Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bomboş Vagonlar Ve Sessiz Hikayeler

Bomboş Vagonlar Ve Sessiz Hikayeler
Bomboş Vagonlar ve Sessiz Hikâyeler

31 Mart 2026

H. Çiğdem Deniz

Birkaç ay önce Leydi Em, Eskişehir’de açılacak olan bir sergiden bahsetmişti. Koordinasyon tamamen onun elinde şekillenecek; on beş kadın sanatçı bir araya gelerek baskıresmin örneklerini sunacaktı. Konusu ise Ekolojik Yas ve Umuttu. O gün, onun yanında olacağıma dair bir söz vermiştim.

Ve şimdi, tüm şartlar bu sözümü gerçekleştirmek için kendi yolunu bulan bir akarsu gibi bir anda oluşuverdi. İşte burada esas oğlan devreye giriyor: Eskişehir’de yaşayan Samet’im. “Gel anneciğim,” diyerek lambadaki cin misali üç dilekten birini gerçekleştirmiş oldu.

Engin, arabanın kontağını çalıştırırken bile söyleniyor: “Bu kadar yiyecek… kesinlikle size Ağrı’ya kadar gitseniz bile yeter!” Esas abartan ben miyim, yoksa Karakaşlım mı, bilemiyorum sevgili güncem.

Ne yazık ki gar çevresinde, yolculayacakları da karşılayacakları da rahat ettirecek bir park alanı yok. Engin, kaldırıma özenle yanaşırken yine söyleniyor: “Bu vurdum duymazlık ne zaman biter?” yüzünde sıkıntı belirgin. Ben de, kimin kılı kımıldıyor diye cıklıyorum, can sıkıntısıyla… Ama o anda gözlerim bir kez daha tarihi binaya takılıyor ve hayranlıkla bakıyorum. Duvarlar, 1890’lardan beri kaç vedaya tanıklık etmiş, sanki her taş bir sır fısıldıyor.

İçeriye giriyoruz. Deri koltukların üzerinde oturan insanlara ve bilet kesen memurların telaşsız görevlerini yapışlarına dikkat ediyorum. Her şey sakin bir ritimde akıyor; sanki zaman burada yavaşlamış gibi. Bir an duruyorum, garın yan duvarındaki yazıya görür gibiyim: “Balıkessir.” İlk yapıldığı günden beri orada; Fransızların kendi dil yapılarına göre telaffuz etme şekilleriyle.1890’lardan beri burayı bekleyen trenlerin, vedaların ve kavuşmaların sessiz tanığı… Cumhuriyet’in ilk adımlarını ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın bölgeye kattığı düzeni düşünüyorum. Her taş, her pencere pervazı bir hikâye taşıyor: bekleyişler, heyecanlar ve sessiz uğurlamalar…

Leydi Em, bizi görünce oturduğu banktan heyecanla kalkıyor. O yumuşacık gülümsemesi, parıldayan gözleri ve pastel tonlardaki fuları öyle içten ki, hemen içimi ısıtıyor. Geçen yıl doğum gününde hediye ettiğim lacivert ve kırmızı renklerdeki minimal küpeler hâlâ kulağında; dikkatimden kaçmadı.

Dudaklarım memnuniyetle gülümseme eylemine geçerken, tren raylarının üstünde bize doğru yaklaşışı, yaprakların hafif hışırtısı, kuşların kanatlarını çırpışı ve hareket memurunun neşeli düdüğü etrafı dolduruyor. Tren homurtusu, adımların ritmi ve çevredeki hafif uğultu, buluşmamızın coşkusuna eşlik ediyor; sanki her ses, bu anı kutlamak için bir araya gelmiş. Leydi Em’in heyecanla bana doğru gelmesiyle tüm hareket ve sesler birleşiyor; trenin ritmiyle uyumlu bir senfoni gibi etrafı sarıyor.

Leydi Em’in ve benim şaşkınlığımızın nedeni, bulunduğumuz trenin neredeyse bom boş olmasından kaynaklanıyordu. Yolculuk sırasında, fıslayarak ve büyük bir gürültüyle açılıp kapanan kapılardan geçerek yemek vagonunu ararken fark daha da belirginleşti. İkimizde de hayal kırıklığı yarattığını itiraf etmeliyim; Leydi Em’in bana soğuk bir bira ikram etme planları suya düşmüştü.

Ve biraz önce bahsettiğim ünlü yazar Ayfer Tunç’un Kapak Kızı romanındaki karlı Ankara–İstanbul yolculuğu gibi, biz de ilk baharın yeşilin her tonunu barındıran Balıkesir’den bozkıra doğru seyre dalarak ilerliyorduk raylar üzerinde.

Yemekli vagonda yollarımızın kesişme imkânı yoktu belki. Karakterlerimiz, az sayıda olsa bile, yine de sorun yoktu. Tam o anda jilet gibi lacileri çekmiş kompartıman görevlisi, tıslayarak açılan kapıdan içeri girip gevşek bir şekilde “Kızlar!” diye hitap ederek dakka bir gol bir ilk gafını yaptı. Leydi Em’in yüzünü görmesem de hislerimiz aynı olmalıydı: şaşkınlık ve kararsızlık aynıydı.

İç sesim birden dile geldi; bu yolculukta bireylerin yalnızlıkları, korkuları ve toplumsal maskelerini, doğru değerlendirmelisin... Bozkıra doğru ilerleyen trenin atmosferinde her ihtimali düşünüyordum. Kadına şiddetle karşılaşma olasılığı.

Karanlık bir tünele girince, sırtım ürperdi; bir el hareketiyle bu düşünceleri kovdum.





Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Bomboş Vagonlar Ve Sessiz Hikayeler

Bomboş Vagonlar Ve Sessiz Hikayeler

çitlembik çitlembik