Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Uykular harâm imiş bu derd-i hicrân ehline

Uykular harâm imiş bu derd-i hicrân ehline

Uykular harâm imiş bu derd-i hicrân ehline 

(Fâ'ilâtün / Fâ'ilâtün / Fâ'ilâtün / Fâ'ilün) 


Zâr-ı gönlüm dinmiyor, bitti nihâyet tâkatim 

Cevr-i yârin tîği altından geçip şâdlanmışım 

Bir serâbın peşine düştüm bu çöller içre ben 

Aşkı bir vuslat sanıp, her lahza nâr-ı yanmışım


Gözlerim yollarda kaldı, gelmedin ey mâh-rû 

Hasretin tîğiyle her gün bağrımı doğranmışım 

Bir teselli ummadım hiç bu dıraz-ı ömürde 

Zülfünün dâmında her şeb bağlıyım, bağlanmışım


Gülşen-i aşkında bülbül gibi feryâd eylerim 

Gonca leblerden dökülmüş bir söze aldanmışım 

Nâleden gayrı ne kaldı şimdicek elde avuç 

Ben bu vîrân gönlümü bir tek sana saklanmışım


Bâde-i hicrânı nûş ettim, sanırsın kanmışım 

Meyhâne-i aşkında mestiz biz, ezelden yanmışım 

Uykular harâm imiş bu derd-i hicrân ehline 

Yâri düşlerde görüp, her lahza nûra banmışım


Âh edip inler bu gönlüm, duymadı aslâ o yâr 

Sanki bir taş kalbe çarpmış, her nefes ufalanmışım 

Rûzgâr estikçe zülfünden gelir bûy-i vefâ 

Ben o râyihayla ancak bir hayât bulmuşum


Hâlimi arz eylemek isterdim ammâ dil susar 

Gözyaşımla her varak üstünde bir iz kalmışım 

Bir bakış kâfi gelirken bunca yıllık hasrete 

Bakmadın bir kez yüzüme, büsbütün dışlanmışım


Çarh-ı felek döndürür durmaz hazânın çarkını 

Ben bu ömrün bahârında sanki hep kışlanmışım 

Kimse bilmez derdimi, Allah bilir ancak içim 

Aşk elinden bin belâ çekmiş ve de paklanmışım


Kendi derdimle avunurken bu vadi içre ben 

Dost elinden bir sitem duymuş gibi sarsılmışım 

Gönlümü vîrâne kıldım her geçen kervan için 

Son durakta tek başıma, sanki hep dışlanmışım


Lütfuna muhtaç olan bu bendeni görmez misin? 

Kapına geldim boyun büktüm, kapından kovulmuşum 

İstemem gayrı ne dünya, ne de bir huri, melek 

Ben senin bir tek bakışınla, bak ezelden doymuşum


Rûhumun aynâsı kırılmış, hayâlin toz duman 

Her kırık parçasında bin kez seni aramışım 

Bulmadım senden nişâne, ey vefâsız şûh-ı şen 

Kendi kalbimde hapsolup, sanki kendim kalmışım


Aşk imiş her işin aslı, gerisi hep bir masal 

Bu masalın içinde bir ömür uyanmışım 

Gerçek olan sâdece kalbimdeki bu gizli köz 

O közün nârıyla ben, her zerremden yanmışım


Bunca yıl cevr ü cefâ çektim, bu dertten dönmedim 

Aşk elinden tîr-i gam yedikçe hep şanlanmışım 

Redferî, artık nihâyet bulsun ey cânım fedâ 

Aşkın ateşgâhına düştüm, bugün kül kalmışım


redfer


Şiirin Günümüz Türkçesiyle Açıklaması


1.Gönlümün feryadı dinmiyor, artık dayanacak gücüm tükendi. Sevgilinin eziyet kılıcı altından geçerek (acı çekerek) mutlu olacağımı sandım. Bu dünya çölünde bir serabın peşine düşmüşüm; kavuşmayı bir talih oyunu sanıp her an aşk ateşiyle yanmışım.


2.Gözlerim yollarda kaldı, o ay yüzlü sevgili gelmedi. Hasretin keskin bıçağıyla her gün gönlüm dilim dilim doğranıyor. Bu uzun ömürde hiç teselli ummadım; her gece senin saçlarının tuzağına (zincirine) bağlanmış durumdayım.


3.Aşk bahçende dertli bülbül gibi ağlayıp inliyorum. Gonca dudaklarından dökülen (gülüşün veya bir tatlı sözün) bir söze kandım. Elimde avucumda inlemekten başka ne kaldı ki? Ben bu viraneye dönmüş heyecanımı sadece senin için saklamıştım.


4.Ayrılık şarabını içtim, beni o şarapla doydum sanırsın (oysa susuzluğum arttı). Aşk meclisinde kınanma hırkasını giyip dünyadan elimi eteğimle çektim. Bu ayrılık acısını çekenlere uyku harammış; seni rüyalarımda görüp her an nura boyanmışım.


5.Gönlüm ah edip inler ama o sevgili bunu asla duymadı. Sanki her nefeste sevgilinin eziyet taşına çarparak parçalanmışım. Rüzgâr estikçe saçlarından vefa kokusu gelir; ben ancak o kokuyla hayata tutunabiliyorum.


6. Hâlimi sana anlatmak isterdim ama dilim kilitli, konuşamıyorum. Gözyaşlarımla her kâğıt üzerinde bir iz bırakmışım. Bunca yıllık hasrete bir tek bakışın yetecekken, yüzüme bir kez bile bakmadın; tamamen kapı dışarı edildim.


7. Kader çarkı, durmaksızın hazan (sonbahar) döngüsünü çeviriyor. Ben bu ömrün baharında mevsimlerin güzelliğine aldanmışım. İçimdeki derdi kimse bilmez, ancak Allah bilir; aşk elinden bin bir bela çekerek (günahlardan) arınmışım.



8.Bu dünya vadisinde kendi derdimle teselli bulurken, dosttan gelen bir sitemle sarsıldım. Gönlümü her gelip geçen kervan (misafir) için bir sığınak yaptım ama yolun sonunda yapayalnız ve dışlanmış kaldım.


9.Senin lütfuna muhtaç olan bu kulunu görmez misin? Kapının önünde bir toz parçasıyım, her türlü zahmete katlanmışım. Artık ne dünyayı ne de ahiret nimetlerini isterim; ben senin bir tek bakışınla ezelden beri doymuşum.


10.Ruhumun aynası kırıldı, hayalin toz duman oldu. Her kırık parçada binlerce kez seni aradım. Ey vefasız ve neşeli sevgili, senden bir iz bulamadım; kendi kalbimin içinde hapsolup kendi başıma kalmışım.


11.Meğer her işin aslı aşkmış, gerisi sadece bir masalmış. Ben bu masalın içinde bir ömür boyu uykudan uyanmışım (gerçeği görmüşüm). Gerçek olan tek şey kalbimdeki o gizli ateştir; o ateşin narıyla her zerremde yanıp kavrulmuşum.


12.Bunca yıl eziyet ve cefa çektim ama bu dertten yine de vazgeçmedim. Aşk elinden keder okları yedikçe (acı çektikçe) daha çok değer kazandım. Redferî, artık bu can sana feda olsun ve her şey son bulsun; aşkın ateş ocağına düştüm, bugün artık bir avuç kül olmuşum.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Uykular harâm imiş bu derd-i hicrân ehline

Uykular harâm imiş bu derd-i hicrân ehline

redfer redfer