Çocuksun Sen Ve Bu Dünya Sana Göre Değil
Tekil düşler coğrafyası ve sen,
çocuk!
Bilinmezin rücu ettiğisin: hem saf
hem katıksız ve çok küçük.
Ellerin var ama ellerinin
dokunulmazlığını çalmış kalantor adamlar.
Yüreğin var ve çok büyük içine
sakladığın gezegenler adım gibi biliyorum ki tek tek sana itaat ediyorlar; ya,
dünya denen cehennem?
Sofiler var.
Sofistike karakterler ve de.
İdam sehpasında neden hep senin başın
var, kimse demiyor bana.
Sorabildiğini sor bana elbet senden
önce idam sehpasında sallandırılmazsam.
Öpebilirsin de yanaklarımı eğer ki
dudakların erimezse yalamadığın dondurmanın tadında bulamadığın kadar da adında
saklı olanları ve işte o soytarı zaferlerden ne varsa düşmeyen payına.
Azat et.
Azat edilelim.
Çocuk değilim ama senin gibiyim.
Çocuksu addedilsem de zaman zaman
aklımın enginlerinde yol alan yelkenlerden düşmedim hiçbir zaman zaten düşsem
bile sadece boşluğa çünkü benim yelkenlerim suda yüzmez:
Ya karada.
Ya da havada tıpkı hayallerim gibi.
Enjekte edilmiş bir çığlık mı
arıyorsun söyle?
Ama bil de çığıranın sen olduğunu ve
bilmezden gel seni duymazdan gelenleri.
Ekarte edilmiş bir beden midir yoksa
kaskatı kesildiğin hem bilirim de hangi coğrafyalarda öldüğün ve esir
edildiğin.
Tüm bültenler mutlu insanlarla dolu.
Adamın bünyesi kaldırmaz oysa bunca
mutluluğu.
Ve tüm fileler hınca hınç dolu:
Ya, senin sofranda ne var o yarım
somun ekmekten başka?
Sevdiğimden de ötesin.
Sevildiğine şüphen olmasın asla gerçi
senin soğuk bedeninle kafa bulur o metruk şatolarda yaşayanlar ve senin ölü
bedenin nasıl ki duygu fukarası zeminlerde sadece bir nesnedir:
Ya, Yaratana sormalı neyin nesidir bu
olan?
Anan ve baban.
Belki yanında belki çok uzak.
Ya, kardeşlerin?
Gitmediğin okulun görmediğin onca
şehir ve bilmediğin nice iklim!
Ne de olsa ikilem yüklü insanlık ve
ikiletmeden bastılar parmaklarını o ölümcül tetiğe.
Rengin ne, diye sormam çünkü çocuk
demek gökkuşağına denk düşer.
Yaşın nedir diye de sormam ve yasını
da!
Bir yasa addedilmiş çocuk ölümlerinde
ve çocuk istismarında hep mi güme gidensin?
Adın ve de ırkın!
Soytarı nefislere meze olan varlığın.
Bu gün ve yarın!
Yandığın mıdır elzem olan yoksa odun
attığın cehennem ateşini körükleyen midir o saf ve masum ruhun?
Sustuğun aşikâr.
Susturulduğun da!
Doğru demiş Ahmet Telli Üstat ne de
olsa:
‘’Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını
bilmiyor hiç kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki
büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her
mısrada
Esirgeyensin, bağışlayansın, biat
ediyorum
Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil.’’
Oysaki ben biliyorum neden sustuğunu
aslında herkes biliyor ve bilmezden geliyor:
Çünkü sen çocuk:
İzin vermiyorlar büyümene ve
konuşmana ve küçücük bedeninle çektiğin acıları da nedir, nedendir diye
sormuyorlar.
Eğer ki; büyüseydin susmayacaktın:
Dedim ya: sen çocuk kaldın ve çocuk
ruhunla bir soluk getirecekken dünyaya…
Büyümedin iyi ki de!
Ah, keşke büyüseydin de dünyanın bu
çarpık düzenine bir el atsaydın.
Büyüyüp de çocuk kalanlara da sözüm
çok ne de olsa:
Bu dünya çocuklara ve çocuk kalanlara
göre değil…
Üzgünüm çocuk hiç olmadığım ve çocuk
kaldığım kadar…
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.