Yine Lutfu Dergâhın Bîgümân Oldu
Yine lutf-u dergâhın bî-gümân oldu
Beşerî duyguların ilahî aşka dönüşme safhası
Vezin: Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün
Aruzun ritmiyle (15 hece: . . - / . . - / . . - / . -)
tüm mısralar birbiriyle bağlantılıdır.
*
Yine mevc-i hûnla bu çeşmim pür-zihâb oldu
Gönül iklimi bütün bir rûzigâr oldu
Yandı nâr-ı hasretle bezmim hep harâb oldu
Cân evi vuslat beklerken taze hâr oldu
Neden nihan eylersin ey gül o meh-rûyun
Firağınla bu bağrım hûn-feşân oldu
Yetti artık bitsin bu cevr-i bî-amânın
Cemâlin görmeyeli hayli zamân oldu
Aceb sırr-ı vahdet nihan mıdır sende
Aşkın şerâbı rûha bir imtihân oldu
Gönül mülkü viran olup feryat edende
Yine lutf-u dergâhın bî-gümân oldu
Gülşen-i dehr içre soldu o nâzik güller
Zâr ü efgân eyleyen bülbül-i nâlân oldu
Lâl oldu ağızlar, mühürlendi bu diller
Sanki dehre yeni baştan bir figân oldu
Şu fâni dünyada vuslat bir serâb imiş
Hasretinle yanan bu bî-çâre cân oldu
Gözyaşım sel olup aktı, mülk-ü dil nâbâd
Sanki derya-yı aşk bahr-ı bî-payân oldu
Sultanım sen varsan her yer bana cennettir
Mahzûn gönlüm gamdan elbet şâdman oldu
Yıkıldı bu hâne, himmet eyle ey dostum
Mülk-ü aşka ulu bir kâr-ı bân oldu
Geceler zifiri, şems-i hüdâ doğmaz mı
Nur-u zâtın kalbe bir kenz-i nihân oldu
Bu kadar elem bu zaîf rûha sığmaz mı
Ufukta parlayan sanki kehkeşân oldu
Hayâl-i yâr ile gönlüm dolu bir deryâ
Bu aşkın ateşi rûhumda nihân oldu
Geçti ömür kervânı, bitti koca rüyâ
Vuslat-ı cânân bize sanki beyân oldu
Hüsn-ü mutlak ufkuna ersem gerek şimdi
Cismin sarayı yıkıldı hep mekân oldu
Aşkın elinden yanan bir mum gibi bitti
Gönül kuşuna bu dehr dar bir kafes oldu
Nefs-i emmâre elinden çektiğim yetti
Zulmet-i nefsim bana bir kûh-i kân oldu
Aşk-ı bâki şemsi kalbimde doğup bitti
Karanlık geceler nûr-ı dermân oldu
Bize lâzım olan ancak rızâ-yı Hak’tır
Mâsivâdan geçmek artık bir nişân oldu
Dünyâ dedikleri bir kuru yapraktır
Gönül toprağına vuslat sâyebân oldu
Redferî söyler bu yanık, dertli sözü
Hak yoluna dönen kalbi şem'-i tûfân oldu
Ağlamaktan kanla dolmuş bu iki gözü
Kapına gelen garip bir sühandân oldu
*
Türkçe Açıklaması
1. Kıta: Gözlerim yine kanlı gözyaşlarıyla, dalgalanan bir deniz gibi doldu. Gönül dünyamda şiddetli ayrılık rüzgârları esmeye başladı. Hasret ateşiyle aşk meclisim harabeye döndü; vuslat (kavuşma) bekleyen can evime taze dikenler (acılar) doluştu.
2. Kıta: Ey ay yüzlü sevgili! Neden o güzel yüzünü benden gizliyorsun? Senin ayrılığınla bağrım kan ağlar oldu. Artık bu bekleyişin eziyeti bitsin; senin o güzel yüzünü görmeyeli hayli zaman geçti.
3. Kıta: Acaba birliğin (vahdetin) sırrı sende mi gizlidir? Sana olan bu aşk, ruhum için çetin bir imtihan oldu. Gönül mülküm yıkılıp feryat figân ettiğinde, senin dergâhından gelecek olan lütuf ve iyilik şüphesiz tek tesellim oldu.
4. Kıta: Dünya bahçesinde o nazik güller bir bir soldu; bahçede dertli dertli ağlayan bülbülün hali perişan oldu. Diller sustu, ağızlar mühürlendi; sanki yeryüzüne yeni ve devasa bir feryat hakim oldu.
5. Kıta: Anladım ki bu fani dünyada kavuşmak (vuslat) sadece bir serapmış. Senin hasretinle yanıp kül olan şu zavallı canım oldu. Gözyaşlarım sel olup aktı, gönül mülküm yerle bir oldu; aşk denizi sanki uçsuz bucaksız bir okyanusa dönüştü.
6. Kıta: Ey Sultanım! Sen varsan her yer bana cennet bahçesidir. O zaman kederli gönlüm elbette mutluluğa erer. Bu gönül hanesi yıkıldı, ey dost bana yardım et; çünkü aşk mülküne büyük bir kervan gelip kondu.
7. Kıta: Geceler kapkaranlık, hidayet güneşi artık doğmaz mı? Senin varlığının nuru, kalbim için gizli bir hazine oldu. Bu kadar keder ve elem şu zayıf ruhuma sığar mı? Ufukta parlayan ışık sanki bir samanyolu gibi ruhumu aydınlattı.
8. Kıta: Sevgilinin hayaliyle gönlüm dolu bir denize döndü; bu aşkın ateşi ruhumun derinliklerinde gizli bir kor oldu. Ömür kervanı geçip gitti, koca bir rüya bitti; sevgiliye kavuşma arzusu bize artık her şeyden daha ayan (açık) oldu.
9. Kıta: Şimdi artık mutlak güzelliğin (Allah'ın) ufkuna ermem gerekir. Beden sarayı yıkıldı, her yer gerçek bir mekan (manevi alem) oldu. Canım, aşkın elinden yanan bir mum gibi bitti; gönül kuşuna bu dünya artık dar bir kafes haline geldi.
10. Kıta: Kötülüğü emreden nefsimin elinden çektiğim artık yeter; nefsimin karanlığı önümde aşılmaz bir maden dağı gibi durur oldu. Ebedi aşkın güneşi kalbimde doğunca, o karanlık geceler nur dolu bir ilaca (dermana) dönüştü.
11. Kıta: Bize artık sadece Allah’ın rızası lazımdır; O’ndan gayrı her şeyden (masivadan) vazgeçmek bizim nişanımız oldu. Dünya dedikleri bir kuru yaprak parçasından ibarettir; gönül toprağına ise sonunda vuslatın gölgesi düştü.
12. Kıta (Final): Redferî bu yanık ve dertli sözleri söyler; Hak yoluna dönen kalbi fırtınalı bir denizde sönmeyen bir mum gibi oldu. Ağlamaktan gözleri kanla doldu; senin kapına gelen bu garip adam, artık söz söyleme ustası (bir sühandân) oldu.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.