‘’ olsa da Mustafa
Kemal, zaferden sadece 18 sene sonra ( Ya da
19 sene sonra ) 1934 Yılında
Çanakkale’de yaşadıklarını unutmuş
olabilir miydi? Her şeyi unutsa
bile okullarını kapatıp cepheye
koşan ve şehit olan on beşlileri
unutması mümkün müydü?
Mümkün değildi elbette
ama gelin görün
ki. 25 Nisan 1985 Tarihinde Çanakkale’de -her yıl anılan Anzak
Gününde- birdenbire bazı
şeyler değişti.
Ne mi değişti açıklayayım:
1- Anzakların 25 Nisan
1915’de Karaya çıktıkları
ve o güne
kadar Arıburnu Sahilleri
olarak bildiğimiz sahillerin adı, her
hareketiyle sözde Mustafa
Kemal’i taklit eden
Mustafa Kamil Zorti
tarafından, yani maalesef Türkiye’nin
Cumhurbaşkanı olan
Atatürkçü(!) Kenan Evren tarafından ANZAK
KOYU olarak değiştirildi
NETEKİM
Ama bu
kadarla sınırlı değildi
olay.
2-Adı artık ANZAK
KOYU olan bu
sahilin tepelerinde bir noktaya
bir anıt dikildi
ve o anıtta
yazıldığına göre Mustafa Kemal Atatürk, Anzakları kastederek ‘’ Conilerle Mehmetler
birdir. ‘’ Diyordu NETEKİM
NETEKİM
bugün hâlâ artık
adı Anzak Koyu olan
o topraklardaki anıtta
aynen şöyle deniyordu:
Biz tarih Öğretmenleri,
bize ezberlettirileni tekrar ediyorduk.
‘’ Çocuklar ! Atatürk, 1934’de İngiltere Kraliçesine
hitaben yazdığı mektupta demiştir ki:’’
“BU MEMLEKETİN TOPRAKLARI ÜSTÜNDE KANLARINI DÖKEN KAHRAMANLAR!
BURADA
BİR DOST VATANIN TOPRAĞINDASINIZ. HUZUR VE SÜKÛN İÇİNDE UYUYUNUZ. SİZLER,
MEHMETÇİKLERLE YANYANA, KOYUN KOYUNASINIZ. UZAK DİYARLARDAN EVLATLARINI HARBE
GÖNDEREN ANALAR! GÖZYAŞLARINIZI DİNDİRİNİZ. EVLATLARINIZ, BİZİM BAĞRIMIZDADIR.
HUZUR İÇİNDEDİRLER VE HUZUR İÇİNDE RAHAT RAHAT UYUYACAKLARDIR. ONLAR, BU
TOPRAKTA CANLARINI VERDİKTEN SONRA, ARTIK BİZİM EVLATLARIMIZ OLMUŞLARDIR.”
Zavallı öğrencilerimiz, hatta
bu metni bizden dinleyen zavallı öğretmen
arkadaşlarımız hüngür hüngür
ağlardı. Biz de hislenirdik tabii
ki başlardık hüngür
hüngür ağlamaya..
Aaaah ahhh. 1934
Yılında İngiltere’nin başında
bir Kraliçe değil de
bir kral olduğunu
bilseydik, anıtın
bir
yüzünde Türkçe, öteki
yüzünde İngilizce olarak
yazılanların tam olarak yukarıdaki
gibi olmadığını bilseydik
o göz yaşlarını döker miydik acaba
yine?
En azından o
anıtta Atatürk’ün ağzından
‘’THERE İS NO
DİFFERENCE JOHNNİE’S AND
MEHMET’S ( ‘’MEHMETLER VE CONİLER
ARASINDA FARK YOKTUR ‘’ Dendiğini bilseydik
tek damla göz
yaşı döker miydik?
******
Eveeet şimdi geldik
zurnanın zort dediği
yere
‘’ Çanakkale Zaferinin 111.
Yılını kutladığımız… ‘’ diye mi
başlasam kutlamaya yoksa
‘’ Çanakkale Zaferinin
110. Yıl dönümünü kutladığımız
bu günde ‘’ diye mi başlasam?
En iyisi
yılı-ayı hiç karıştırmayalım. Zira biz
18 Martı Zafer
günü olarak kutlarken
Anzaklar 25 Nisanı
hem de taaa 1916’dan
beri Bayram olarak
kutluyorlar.
*****
18 Mart
1915’de Çanakkale Boğazını
düşman için geçilmez
kılan, 9 Ocak
1916’da ise Çanakkale’de
tek bir düşman
koymayan muhterem atalarımızın
hepsinin aziz hatıraları
önünde saygıyla eğilirken tüm
şehitlerimize ve gazilerimize
Yüce Rabbimden rahmet
diliyorum
- Yorumlar 17
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.