Habil İle Kabile Gönderme...
Sözcüklerin ve de duyguların önemsiz
olduğu gerçeği elbet ön yargıların çoktan tahliye ettiği gerçekler gerçekliği.
İnancın işlevi ve de üzgünüm lakin
inanç da yerle yeksan edilmiş o temel gerçek ve hunharca katledilen doğrular en
başta paranın alım gücü kadar paranın doğrular ve hakkaniyet ile yer
değiştirdiği.
Edebi bir mefhum ve de ebedi.
Çokların ve çokluğun gücü.
Hangi t/arafta olursan ol ve işte
kadere yüklenip, kaderini yaşayacaksın demek kadar da alçakça bir taarruz çünkü
kadere müdahale edenlerin temeldeki işlevi o:
Yeter ki göz koysunlar senin sahip
olduklarına kafaya da koysunlar tabiri caizse seni kafaladıkları kadar da o
sakin o kendinden emin ve kibirli duruş ile nasıl da eminler maçı
kazanacaklarına.
Ya da savaş mı demeli?
Bir tarafta ölüm kalım savaşı veren
birileri…
Diğer tarafta gününü gün eden.
Ve de aile denen mefhum:
Üzgün filan da değilim artık değerler
hak görmediği için hakkıyla hayatı yaşatmadıkları için ve topu Tanrıya
attıkları:
Ettin buldun.
Ölüm ve de ölüm gerçeği:
Bir insanın vefatı hele ki bir
annenin kaybı.
Eğer ki bu bile önemsiz bir detaysa
ise birilerinin hatta çoğunun gözünde indinde.
Ailesi için dünyayı karşısına alan
bir evlat.
Ve diğer tarafta ölüm vuku bulmadan
mal derdine düşen gününü gün eden bir insan…
Çekincelerim var ya da yok:
Aslında evlat müsveddesi demem
gerekirken ben saklı tuttuğum tüm saygımla bir insan dedim ve işte şimdi gerçek
evlatlara olan saygımla diyorum ki:
Evlat müsveddesi.
İki taraf karşı karşıya.
Caka satan hayatını ve tüm sefasını
sürerken bir de eziyetin dik alası ki bir anne yüreği ne için atar?
Bir anne kim için yaşar?
Nihayetinde de yorgun kalbi dayanamaz
ve kapatır gözlerini.
Bunu yaşadım.
Bana yaşatılanın bin katını
yaşayacaktır diye de ümit ediyorum.
Ve annemin tüm sorumluluğunu hele ki
şu son dört yıl zarfında üstüme alırken üstelik tüm defin işlemlerinden tutun
da onun soğuk bedenini yaşlar eşliğinde yıkarken bir an olsun bile kendimi
düşünmedim.
İsyanım var.
İtiraflarım var.
Kabul görmemekse sonuç yine yeniden
itirazım var.
Hakka hukuka olan inancım var en
başta kendime.
Cami avlusunda mutluluk tablosu
sergileyenlere cevabı da elbet verecektir Üst Mahkeme Üst Adalet.
Mezarlık tapusu bende iken defin
işlemini benim yapmadığımı söyleyen tarafa beyanım var.
Sessiz kalmama sebebiyet veren koşullar
ve işte artık birilerinin dur demesi gereken sınırları çoktan aşan…
Aile birliğine olan inancım yittiği
için üzgünüm ve de kan bağına olan.
Ve ne kadar doğru hatta tek doğru:
Allah iki çift gözün bakışından
ayırmasın.
Habil ve Kabil ise aslında her şeyin
başlangıcı imiş ve ne yazık ki yaşadıklarımı saklayıp da kendime mezar yaptığım
hayatım daha da beteri hayatımı benden çalmak istedikleri yetmezmiş gibi neyim
var neyim yok soyup soğana çevirdikleri.
İnancımı saklı tutuyorum ama kimden
yana?
Adalet.
Hukuk.
Devletim…
Ve bu güne kadar koruduğum uğruna
mücadelesini verdiğim her şey meğerse ne içinmiş?
Sadece aile birliği bozulmasın ve de
katlanmak adına o şiddete bir ömür en başta psikolojik şiddet ki fiziksel
şiddete de evrilen…
- Yorumlar 4
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.