Nemrutun İzinde Ekolojik Yas Ve Umut
Nemrut’un İzinde - Ekolojik Yas ve Umut
2 Nisan 2026
H. Çiğdem Deniz
Serginin yapılacağı müzenin önünde araba yavaşça durdu. Samet’im, buradaki işlerini halledip açılış saatine yetişmeye çalışacağını, yüzüne minik bir tebessüm kondurarak söyledi. Yağmur yağıyordu ve ben yağışlı günleri her zaman sevmişimdir. Toprağın o kendine has kokusu, küçük su birikintilerinde çoğalan ağaçlar, gökyüzünün yere inmiş gibi görünmesi… bunların hepsi bana doğanın kendi sergisini kurduğunu düşündürür.
Mavinin ve siyahın uyumunu taşıyordum o gün. İnci seçimim zarif bir dokunuş katmıştı, minik çiçekli uçuk mavi çorabım ise içimdeki çocuğu sessizce ortaya çıkarıyordu. Henüz müzenin kapısından içeri girmemiştim ama çoktan bir serginin içindeydim. Bu sahnenin bende uyandırdığı duygu, Romantizmin o tanıdık yankısına yakındı; doğa, içimde olanı bana geri gösteriyordu. Ama aynı anda, su birikintilerindeki yansımaların bir adımda bozulabileceğini bilmek, her şeyin geçiciliğini de fısıldıyordu. Bu da beni, Varoluşçuluk ile Nihilizm arasında gidip gelen o düşünceye yaklaştırıyordu.
Arabadan iner inmez, müzenin önündeki hanımların ve beylerin bakışlarının üzerime çevrildiğini fark ettim. Ama bu bakışlarda bir tuhaflık yoktu; sadece beğeniyle, belki de merakla bakıyorlardı. Benim içimde olan ise bambaşkaydı.
Başımı kaldırdığım an, onu gördüm.
Sonra diğerini.
Bir an zaman yerinden oynadı.
Karşımda duran o iki yüz… gördüğüm o görüdeki hâlleriyle, kanlı canlı, bire bir aynıydı. O an içimden geçen ilk şey şaşkınlık oldu. Ardından, çok kısa süren bir ürperti. Oysa bunun olacağını biliyordum. Leydi Em, tanıdığı hocadan bahsetmişti; karşılaşacağımı söylemişti. Ama bilmekle görmek aynı şey değilmiş.
Gördüğüm yüzler, zihnimdeki o silik imgelerden çıkıp gerçeğin içine yerleşmişti.
Ve ben o an anladım;
bazı karşılaşmalar, yaşanmadan önce de bir yerde başlıyormuş.
İçeriye adım attım. Hemen sol tarafta Leydi Em'i gördüm. Siyah pantolonu, aynı renkte bluzu, bordo fuları ve güleç ama yorgun bakışlarıyla beni karşıladı. O bakışlarda hem bir sevinç hem de uzun bir yolculuğun izi vardı.
İçeride iki çocuk vardı. Kara saçlı oğlan çocuğu bilgisayarın başında oyun oynuyor, kız kardeşi ise şaşkınlıkla bana bakıyordu. O an anladım; bunlar, yüzünü gördüğüm o hocanın evlatlarıydı. Leydi Em’e söylediklerim kadar söylemediklerim de vardı. İşte o minik çekik gözlü çocuklar da karşımdaydı; kim olduklarını ya da kimlerin temsilcisi olduklarını şimdi öğreniyordum. Bir köşede, beyazlar içindeki zarif eşi duruyordu. Sessiz ama tüm sahneyi tamamlayan bir varlık gibi, bir bütünlük yayıyordu.
Tanıştırılmaların ardından ben de kendimi anlattım.
“Siz oğlumla tanışmışsınız,” dedim.
“Bir görev sırasında.”
“Evet,” dedi, “Samet çok iyi yetişmiş, çok düzgün biri… Ne kadar gurur duysanız azdır.”
Bir anne olarak bir kez daha koltuklarım kabardı.
Kelimeler kendiliğinden yerini buldu.
“Nemrut Dağı’na çıkamadık,” dedi gülümseyerek.
Bunu söylerken bir an durdum. Çünkü ben orada değildim. Ama sanki o anın içinden geçmiş gibiydim. Gözlerimin önüne taş başların sessizliği geldi. Gövdelerinden ayrılmış, zamana bırakılmış o yüzler… Kommagene Kralı’nın kendini tanrılarla eşitleme arzusu, taşların üzerine işlenmiş gurur ve ölümü aşma isteği… Her baş, hem eksik hem eksiksiz, bir zamanlar ölümsüzlüğe tutunmuş gibi duruyordu.
Bir rivayete göre, başların her biri güneşin doğuş ve batışıyla yeniden var olur; ışığın düşüşüyle biraz daha eksikleşir. Hiçbir zaman tamamen tamamlanamazlar. Hep biraz yarım, hep biraz bekleyen… Tıpkı bazı anılar gibi, bazı görüler gibi.
Ve o an anladım;
benim gördüğüm o iki yüz, belki de sadece bir anın değil, bir yolculuğun iziydi.
Ben gitmemiştim.
Ama bir şekilde görmüştüm.
Nemrut’ta tamamlanamayan o yol,
başka bir yerde, başka bir zamanda,
benim içimde tamamlanıyordu.
Diğer yüzse sergi boyunca durmadan fotoğraflarımızı çekiyordu öyle uzak öyle mesafeli...
Nemrutun İzinde Ekolojik Yas Ve Umut başlıklı yazı çitlembik tarafından
07.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.