Siyah Beyaz Resimler
Siyah beyazdı eski resimler,
Ama herkes ezbere bilirdi
Birbirinin göz rengini,
Beş haneli telefon numaralarını...
Tarifle bulunurdu eski adresler,
Hatta sahibini bulurdu
Eksik adresli o mektuplar.
Mahallenin postacısındaydı tüm haberler;
Postacıya okuturlardı mektupları,
Okuma yazma bilmeyen neneler, dedeler.
Yatılıydı eski misafirlikler,
Onlarca yer döşeği, yorganlar
Hazır beklerdi dolaplarda.
Mutfaklar bereketli, kilerler doluydu;
Nasibiyle, eli gönlü dolu gelirdi misafirler.
Sık sık elektrikler gider,
Gaz lambası gölgesinde tüterdi muhabbetler.
Kuzine sobalarda pişerdi yemekler,
Demlenirdi en sıcak çaylar.
Fotoğraf albümlerinde ve sohbetlerde
Yaşardı tüm hatıralar.
Kimse evinde ölüp kalmazdı tek başına,
Konu komşu en az üç kez yoklanır,
Hal hatır sorulurdu eskiden.
Kapılar kilitlenmezdi çelik kilitlerle;
Ya sürgülüydü ya da ip ile bağlı.
Sokakta büyürdü mahallenin çocukları,
Bir evde pişen sıcak bir çorba,
Tüm sokağa yeter de artardı.
Akşam ezanıydı evlere çekilme vakti.
Yavuklu olmak zordu eskiden;
Taşa sarılıp atılırdı bahçelere aşk mektupları.
Anneler görmezden gelirdi,
Gizli okunan o mahcup satırları.
Askere vaktinde gidilir, vaktinde gelinirdi;
Davul zurna ile uğurlanırdı yiğitler,
Ceplerinde bol harçlıklarla.
Yoktu eskiden bu kadar düğün salonu,
Düğünler en az iki gün sürerdi.
Cumartesi kız evinde kına, oğlanda semah;
Pazar günü yüzlerce araba ile gelin alma...
Pişerdi dev kazanlarda yemekler,
Kurulurdu sokak boyu masalar,
Tüm mahallenin karnı doyardı.
Pazartesi olunca mahallenin kadınları,
Toplanıp giderdi yeni gelin çayı içmeye.
Şimdi...
Tanımaz kimse iki kat üstteki komşusunu,
Herkes birbirine kapı duvar şimdi.
Kimse bilmiyor ezbere bir numarayı,
Değişiyor sık sık , herkesin göz rengi,
Kimsenin evinde yok fazladan bir döşek.
Kargocular kapıdan döner evde yoksan,
Geri döner e-mailler, adresi yanlış yazdıysan.
Şimdiki kapılar çelik, için yine de rahat etmez;
En az üç kez kilitlemediysen...
Düğünler yok artık;
Evlilikler nikah salonlarında,
En fazla yarım saat,
İki "evet", on beş yirmi kişiyle...
Askerlikler paralı,
Dostluklar paralı,
Komşuluklar paralı,
Sevdalar pahalı!
Meğer ne zenginmişiz,
Her şeyin en az olduğu o günlerde...
Meğer ne fakirmişiz,
Her şeyin bol olduğu bu günlerde!
Ne ara bitirdik biz her şeyi böyle!
2 Beğeni
Siyah beyazdı eski resimler,
Ama herkes ezbere bilirdi
Birbirinin göz rengini,
Beş haneli telefon numaralarını...
Tarifle bulunurdu eski adresler,
Hatta sahibini bulurdu
Eksik adresli o mektuplar.
Mahallenin postacısındaydı tüm haberler;
Postacıya okuturlardı mektupları,
Okuma yazma bilmeyen neneler, dedeler.
Yatılıydı eski misafirlikler,
Onlarca yer döşeği, yorganlar
Hazır beklerdi dolaplarda.
Mutfaklar bereketli, kilerler doluydu;
Nasibiyle, eli gönlü dolu gelirdi misafirler.
Sık sık elektrikler gider,
Gaz lambası gölgesinde tüterdi muhabbetler.
Kuzine sobalarda pişerdi yemekler,
Demlenirdi en sıcak çaylar.
Fotoğraf albümlerinde ve sohbetlerde
Yaşardı tüm hatıralar.
Kimse evinde ölüp kalmazdı tek başına,
Konu komşu en az üç kez yoklanır,
Hal hatır sorulurdu eskiden.
Kapılar kilitlenmezdi çelik kilitlerle;
Ya sürgülüydü ya da ip ile bağlı.
Sokakta büyürdü mahallenin çocukları,
Bir evde pişen sıcak bir çorba,
Tüm sokağa yeter de artardı.
Akşam ezanıydı evlere çekilme vakti.
Yavuklu olmak zordu eskiden;
Taşa sarılıp atılırdı bahçelere aşk mektupları.
Anneler görmezden gelirdi,
Gizli okunan o mahcup satırları.
Askere vaktinde gidilir, vaktinde gelinirdi;
Davul zurna ile uğurlanırdı yiğitler,
Ceplerinde bol harçlıklarla.
Yoktu eskiden bu kadar düğün salonu,
Düğünler en az iki gün sürerdi.
Cumartesi kız evinde kına, oğlanda semah;
Pazar günü yüzlerce araba ile gelin alma...
Pişerdi dev kazanlarda yemekler,
Kurulurdu sokak boyu masalar,
Tüm mahallenin karnı doyardı.
Pazartesi olunca mahallenin kadınları,
Toplanıp giderdi yeni gelin çayı içmeye.
Şimdi...
Tanımaz kimse iki kat üstteki komşusunu,
Herkes birbirine kapı duvar şimdi.
Kimse bilmiyor ezbere bir numarayı,
Değişiyor sık sık , herkesin göz rengi,
Kimsenin evinde yok fazladan bir döşek.
Kargocular kapıdan döner evde yoksan,
Geri döner e-mailler, adresi yanlış yazdıysan.
Şimdiki kapılar çelik, için yine de rahat etmez;
En az üç kez kilitlemediysen...
Düğünler yok artık;
Evlilikler nikah salonlarında,
En fazla yarım saat,
İki "evet", on beş yirmi kişiyle...
Askerlikler paralı,
Dostluklar paralı,
Komşuluklar paralı,
Sevdalar pahalı!
Meğer ne zenginmişiz,
Her şeyin en az olduğu o günlerde...
Meğer ne fakirmişiz,
Her şeyin bol olduğu bu günlerde!
Ne ara bitirdik biz her şeyi böyle!
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.