Azimli Şıçan Fare Duvarı 19 Kez Nasıl Deler
AZİMLİ ŞIÇAN (
FARE ) DUVARI 19 KEZ NASIL
DELER?
Önce bir fıkrayla başlayalım.
Köy ergeni Durmuş’un babası ölmüş. Tabii konu komşu taziyeye gelmişler, ve hem Durmuş’a hem de anası Zarife’ye ‘’ Başın sağolsun. ‘’ demişler. Ama baş sağlığına gelen komşulardan biri ağzından kaçırıp Zarife’ye sormuş: ‘’ Gız bu gaçıncı oldu ehirete gönderdiğin?’’
Zarife cevap vermemiş kadına ama Durmuş’un içine bir kurt düşmüş. Gerçi annesinin, ölen babasından önce de başından evlilik geçtiğini biliyormuş ama komşu kadın ‘’ Kaçıncı oldu ?’’ Diye sorunca kafasına takılmış ve taziye olayı bittikten sonra anasına sormuş
-Ana sen kaç evlilik yaptın bugüne kadar?
Zarife önce açıklamak istemese de Durmuş ısrar edince anlatmış.
-Aaaah oğul ahh. Anan goca mı gördü? Ali, Durali, Veli, üç de ondan evveli, Hasan, Hüseyin, Musa, bir de sakalsız köse, Recep, Şaban, Iramazan, bi de ırahmatlı buban hepsi bu gadar.
*****
Şimdi Bayram değil seyran değil Sami Hoca bu fıkrayı niçin anlattı?
Oraya geleceğim hemen ama önce bir ata sözümüzün doğrusunu öğrenelim ( bilmeyenler için tabii ki. )
Çoğumuzun ‘’ Azimle sıçan duvar deler ‘’ olarak bildiği ata sözünün doğrusu ‘’ Azimli sıçan duvar deler’’ dir. Bu ata sözündeki ‘’sıçan ‘’ kelimesinin def-i hacet ile alakası olmayıp ‘’fare ‘’ manasındadır.
Evet gerçekten de azimli sıçan duvar deliyor
Düşünebiliyor musunuz vatandaş, Türkiye’nin en büyük edebiyat sitelerinin her ikisine de aynı gün aynı isimle giriyor.
Bu ne demektir?
Site adlarını vererek yazıyorum: Başkaları da vardır belki ama ben bu iki siteyi biliyorum. Evet, bu edebiyat sitelerinden biri bizim sitemiz Edebiyat Evi, Diğeri de Edebiyat Defteri’dir.
Dedikten sonra sanırım bu yazıyı okuyan hiç biriniz sormayacaksınız ‘’ Hocam kim bu ?’’ Diye.
Haa ille de ‘’ Hocam adını yaz da bilelim ‘’ derseniz… Bir tane değil ki tespit edebildiğim, şu ana kadar kullandığı 19 adı var. Yazayım size adlarını: ( Bazı unuttuğum adları da var. )
1- Hasan Belek ( Asıl adının bu olduğunu biliyorduk ama artık bundan da emin değilim. )
2- Ali Yıldırım
3-Fehmi Bolu
4- Kadri Deniz
5- Hatice Belek
6-Satı Kocabıyık
7-Mehmet Balak
8-Pehlivan
9-Burak Ateş
10-Ali Veli
11- Mehmet Hati ( Bu soyad az sonra yine çıkacak karşımıza )
12- Hande Deniz
13- Ali Karademir
14- Halil Esen
15- Zerrin Özen
SON BİR HAFTA İÇİNDE KULLANDIĞI İSİMLER: ( yani her iki sitede de bugün kaydı siliniyor, hemen ertesi gün tekrar giriyor. )
16- Ercan Karakoyun
17-Ali Eren
18- Osman Kalkim
19- Selma Hati ( evet, Hati soyadı bir kez daha karşımızda ve Selma Hati diyor ki ‘’ Ben Hasan Belek diye birini tanımıyorum. )))))))))))))))
Neyse… Daha düne kadar sitemizde Osman Kalkim olarak Selma Hati’ye, Selma Hati olarak da Osman Kalkim’e yorum yazdı ve ‘’maalesef’’ mi desem yoksa ‘’çok güzel’’ mi desem bilemiyorum, pek çok arkadaş durumu bildikleri halde Selma Hati’nin de, Osman Kalkim’in de şiirlerine, yazılarına yorum yazdılar. Yani durumu çok da yadırgamadılar, rahatsızlık verici bulmadılar.
