Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Türkler Nasıl Yenilir

Türkler Nasıl Yenilir


Başlık aslında bir kitabın adı. Vatandaşın biri bu kitabın fotoğrafını yayınlamış ( En soldaki resim ) , yayınlar yayınlamaz da bizim yorumcular başlamışlar yorumları yağdırmaya.

Vatandaşın biri oldukça cesur: ‘’ Sıkıyorsa yenmeye çalışsınlar da görelim boylarının ölçüsünü.’’ Demiş.

Bir başkası, üzerine sifon çekilecek bir espri yapmış: ‘’Tabii ki pişirilerek yenir. Çiğ çiğ yenecek hali yok herhalde.’’ Demiş.

Bir diğeri: ‘’ Türkleri ancak rüyanızda yenersiniz ‘’ demiş muhtemel düşmanlara karşı.

Bir bilir kişi tarihten ahkam kesmiş: ‘’ II. Viyana bozgunundan beri sırtımız yerden kalkmıyor. Hep yeniliyoruz.’’ Demiş.

Ama bu arada çok ilginçtir ki adı Timur, soyadı Turan olan bir vatandaşımız ‘’Müslüman olunca yenildi.’’ Yazmış.

Bir Allah’ın kulu da ‘’ Ben bu kitabı okudum. Şunları şunları yazıyor ‘’ veyahut ‘’ Kitabı araştırdım. Şunu şunu anlatıyormuş.’’ Dememiş. Bu kitabın içeriğini merak etmemiş. Maalesef her zaman olduğu gibi sadece fotoğrafa bakmış ve o an aklına gelen en mantıklı (!) yorumu yapmış.

Peki ‘’ Türkler Nasıl Yenilir?’’ başlıklı bu kitapta ne var? Niçin yazılmış? Kim yazdırmış, kim yazmış?

****

İstanbul’un 1453’deki fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed’in ‘’ İstanbul’u fethettim. Peygamberimin müjdesine de nail oldum. Bundan sonra vur kafayı yat. ‘’ Niyetinde bir padişah olmadığını, niyetinin tüm Avrupa’yı ve Papalığı hakimiyet altına almak olduğunu ta iliklerine kadar işleyen bir korku ile hisseden Papa IV. Sixtus, Osmanlı topraklarına pek çok misyoner göndererek ‘’ Gidin araştırın bakalım, Osmanlı’ya nereden saldırırsak onu yeneriz?’’ Dedi.

İşte bu misyonerlerden birisi Martin Segon adındaki bir psikopostu

Martin Segon, Fatih’in sadrazamı Gedik Ahmet Paşa’nın 1480’deki Otranto seferinden çok kısa önce İstanbul’a gelmiş, Anadolu’yu dolaşmış ve neticede bir rapor hazırlayarak Papa IV. Sixtus’a sunmuştu.Rapor, parşömen rulolar halinde Papanın önüne konmuştu.

Papa, raporu okuyunca alı al, moru mor oldu zira Martin Segon işi oldukça abartmış ve Osman Bey’den başlayarak Fatih’e kadar tüm padişahların hayatlarını, dönemlerinde meydana gelen olayları, Osmanlı coğrafyasını, etnolojisini, kalelerini, manastırlarını, ticari ilişkilerini, Osmanlı halkının karakterini hatta Kosova Savaşlarının destansı hikayelerini derlemiş, adeta bir seyahatname yazmıştı. ( Ya da Türknâme )

Peki Türklerin nasıl yenileceği hakkında herhangi bir şey yok muydu?

Vardı elbette. Var olmasına vardı ama papa hazretlerine göre de Avrupa’nın tüm kralların göre de Fatih Sultan Mehmet, Osmanlı Devletinin başında olduğu sürece bu devletin yenilebileceğini düşünmek bile mümkün değildi. ‘’Türkler yenilmez’’ korkusu taa Niğbolu zaferimizle içlerine çöreklenmişti. O sebeple de pek itibar etmedi rapora. Bir kenarda, bir kıyıda- köşede bekleyebilirdi.

Aradan az bir zaman geçti. 1481’de Fatih öldü, yerine II. Bayezıd tahta geçti.

II. Bayezıd, babasından çok farklı bir padişahtı. Mesela babası olsa İspanya’da Müslümanlara yapılan zulümler üzerine savaş açardı ama II. Bayezıd birkaç gemi göndermiş ve Müslümanları Fas ve Cezayir kıyılarına taşırken Yahudileri Osmanlı topraklarına taşımıştı.

O halde tam zamanıydı.

Macaristan Kralı II. Vladislas kara kara ‘’ Türkler nasıl yenilir?’’ Diye düşünürken 1502 Yılında sarayına gelen Felix Petancius adlı diplomat ve tarihçi önüne bir sürü parşömen rulosu koydu.

