Gönül Çölünde Bir Kuş


Bu satırlar, kelimelerin ışığında
gönle dokunmak için yazıldı. Her menzil bir iç kapı, her kapı bir dokunuş…
Ayrılıktan özleme, özlemden insanca buluşmaya uzanan bu yolculukta, ben sadece
bir yolcuyum; kelimeler ise yolun kendisi diyerek başladım yazmaya.
Bir zamanlar, kalabalıkların ortasında yalnızlığını taşıyan
bir adam vardı. Adı yoktu, çünkü herkes ona farklı bir isim verirdi: kimi
“yolcu” derdi, kimi “suskun”, kimi de “umut”. O ise kendi içinde sadece bir ses
duyardı: “Gönlünü dinle.” Bir gün, içindeki yorgunlukla bir çölün kapısına
geldi. Çöl, ayrılıkların ve özlemlerin kumlarından örülmüştü. Her adımda
ayakları batıyor, ama kalbi hafifliyordu. Çünkü her kum tanesi, geçmişte
söylenmemiş bir sözün yankısıydı.
Tam çölde kaybolacağını sandığı anda gökyüzünden bir kuş
indi. Kanatları ışıkla dokunmuş gibiydi. Kuş ona şöyle dedi.
— Senin yükün
kelimelerden yapılmış. Onları bırakmazsan yol bulamazsın.
Adam, yıllardır sakladığı kelimeleri bir bir çöle bıraktı:
“özlem”, “kırgınlık”, “umut”, “sevda”… Kumlar bu kelimeleri yuttu, ama gökyüzü
parladı.
Kuş tekrar konuştu.
— Artık boşsun. Boşluk korkutmaz, çünkü boşluk yeni bir
şarkının doğumudur.
Adam, gökyüzüne baktı ve ilk kez kendi adını duydu: “İnsan.”
O anda anladı ki, bütün yolculukların menzili tek bir kelimeye varıyordu: dokunmak.
Ayrılığın Kapısı
Adam çölde yürürken ilk kapıya rastladı. Kapı, paslı bir
demirden yapılmıştı ve üzerinde tek bir kelime yazıyordu: “Ayrılık.” Kapıyı
açtığında içinden eski dostların yüzleri, yarım kalmış cümleler ve vedaların
yankısı döküldü. Adam anladı ki ayrılık, aslında bir başlangıçtır; çünkü her
gidiş, yeni bir yolun işaretidir.
Uzakların Çölü
Yol onu daha derin bir sessizliğe götürdü. Çölün ortasında
hiçbir ses yoktu, sadece rüzgârın taşıdığı uzak hatıralar. Adam, bu sessizlikte
kendi kalbinin sesini duymayı öğrendi. Uzaklık, aslında içteki yakınlığı
hatırlatan bir aynaydı.
Özlemin Vahası
Tam tükenmek üzereyken karşısına bir vaha çıktı. Vahada su
değil, kelimeler vardı. Her damla bir sözdü: “Seni bekledim”, “Unutmadım”,
“Buradayım.” Adam bu sözleri içti, kalbi serinledi. Özlem, insanı tüketmez;
aksine yeniden diriltir.
Dokunuşun Şarkısı
Son menzilde gökyüzü açıldı. Kuş geri döndü ve ona bir şarkı
söyledi. Şarkının nakaratı tek bir kelimeydi: “Dokun.” Adam anladı ki bütün
yolculuk, gönüllere dokunmak içindi. Çünkü insanca olan tek şey, bir kalbi
diğerine değdirmekti, vesselam.
Mehmet Aluç
Yazarın
Önceki Yazısı