Yukarıda da belirttiğim gibi daha aklıma gelmeyen bir sürü isim veya rumuzla girdi sitelere.
Peki Azimli Sıçan en aşağı yirmi kez duvarı nasıl deldi?
İnanın bilmiyorum. Site sahipleri de bilmiyor. Bilseler engel olurlardı. Olamıyorlar.
Bu durumda şimdi tüm site sakinlerine soruyorum:
Sizler( Kendimi de dahil edeyim ), ne kadar şiir ve yazı yazmayı seviyor olsanız da en az 19-20 defa kovulduğunuz bir edebiyat sitesine girmek için böylesine bir azim ve çaba gösterir miydiniz?
Eminim hepiniz ‘’Asla ‘’ dediniz. Hem zaten neden kovulasınız ki? Belki benim gibi kendi isteğinizle ayrılır bir daha da ayrıldığınız sitede herhangi bir şey paylaşmazsınız.
Peki bir siteden kovulan bir insanın aynı bilgisayar veya cep telefonu ile tekrar girmesi mümkün değilken [ Ben böyle biliyorum ama yanlış biliyor da olabilirim ] Hasan Belek , sırf bahsini ettiğim iki siteye ( ya da daha fazlasına ) girebilmek için 20-30 hatta daha fazla cep telefonu, bilgisayar temin edebiliyorsa bu azim en azından bir ‘’ Bravo’’ yu hakketmiyor mu sizce de?
Yani tamam, azimli sıçan duvar deler de bizim azimli sıçan duvarı delmekle kalmıyor, duvarı deldikten sonra girdiği bahçede havuzlu villa inşa ediyor.
Şimdi sadede gelelim mi?
Saadet değil efendim saded yani meram,
Ben derim ki eğer ortada bir hasta varsa ( ki var, hatta kendisi söylüyor şiir hastası olduğunu. ) onu ‘’ Defol bu hastaneden! ‘’ diyerek tedavi etmek mümkün müdür? Elbette hayır. Ayrıca, ruhsal terapi görmesi gereken bir hastayı ( ki şiir yazmak, yazdığı şiirlere yorum almak onun için ruhsal bir terapi ) aspirinle tedavi etmek mümkün mü? Elbette değil
O halde?
O halde gelin şu fıkrayı okuyalım, eminim her biriniz ne yapmamız gerektiğini anlarsınız.
Temel ile oğlu İdris tarlada çalışırlarken gök yüzünde bir uçak belirmiş.
İdris heyecanla seslenmiş babasına
-Baba cordin mi, uçak ucayi.
Temel gayet sakin ve umursamaz bir şekilde cevap vermiş:
-Ellama uçsun.
Evet sanırım anladınız.
Bence – kimseyi rahatsız etmemesi şartıyla- ellemeyelim uçsun. Hatta öyle sahte isimlerle değil kendi adıyla uçsun. Bunca azim, bunca gayret bir şekilde ödüllendirilmeli. [ Bu arada Allah için, yazdıkları hiç de fena değil ]
Ha ‘’ Yok efendim olmaz öyle şey, Biz doktor da değiliz terapist de değiliz. Gitsin. ‘’ diyorsak şundan emin olabilirsiniz: Selma Hati gidecek, anında Belma Pati gelecek. Denemesi bedava. Gelecek sefer kullanması gereken ismi de benden aldı ya kesin artık bu adla girer eğer Selma Hati’yi silersek.
Evet ‘’ Azimle Sıçan Duvar Deler ‘’ Ata sözümüzün mücessem örneği Hasan Belek’i, köyümüzün ( sitemizin ) delisi olarak, olduğu gibi kabul edelim mi? Ne dersiniz?
Bu arada bazı arkadaşlar için söylüyorum: Birbirimizi kandırmaya gerek yok. Zaten biliyorsunuz Osman Kalkim’in de Selma Kati’nin de Hasan Belek olduğunu. Gelin bu imam nikahını resmi nikaha döndürelim bence. O da rahatlasın biz de rahatlayalım.
Haa sık sık face bookta yayınlanan bazı resimlerin altında yazdığı gibi: Zorlama yok, beğenen kalp bıraksın.
Bizde de zorlama yok. Sadece bir teklif.
Ve son sözüm de Hasan Belek’e olsun.
Sayın Hasan Belek.
Özelden yazarak bir soru sormuşsun. Ama beni engellediğin için cevap yazamıyorum. Engeli kaldır ki soruna cevap vereyim. )))))))
Önce bir fıkrayla başlayalım.
