Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
5 (1 oy)

Şehre her yağmur yağdığı saatlerde

Şehre her yağmur yağdığı saatlerde


Gecenin en derin yerinde 

uykusuzluğa daldığın o saatlerde, 

karanlık ağır bir yorgan gibi üzerine çöktüğünde; 

Eski bir fotoğrafın içinden sızıp 

Sana nasıl gülümsediğimi 

bir düşün


Gözlerinin kıyısında ansızın kopan o fırtınayı.

Henüz söylenmemiş sözlerin,

dilinde  nasıl kör düğüm olduğunu .

Yalnızlığın o dilsiz duvarlarına  çarpan hıçkırığını

En kuytu yanınla, 

o hiç büyümemiş çocuk tarafınla

nasıl ağladığını düşün.


Şehre her yağmur yağdığı saatlerde

Islak ve kırılgan bir türkünün en yaralı yerinde; 

Göğsünden dudaklarına doğru kabaran 

O sancılı isyanların aklına gelsin.

Kalbini avuçlarınla nasıl bastırdığını 

Göğüs kafesine sığmayan nabzını düşün


Aramıza örülen o aşılmaz yollarda, 

Adımların geri geri gidip yorulduğunda; 

Kırık bir kanat gibi yanına düştüğünde duyguların. 

Hiç gitmemişim gibi. 

Hep oradaymışım gibi 

İçini saran bensizliği düşün.


O dar geçitlerden geçerken, 

Yükün ağır, menzilin uzakken

Yüzüne çarpan rüzgâr 

benden taraf eserken, 

Sustuğun her cümlenin o derin boşluğunda 

Çınlayan sesimi düşün


Bir kavganın tam orta yerinde, 

Helal bir ekmeğin peşinde, 

Ve benden yana kalmış hayallerin

o son parçasını da nasıl sakladığını; 

Tekrar kavuşmak için ,

Ateşten bir yol aradığını düşün


Şimdi hangi iklimin kucağında uyursan uyu, 

Hangi hırçın nehir akarsa aksın aramızda; 

Ayrılığın susturamayacağı o büyük sevdayla, 

Bir nefes gibi, 

bozulmamış bir yemin gibi 

nasıl saklı kalacağımızı düşün.


Akşamın o ağır hüznü çöktüğünde, 

Kentin ışıkları birer birer sönerken pencerelerde; 

Eski bir melodinin en aşina yerinde 

Nasıl durakladığını 

Sanki bir el omzuna dokunur gibi, 

Sanki bir gölgenin üstüne düştüğü gibi

Fırtınalara duçar olduğun anları düşün.


Sofranda bir tabak eksik, 

bir sandalye boş kaldığında, 

Tuzun tadı, suyun rengi değiştiğinde

Yokluğun o soğuk yüzüyle tanışırken odalar, 

Paylaştığımız o ilk ekmeğin sıcaklığı,

üşüyen parmak uçlarını

Yeniden nasıl ısıttığını düşün.


Yorgun bir günün sonunda 

başını yastığa koyduğunda, 

Vicdanınla baş başa, 

benimle hesaplaşırken; 

Verdiğin o çetin mücadeleyi , 

Alnından öpen o lambanın ışığını 

İçine dolan o huzuru  

Ben gibi düşün.


Ve nihayet, 

her şey bittiğinde, 

her ses sustuğunda, 

gecenin hükmü geçip sabaha ulaştığında;

Bir hatıra değil, 

bir hakikat olarak kalacağım sende.

Ne bir veda, ne bir bitiş bu hatırlayış ; 

Şafağın düştüğü yerde 

başlayan o ölümsüz sevdamızı düşün.


Devran dönmüş dönmemiş ne fark eder ki? 

Konuşacak, küsecek, kavga edecek, barışacak halin yok. 

Sen artık çok başka bir evdesin. 

Sen kendinden, 

iyi niyetinden emin olduktan sonra 

Kim  ne demişse hiç bir önemi yok 

Kim ne demiş, ne yapmış, hakkında ne düşünmüş

hiç ilgilenmiyorsun belki de 



redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)
  • Yorumlar 6
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Şehre her yağmur yağdığı saatlerde

Şehre her yağmur yağdığı saatlerde

redfer redfer