
Terk edilmiş düşler meclisi…
Bense sorguluyorum haizi olduğum
aidiyeti
Kefil olsam bile kendime
Ödemesi geciken bir borç misali
İçerlediğim şu dünya ahvaline
Elbet tensiye ettiğim birkaç dost
Muhabbet ehli
En çok da sadık Rabbine
Gel gör ki:
İndinde ömrün
Kifayetsiz kaldığım şu sefil döngünün
Ve insan denen mahlûkatın
Eğilmiyorum asla önünde
Ederim Allah katında
Paye verilmediği kadar cihanın
huzuruna
Çıktığım kimliğim:
Öncelikle insanlık iken neşrim ve
nesrim
Kılığım kıyafetim her ne kadar
muteber olsa da
Titizlenemediğim varla yok arası
Ve işte eziyet çektiğim
Bir meydan muharebesi
Dingili kırık üç beş tayfun misali
Çökerten dilemması kâfirin
İddiaları o ki:
Hiç olmadığım kadar dirayetsiz ve s/afiyetim
Arzı endam eden gün
Hükmedene tabi olduğum şu ömrün
Vadesi dolsa keşke ah, dolsa
Zerre itibarım yok düşmanın
sofrasında
Ki
Önüme konan her lokma
Hakkım ve helalim
Bir de edebimle yaşadığım mabedim
Esefle de sövdükleri mahremim
Gonca olsam ne ki?
Ya da ezilen gül vasfımla
Haizi olmadığım servetin
Kimin ise umurunda
Acı ve açı misali
Bazen dar bazen geniş
Ve işte ferahın yolu
Geçerken de surelerden
Bilinmeze vakıf Rabbin
Dergâhına yolcu olmalıyım
En çok da İnşirah ferahlığında
Gayb âleminin yoktur inkarı
İnancım Rabbe ve meleklere
Yoktur da şu sefil kulun iddiası
Yalan olmadığım kadar
Yalanlara inananlara etmediğim tamah
Ruhuma ve aklımı sunuldu mu da iftira
Eşrafın tükenmez nefreti
İsyanım ki zalime
İltifat etmediğim bir Allah’ın kuluna
Mekânım ve meskenim olsa keşke cennet
Ki razıyım ölüme
Acım ve açım kurtuluşum
Açtığım kalbim kurşunlanan
Ve kurşun ağırlığında yüküm
Esefle saldırana da geçmez iken sözüm
Endamı yitik addedilse de özüm
İtirafım ve gerçeklerim
Gerçek ve haklı olduğum kadar Allah
yolunda