Köy ergeni Durmuş’un babası ölmüş. Tabii konu komşu taziyeye gelmişler, ve hem Durmuş’a hem de anası Zarife’ye ‘’ Başın sağolsun. ‘’ demişler. Ama baş sağlığına gelen komşulardan biri ağzından kaçırıp Zarife’ye sormuş: ‘’ Gız bu gaçıncı oldu ehirete gönderdiğin?’’
Zarife cevap vermemiş kadına ama Durmuş’un içine bir kurt düşmüş. Gerçi annesinin, ölen babasından önce de başından evlilik geçtiğini biliyormuş ama komşu kadın ‘’ Kaçıncı oldu ?’’ Diye sorunca kafasına takılmış ve taziye olayı bittikten sonra anasına sormuş
-Ana sen kaç evlilik yaptın bugüne kadar?
Zarife önce açıklamak istemese de Durmuş ısrar edince anlatmış.
-Aaaah oğul ahh. Anan goca mı gördü? Ali, Durali, Veli, üç de ondan evveli, Hasan, Hüseyin, Musa, bir de sakalsız köse, Recep, Şaban, Iramazan, bi de ırahmatlı buban hepsi bu gadar.
*****
Şimdi Bayram değil seyran değil Sami Hoca bu fıkrayı niçin anlattı?
Oraya geleceğim hemen ama önce bir ata sözümüzün doğrusunu öğrenelim ( bilmeyenler için tabii ki. )
Çoğumuzun ‘’ Azimle sıçan duvar deler ‘’ olarak bildiği ata sözünün doğrusu ‘’ Azimli sıçan duvar deler’’ dir. Bu ata sözündeki ‘’sıçan ‘’ kelimesinin def-i hacet ile alakası olmayıp ‘’fare ‘’ manasındadır.
Evet gerçekten de azimli sıçan duvar deliyor
Düşünebiliyor musunuz vatandaş, Türkiye’nin en büyük edebiyat sitelerinin her ikisine de aynı gün aynı isimle giriyor.
Bu ne demektir?
Site adlarını vererek yazıyorum: Başkaları da vardır belki ama ben bu iki siteyi biliyorum. Evet, bu edebiyat sitelerinden biri bizim sitemiz Edebiyat Evi, Diğeri de Edebiyat Defteri’dir.
Dedikten sonra sanırım bu yazıyı okuyan hiç biriniz sormayacaksınız ‘’ Hocam kim bu ?’’ Diye.
Haa ille de ‘’ Hocam adını yaz da bilelim ‘’ derseniz… Bir tane değil ki tespit edebildiğim, şu ana kadar kullandığı 19 adı var. Yazayım size adlarını: ( Bazı unuttuğum adları da var. )
1- Hasan Belek ( Asıl adının bu olduğunu biliyorduk ama artık bundan da emin değilim. )
2- Ali Yıldırım
3-Fehmi Bolu
4- Kadri Deniz
5- Hatice Belek
6-Satı Kocabıyık
7-Mehmet Balak
8-Pehlivan
9-Burak Ateş
10-Ali Veli
11- Mehmet Hati ( Bu soyad az sonra yine çıkacak karşımıza )
12- Hande Deniz
13- Ali Karademir
14- Halil Esen
15- Zerrin Özen
SON BİR HAFTA İÇİNDE KULLANDIĞI İSİMLER: ( yani her iki sitede de bugün kaydı siliniyor, hemen ertesi gün tekrar giriyor. )
16- Ercan Karakoyun
17-Ali Eren
18- Osman Kalkim
19- Selma Hati ( evet, Hati soyadı bir kez daha karşımızda ve Selma Hati diyor ki ‘’ Ben Hasan Belek diye birini tanımıyorum. )))))))))))))))
Neyse… Daha düne kadar sitemizde Osman Kalkim olarak Selma Hati’ye, Selma Hati olarak da Osman Kalkim’e yorum yazdı ve ‘’maalesef’’ mi desem yoksa ‘’çok güzel’’ mi desem bilemiyorum, pek çok arkadaş durumu bildikleri halde Selma Hati’nin de, Osman Kalkim’in de şiirlerine, yazılarına yorum yazdılar. Yani durumu çok da yadırgamadılar, rahatsızlık verici bulmadılar.
Yukarıda da belirttiğim gibi daha aklıma gelmeyen bir sürü isim veya rumuzla girdi sitelere.
