Mihr-i
Güz tutamacında vuslat hasretliğim düş
kırıklığı
Suizan ettikçe bürünür sızılarım sancılara…
Demlenirken gün batımı gülüşlerinden keder
rıhtımından
Yaprak dökümü merasiminde nadasa bırakıldı
sevda
Aralıklı lahzalarda mazur hasretin yoklar iken
gönlüm satıhlarını
Narçiçekleri açtı matem ve de ağıtlar…
Kem rüzgârları aşılıyor dudak kıvrımlarıma hüznün
edalarını
Çöl şulesi gülüşlerin bayram sabahım
İlişince şeb-i yelda bakışların ufkuma
Gökkuşağı renkleri soluyor avuçlarımda
Yükseldikçe gönlüm asumanında hasretin
Zerre zerre kayıyor toprağı yüreğimin…
Sağduyusunu kaybetmemiş hatıralar yasemin yaprağı
Soluklarından kavruldu cürmüm…
Aşınır iken dudak kıvrımlarından kirpiklerim
Dağıttı parmakların hüsranımı
Peydahlanır iken miskal katrelerinden zafiyetim
Kabuklanır geçemeyen yaralarım sürurlarından
Örtünürken katman katman teninden
Hasretimden yağdı yağacak bulutlar seni…
Yosun b’ağladı seni tenzih etmeyen cümle
harf kelimem
Nakış nakış gönlüm ağrılarına işlerken seni
S'islendi menzilim ve de şehir…
Mühürlü karanlığıma mekruh şafak vakti
Serpilir iken avuç avuç yaralarıma tuz
Yıldız budadım gözlerin görkemli göğünde
Cancağızım…
Kirpiklerin kırlangıç göçünde diz çöktü gönlüm
Kalbim ritminde akrep yelkovan duraklı
Hatırı sayılmıyor hüznümün
Deşerken bakışların göğsüm kafesini
Dinmiyor arşta yankılanan vaveylalarım
Güz mevsimim, ar'af meczupluğum..!
Geçmiyor yek lahza hasretliğinin husumeti
Sükût ettikçe harlanıyor yangınım
Ertelendikçe bahar vuslatın
Külleniyorum ruhumdan…
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.