Işıksız Işık
Göz, evrenin aynası mı,
İçsel bir kırılma mı?
Çiğ kalabalığın ortasına
Sert bir soru fırlatıp yırtmalı
Bu pürüzsüz sahneyi.
Bir kör, renkli panoları görmez elbet;
Rüzgârı ve güneşin hırçın sıcağını
Taşır çatlak parmak uçlarında.
Bir gören ise gür aydınlığın ortasında,
Kendi yarattığı karanlık manada
Kaybolur yavaşça.
Renkler doğuştan mı kazınır göğsümüze,
Yoksa öğretilmiş midir çocuk masallarında?
Göze inen hırçın darbe anında,
Zifiride ansızın patlayan yırtıcı beyazlık;
Sürgündeki bir yıldızın son çığlığı mıdır?
Bakmak, biyolojinin pürüzsüz eylemi değil,
Karanlık dehlizlerde yönünü arayan inançmış.
Işık, ıslak gözbebeğinde değil,
Akrep ile yelkovanın durduğu
Derin anlamda yanarmış.
Görmüyorsan bile zifiride yürümekten korkma;
Varlık, bir tanık var diye doğmadı bu toprağa.
Tüm açık gözlerin körleştiği sağır ikindilerde,
Hiçbir ışığın sızamadığı darmadağın bir düşte parlar
Hakikatin en çıplak rüyası…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.