Gökdemir
İnsan dedikleri nedir, bilirim
Et değil, gecikmiş yeminim
Gökten düşen birikmiş gerilim,
rüzgârla dirilen bir iç devrimim
Işığın kabuk bağladığı yerden sızan o eski gerçeğin
izleriyim
Kendi kaderine başını yaslayanların
alnında kırılan izlerim
Valhalla kapısına varmadan önce
çarpılan aklın iç sesiyim
Bulutlar örs oldu üstüme,
ben hâlâ göğsümde gök demirim
Kılıç görmüşüm, ayaz yemişim, şimşekle sertleşmiş deriyim
Rüzgâr kemikte, damar harita
henüz kurulmamış yarın benim
Duydun mu sesi? Duyan az olur
Umut dediğin şey kolay yaz olur
Saksıda büyüyen çiçek mi sanırsın?
Bu iş savaş, bu iş nefes, bu iş son olur
Ben yumuşak umut getirmem
Benim umut altın değil
kanla şekil
Valhalla sofrası, kadehler kesik
Yarını bugünden sökerim.
Ben beklemem,
ben alırım onu
Kırık kaburgadan çıkarırım sonu
Bu bir teselli değil
çağrıdır bu
Aşk dediğin içten patlayan soru
Odin eğdi gözünü dünyanın alnına
kimse anlamadı yankıyı
Bulutların içinden çoğaldı yarın,
The sound of footsteps echoing in the sky remained.
Rüzgâr artık hava değil, vahşi bir haber,
The bottleneck of the future has burned.
Kuzgun kanadıyla gezdi umut,
The frozen light cracked inside.
Umut dediğin çiçek değil,
yanlış,
savaş borusu, nefes arası
Bazen ölümle hayat arası,
tek çizgi, tek nabız, aşk kalpte jilet yarası
Bazen karanlıkta çarpışan bulut,
içinden çıkan ilk kıvılcım parlaması
İnsan onu kalbinde saklar
ama o kalp her gün bitmeyen savaş sahası
Işık her zaman nur değil
donar
Mühür gibi gökte kalır, insanı zorlar
Yüreğiyle vurur o paslı kilidi kırar
Orada başlar gerçek, oradan doğar
İnsan dediğin savaşın kendisi
yarısı toprak, yarısı fırtına
Bir yanı korku,
bir yanı adı konmamış aşkın en sert tarafı
Bulut çöker omzuna, kül dolar ağzına,
ışık bile yüzünü tanımaz
Ama yürürsün, çünkü içinde doğmamış bir sabah sana susmaz
Damarlarında döner gizli harita,
kurulmamış yarınların izi
Kalbin et değil, yıldırımdan kalıntı
geç kalmış göğün yükü gibi
Tanrıların unuttuğu kapının izi, tek sözle kırılır şimdi kilidi
Bir insan bazen tek başına ufuk olur.
İşte gerçek budur, değil mi?
Ben yumuşak umut getirmem
Benim umut altın değil,
kanla şekil
Valhalla sofrası, kadehler kesik
Yarını bugünden sökerim.
Yarın nerede doğar diye sorma bana
Takvim değil, toprak değil, aklında ara
Önce bir ses olur, sonra ruhuna geçer
Sonra bir insan çıkar,
dünyaya şöyle der:
Ben geldim.
Beni bir gün değil, bir çağ doğurdu.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.