Aynı Karede Üç Çocuk
Aynı Karede Üç Çocuk


Fotoğrafı ilk gördüğümde üç yetişkin insan vardı karşımda. Düz bir duvarın önünde, yan yana durmuşlar. Her şey olması gerektiği gibiydi. Ne eksik ne fazla.

Ama fotoğrafı elime alınca değişti bir şey.

Bakışım biraz oyalanınca, yüzlerdeki o küçük kıvrımlar görünür oldu. Dudak kenarlarında saklanamayan bir sevinç, gözlerin içinde bir yerlere sinmiş eski bir oyun… Sanki tam poz verilirken biri içlerinden bir şaka yapmış da, ciddiyet son anda toparlanmış gibi.

Bu ilk izlenimin ardından, bulunduğumuz yer de kendini hatırlatıyor.

Konser bitmiş, alkışlar dağılmış. Sahne arkasındayız. Dar koridor, duvarlara sinmiş makyaj kokusu, saç spreyinin keskinliği… Soyunma odalarının kapıları aralık; içeriden gelen kumaş sesleri, aynaya çarpıp geri dönen son konuşmalar.

Hatta sandalyelerin biraz kenara itilmiş oluşu bile, “biz az önce oturuyorduk, sonra birden ayağa kalktık” hissini veriyor. Bu yüzden bu kare, düzenli bir hatıradan çok, araya sıkışmış canlı bir an gibi duruyor.

Bu anın içinde gözüm önce ortaya takılıyor.

Ortada koro şefimiz Atik var. Üzerinde hâlâ sahnenin düzeni var. Bitmiş bir konserin ardından bile toparlayıcı bir hali sürüyor. Ama yüzünde, fark edilmeden gevşemiş bir ifade belirmiş.

Sonra sağa kayıyor bakışım.

Cemile’nin fuları biraz çözülmüş. Sahnedeki o ölçülü duruş gitmiş, yerine daha sıcak bir hâl gelmiş. Eğiliyor ve kimsenin duymadığını sandığı bir incelikle şefimizin kulağına fısıldıyor:
“Kolunuza girebilir miyim?”

İşte tam bu noktada, fotoğrafın iç dengesi değişiyor.

Koridor aynı koridor ama ağırlığı hafifliyor. Adımlar değişiyor. Ciddiyet sanki askıya alınmış gibi.

Bu değişimi en çok kendimde hissediyorum.

Solda turuncunun içindeki ben… İçimde bir şey çözülüyor, bir şey serbest kalıyor. Omuzlarım düşüyor, yüzümde kendiliğinden bir gülümseme beliriyor.

Tam da burada şunu anlıyorum:

Büyümek, içimizdeki çocuğu susturmak değilmiş. Sadece ona biraz daha kısık sesle konuşmayı öğretmekmiş. Arada dışarı çıkmasına izin verilmiş.

Ve bu fotoğraf, tam o izin verilmiş anın yakalanmış hâli gibi duruyor şimdi elimde.

Bu düşüncenin ardından fotoğrafa yeniden bakıyorum.

Ve fark ediyorum:
Objektif üç yetişkini çekmedi.
Objektif… çocukluğumuzu yakaladı.

Biz hâlâ sahne arkasındayız.
Ama içimizde bir yer çoktan kapıya yönelmiş.
Birazdan el ele tutuşup koşacakmışız gibi.

Fotoğrafa her baktığımda aynı şey oluyor:
Önce o dar koridoru görüyorum.
Sonra o fısıltıyı duyuyorum.
Ve en sonunda… içimde koşmaya hazır bir çocuk beliriyor.

H. Çiğdem Deniz
( Aynı Karede Üç Çocuk başlıklı yazı çitlembik tarafından 8.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu