Varoluşun Taşıyıcıları
Varoluş bütünlüğüne erdiğimizde geçmişin aslında bir taşıyıcı olduğunu anlıyoruz. Ne tamamlanmak ne de yarım kalmak için… Sadece bizi kendimize ulaştırmak için. İşte bu şiir, o uzun yolculuğun dingin kabulü.
Varoluş bütünlüğüne erdiğimiz anda, geçmişin asıl işlevini anlamak mümkün hâle geliyor. O, ne tesadüflerin yığını ne de acıların anlamsız birikimiydi. Geçmiş, ontolojik bir köprüydü. Bizi, olduğumuz hâle taşımak üzere kurulmuş sessiz bir sistemdi.
Birlikte büyüdüğümüz her sevgi, aslında bir liman değil, bir taşıyıcıydı. Rüzgârdı, kanattı, bazen de geceyi yararak ilerleyen gümüş bir hilaldi. Yüreğimizi genişletiyor, kabuğumuzu çatlatıyor, içimizdeki fırtınayı yavaş yavaş sessiz bir okyanusa dönüştürüyordu. Tamamlanmak üzere değil, bizi tamamlanmaya hazırlamak üzere var olmuşlardı.
Büyüme, varoluşsal bir zorunluluktur. İnsan, kabuğunu çatlatmadan bütünlüğüne ulaşamaz. Her ayrılık, kökleri toprağa daha derin salan bir ağaçtır. Her sessiz kapanış, kendi ışığını yakan bir kandildir. Acı da, özlem de, yarım kalmışlık hissi de birer illüzyondan ibarettir. Hepsi, varlığın kendini aşma hareketinin zorunlu basamaklarıdır.
Artık ne “neden” sorusu kalıyor içimizde, ne de “keşke”lerin gölgesi. Sadece derin bir kabul ve minnet vardır. Geçmiş, görevini tamamlamış eski bir elçi gibi ufukta silinir. Ve kapı açılır. İçinden sızan altın rengi ışık, insanın kendi varoluşunun ta kendisidir.
Büyüdükçe anlıyoruz ki; hiçbir sevgi boşa yaşanmamıştır. Bazıları bizi taşımak, bazıları bizi çatlatmak, bazıları da bizi kendimize ulaştırmak için gelmiştir. Ve hepsi, zamanı geldiğinde usulca çekilir. Geriye sadece bütünlenmiş bir varlık kalır.
Bu bütünlük hâli, ne gururdur ne de zafer. Sessiz, dingin ve derin bir “evet”tir varlığa. Çünkü biz, artık varoluşun kendisiyizdir.
Aforizmalar
Bazı sevgiler liman değil, taşıyıcıdır; seni aşkın kapısına kadar getirir ve usulca bırakır.
Geçmiş, ontolojik bir köprüdür. Görevi tamamlanmak değil, seni kendine ulaştırmaktır.
Büyüme, varoluşsal bir ateştir; kabuğunu çatlatmadan bütünlüğüne erişemezsin.
Her ayrılık, kökleri toprağa daha derin salan bir ağaçtır.
Sevgiler tamamlanmak için değil, varlığını genişletmek için gelir.
Artık ne “neden” sorusu kalır, ne de “keşke”. Sadece sessiz bir minnet ve aydınlık.
Geçmiş, görevini tamamlamış eski bir elçi gibi ufukta silinir; geriye sadece bütünlenmiş varlık kalır.
Zaman, acı ve sevgi; varoluşun ebedi basamaklarıdır, illüzyon perdesi değil.
Birlikte büyüdüğümüz her aşk, gökten düşen bir yıldız tozu gibiydi; kısa sürdü ama ışığı bıraktı.
Varoluş bütünlüğüne erdiğinde anlarsın: Hiçbir şey boşa yaşanmamıştır.
Büyüdükçe sevgiler küçülür, varlığın büyür.
Sessiz kapanışlar, kendi ışığını yakan kandillerdir.
Taşıyıcı sevgiler gider, ama seni bıraktıkları yer kalıcıdır.
Varoluş, seni kendine taşımak için her şeyi kullanır; acıyı da, sevgiyi de, ayrılığı da.
Tamlığa erdiğinde kapı açılır ve anlarsın: Bütün yollar, kendi kapına çıkıyormuş.
Hamiye Gül
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.