Peki Azimli Sıçan en aşağı yirmi kez duvarı nasıl deldi?
İnanın bilmiyorum. Site sahipleri de bilmiyor. Bilseler engel olurlardı. Olamıyorlar.
Bu durumda şimdi tüm site sakinlerine soruyorum:
Sizler( Kendimi de dahil edeyim ), ne kadar şiir ve yazı yazmayı seviyor olsanız da en az 19-20 defa kovulduğunuz bir edebiyat sitesine girmek için böylesine bir azim ve çaba gösterir miydiniz?
Eminim hepiniz ‘’Asla ‘’ dediniz. Hem zaten neden kovulasınız ki? Belki benim gibi kendi isteğinizle ayrılır bir daha da ayrıldığınız sitede herhangi bir şey paylaşmazsınız.
Peki bir siteden kovulan bir insanın aynı bilgisayar veya cep telefonu ile tekrar girmesi mümkün değilken [ Ben böyle biliyorum ama yanlış biliyor da olabilirim ] Hasan Belek , sırf bahsini ettiğim iki siteye ( ya da daha fazlasına ) girebilmek için 20-30 hatta daha fazla cep telefonu, bilgisayar temin edebiliyorsa bu azim en azından bir ‘’ Bravo’’ yu hakketmiyor mu sizce de?
Yani tamam, azimli sıçan duvar deler de bizim azimli sıçan duvarı delmekle kalmıyor, duvarı deldikten sonra girdiği bahçede havuzlu villa inşa ediyor.
Şimdi sadede gelelim mi?
Saadet değil efendim saded yani meram,
Ben derim ki eğer ortada bir hasta varsa ( ki var, hatta kendisi söylüyor şiir hastası olduğunu. ) onu ‘’ Defol bu hastaneden! ‘’ diyerek tedavi etmek mümkün müdür? Elbette hayır. Ayrıca, ruhsal terapi görmesi gereken bir hastayı ( ki şiir yazmak, yazdığı şiirlere yorum almak onun için ruhsal bir terapi ) aspirinle tedavi etmek mümkün mü? Elbette değil
O halde?
O halde gelin şu fıkrayı okuyalım, eminim her biriniz ne yapmamız gerektiğini anlarsınız.
Temel ile oğlu İdris tarlada çalışırlarken gök yüzünde bir uçak belirmiş.
İdris heyecanla seslenmiş babasına
-Baba cordin mi, uçak ucayi.
Temel gayet sakin ve umursamaz bir şekilde cevap vermiş:
-Ellama uçsun.
Evet sanırım anladınız.
Bence – kimseyi rahatsız etmemesi şartıyla- ellemeyelim uçsun. Hatta öyle sahte isimlerle değil kendi adıyla uçsun. Bunca azim, bunca gayret bir şekilde ödüllendirilmeli. [ Bu arada Allah için, yazdıkları hiç de fena değil ]
Ha ‘’ Yok efendim olmaz öyle şey, Biz doktor da değiliz terapist de değiliz. Gitsin. ‘’ diyorsak şundan emin olabilirsiniz: Selma Hati gidecek, anında Belma Pati gelecek. Denemesi bedava. Gelecek sefer kullanması gereken ismi de benden aldı ya kesin artık bu adla girer eğer Selma Hati’yi silersek.
Evet ‘’ Azimle Sıçan Duvar Deler ‘’ Ata sözümüzün mücessem örneği Hasan Belek’i, köyümüzün ( sitemizin ) delisi olarak, olduğu gibi kabul edelim mi? Ne dersiniz?
Bu arada bazı arkadaşlar için söylüyorum: Birbirimizi kandırmaya gerek yok. Zaten biliyorsunuz Osman Kalkim’in de Selma Kati’nin de Hasan Belek olduğunu. Gelin bu imam nikahını resmi nikaha döndürelim bence. O da rahatlasın biz de rahatlayalım.
Haa sık sık face bookta yayınlanan bazı resimlerin altında yazdığı gibi: Zorlama yok, beğenen kalp bıraksın.
Bizde de zorlama yok. Sadece bir teklif.
Ve son sözüm de Hasan Belek’e olsun.
Sayın Hasan Belek.
Özelden yazarak bir soru sormuşsun. Ama beni engellediğin için cevap yazamıyorum. Engeli kaldır ki soruna cevap vereyim. )))))))
Azimli Şıçan Fare Duvarı 19 Kez Nasıl Deler başlıklı yazı Sami Biber tarafından
18.04.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 13
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.