Papirüs rulolarının ana başlığı : ‘’ Quibus itineribus Turci sint aggrediendi’’ ( Türklere Hangi Yollarla Saldırılmalıdır?)’’ idi.

Bunlar aslında çok da yeni değildi hatta çok büyük bir bölümü Martin Segon’un yazdığı rapordan, olduğu gibi intihaldi.( Çalıntı yani ) Mesela bu eser de Osman Bey’den başlayarak II. Bayezıd’a kadar padişahları, sadrazam ve vezirleri, diğer saray mensuplarını tanıtıyordu filan ama en önemli kısmı bunlar değildi.

Osmanlı sarayında elçilik yapmış, Türk topraklarını adım adım gözlemlemiş, II. Bayezid’in ordusunu içeriden tanımış bir adam olan Felix Petancius’un Macar kralına ve dolayısıyla tüm Avrupa’ya sunduğu şey bir teori değil, bir plandı: Tuna boyunu izleyen kara güzergâhı, Adriyatik’ten Selanik’e inen deniz hattı, Balkan dağlarındaki gizli geçitler, Trakya’da hangi nehrin hangi mevsimde geçileceği, Edirne ve İstanbul’un zayıf surları, Yeniçeri ocağının ikmal yolları, Hıristiyan tebaa içinde isyana hazır gruplar, hepsi bu ruloların içindeydi.

Modern Askeri istihbarat geleneğinin doğurduğu ilk bebek belki de bu rulolardı.

Bu ruloların bir özelliği de o günün padişahı II. Bayezıd’ı kolay yutulacak bir lokma gibi göstermesiydi. Nitekim bunlardaki bir minyatüre göre II. Bayezıd, hayatını haremde geçiren bir içki ve kadın müptelasıydı.( Sağ baştaki minyatür )

Evet, Türklere hangi yollardan saldırılacağı belliydi. Osmanlı’nın başında Fatih yoktu, Osmanlı iç isyanlarla ( Şah Kulu ve benzeri ) sarsılıyordu ama yine de saldıramadılar Osmanlı’ya.

Sonra zaten Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman geldi ki geçmişler ola…

‘’Quibus itineribus Turci sint aggrediendi ( Türklere Hangi Yollarla Saldırılmalıdır)’’ adlı rapor, 1522’de Kutsal Roma Germen İmparatorluğunun ünlü hümanist ve tıp doktorlarından olan Justianus tarafından matbaada bastırıldı ve kısa sürede 23 baskı yaparak rekor kırdı. Bu arada da bütün Avrupa krallık saraylarında kralların baş ucu kitabı oldu. ( Dikkatinizi çekerim 1522 yan i matbaa daha yeni icat edilmiş ama bu kitap bir anda 23. Baskısını yapıyor.)

1683 Yılındaki II. Viyana seferinde Osmanlı kuvvetlerine tarihinin en büyük yenilgisini yaşatan Avusturya ordusunun başkomutanı Prens Eugen von Savoyen, sefer planlarını yapmadan önce bu kitabı bol bol okumuş, adeta ezberlemiş ve savaş planını bu kitabın yol göstericiliği ile yapmıştı.

Ancak…

Ancak Avrupa’da 1522 Yılında 23 Baskı yapmış olan bu kitap Osmanlı topraklarında bilinmiyordu. Bizde tek bir baskısı yoktu çünkü bizde 1726’ya kadar matbaa yoktu. 1726’dan sonra kurulan matbaa ise ancak 1800’lü yılların ortalarından itibaren girebildi hayatımıza doğru düzgün. Öte taraftan bizde basılsaydı okunmazdı çünkü biz zaaflarımızı, zayıflıklarımızı, mağlubiyetlerimizi yazmayı da okumayı da sevmiyorduk. ( Özellikle okumayla başımız hiç hoş değildi. )

O sebepten de bu kitabın Türkiye’de Türkçe olarak basılması oldukça gecikti.

Derken’’ Yahu tüm Avrupa’nın bildiği, okuduğu kitabı biz neden okumuyoruz’’ demiş olmalı birileri ki nihayet Türkçe olarak da yayınlandı. ‘’ TÜRKLER NASIL YENİLİR?’’ Başlığı ile.

Ne zaman mı?

Sıkı durun.

Üç gün önce yayınlandı. Yani 5 Haziran 2026’da..

Sanırım ‘’ Türkler Nasıl Yenilir?’’ sorunun cevabını başka bir yerde aramaya gerek yok. Ne dersiniz?


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Türkler Nasıl Yenilir

Türkler Nasıl Yenilir

Sami  Biber Sami Biber