Beşinci Mevsim
Hangi fırtına getirdi beşinci mevsimi bize?
Kim düşürdü takvimden hakikatin rengini?
Saatler kör; kırıldı zamanın ahengi,
ateş dilli yalan rüzgârı eserken.
Dört mevsimden arta kalan ne varsa
seherde izsiz, şafağa açmayan,
eteğinde kar, yediveren bir gül,
gözünde kan…
İsimsiz bir mevsim ağlıyor şimdi.
Gül bahçeleri aynasız kaldı, aşksız;
bülbül sustu, ay utandı, gök küstü.
Boşlukta yürüyen çığlıklar
artık geri dönmüyordu.
Aşksız çalan nağmeler unutulurken,
yalan rüzgârı: giyinilen hayat,
dört mevsimden doğan sahte parıltı
lüküs hayat...
Cilalı beşinci mevsimdi.
Şeytanın yüzü her yerde görünürken,
bukalemun gibi değişen suretler…
Susuz dönen değirmenler gibi
karıncayı ezen haksızlık büyüyordu.
Fakirliği unuttuk; varlıkla yürürken,
insan sesi gölgede kaldı.
Yüzler maskeli artık, aynasız.
Kış karsız, bahar çiçeksiz;
yaz ortasında hazan
adı konmamış bir hüzün:
yalnızdık şimdi.
Yalancı kehkeşanlar göğe yıldız diye asıldı, şeytan kuşattı; melek arafta kaldı. Hangi dua yarım kaldı, kim bilir? Varlık şımarttı; ruhu unutan insan, ayağı yere basarken kaybolan ziyaret eden karabasan kendi elleriyle kendini asan
Ne dünya kalmıştı sanki,
ne de işliyordu zaman.
Sordum:
“Ey Hakikat, nereye gitti insan?”
- Yorumlar 3
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.