İntikam
2 No’lu fotoğrafta bir
kara tahta, kara tahtada
eski harflerle yazılı
bir şiir ve
kara tahta karşısında başı fesli bir ergen görüyorsunuz
değil mi?
Önce o ergenden başlayayım tanıtmaya.
O boy posa gelmeden önce 1 Nolu
fotoğraftaki gibi bir
çocuktu ve o bebeğin babası, Sultan
II. Abdülhamit, Annesi ise
Saliha Naciye Sultan’dı. 1905 yılında Dünyaya gelmişti.
Çocuğun adı Âbid idi.
Sultan II. Abdülhamit 27 Nisan 1909’da tahttan
indirilip Selanik’e sürgün gönderildiğinde henüz dört
yaşındaydı. Ancak daha o
yaşında kafasında intikam
düşünceleri vardı. Nitekim
kendilerine Selanik’e kadar eşlik
etmiş olan Fethi
Bey ( Fethi Okyar ) İstanbul’a dönerken
sormuştu ona
- İstanbul’a dönüyorum. Sana İstanbul’dan ne alayım?
- Kılıç al
- Kılıç
mı? Ne yapacaksın
kılıcı?
- Babamın düşmanlarını keseceğim
- Yılanın oğlu yılan
olur.
*****
1912’de Selanik Yunanlıların eline
geçtiğinde babası ve annesi ile
birlikte İstanbul’a getirildi ve Beylerbeyi
Sarayında adeta hapis hayatı
yaşamaya başladı.
1918’de Sultan Abdülhamit vefat
ettiğinde Harbiye’de okumaya başlamıştı ve bu dönemde
içindeki kin ve öfkesi, Harbiye’deki hocalarının
da etkisiyle babasını tahttan indirenlerden Bulgar, Sırp,
Yunan gibi düşmanlara dönmüştü.
2 No’lu fotoğraf da
işte o günlere
ait bir fotoğraftır.
Fotoğraftaki ‘’ İntikam ‘’ Başlıklı şiir
doğrudan doğruya Abid Efendiye
mi aittir yoksa öğrensin- ezberlesin diye
önüne konan bir şiir
midir pek bilemeyiz
ama pek çok internet sitesinde II. Abdülhamit’in en
küçük oğlu Abid Efendinin şiiri
olarak dolaşır ve günümüz
alfabesiyle şöyle bir
şiirdir.
İNTİKAM
Unutma, gördüğün hakareti bil;
Kinini kalbinde sakla, uyutma.
Ağlama, gözünün yaşını sil;
Bekle zamanını, fakat unutma.
Unutma Bulgar’ı, Sırp’ı, Yunan’ı;
Kinini kalbine ateşle yazdır.
Unutma sel gibi çağlayan kanı;
Ölürsen bunları taşına yazdır.”
Şehzade
Abid Efendi 1922’de artık
bir Mülazım-ı Evveldi ( Yani Asteğmen ) O sırada yurt
dışına firar etmiş
olan Enver Paşa’nın Orta Asya’da bağımsız bir
Türkistan Devleti kurma
ülküsüne destek çıktı, hatta direkt
Enver Paşa’nın yanına
gitmek istedi ama
Enver Paşanın 4
Ağustos 1922’de öldürülmesi üzerine
bu düşüncesinden vazgeçti.
1924’de Osmanlı hanedanı
yurt dışına sürüldüğünde o önce
Beyrut’a gitti, sonra son
halife olan Amcasının
yanına Fransa’nın Niş şehrine geçti ve amca
kızı Dürrişahvar sultan ile
evlenmek istediyse de
Abdülmecit Efendi bu
evliliğe izin vermedi ( Kızının daha
çok küçük olduğu
gerekçesiyle )
1936’da Sorbon Hukuk Fakültesini,
1937’de Siyasal İlimler
Fakültesini bitirse de diplomaları hiç
bir kapı açmadı ona. Öyle ki seyyar
sabun satıcılığı bile
yaptı hayatını idame
ettirmek için.
1939’da Arnavutluk kralı Ahmet Zogu’nın kızkardeşi
Seniye hanımla evlenince
Ankara telaşa düştü
zira Zogu’nun oğlu yoktu.
Ölmesi halinde taht
Abid Efendiye geçebilirdi, bu da
Osmanlı’nın yeniden canlanması
demekti ki Türkiye
için zararlı görülüyordu bu durum.
Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkiler
gerginleşmişti ki kendi
üzerinde de hayli baskı hisseden
Abid Efendi 1948’de
karısını boşadı.
Hayatını bir süre
Paris’te oldukça zor şartlar altında
sürdürse de sonunda 1966’da ayrıldı
ve Beyrut’a gelerek
bir talebe pansiyonuna
yerleşip burada hiç
bir devletin tabiyetine geçmeden
bir haymatlos ( vatansız ) olarak
yaşadı.
Hiç bir
zaman düzenli bir
işi olmadı. Hayatını
Suudi Arabistan Kralı
Faysal’ın bağladığı maaşla
devam ettirdi ve
1973 Yılında Ablası Ayşe
Sultan’ın oğlu Nami
Beyin misafiri iken Beyrut’ta sokak ortasında
geçirdiği bir kalp
krizi sonucunda vefat
etti.
Cenazesi Şam’a getirildi
ve buradaki Süleymaniye
Camiinin haziresinde diğer
pek çok hanedan
mensubu gibi defnedildi.
Öldüğünde cebinden sadece 30
kuruş para çıkan Abid Efendi’ye babası
II. Abdülhamit ile ilgili bir
anı kitabı yazması
için çok fazla teklif götürülse de her seferinde ‘’Koskoca Cihan
padişahı, benim gibi İttihatçıların elinde büyümüş bir çocuğa ne anlatmış
olabilir ki ben de
size anlatayım ‘’ Diyerek
reddetti.
Ölmeden önce Kral
Faysal’ın ‘’15.hicrî asra halifesiz girmeyelim. Babanızın İslâm âleminde
çok prestiji var, sizi halife ilan edelim" teklifini de -
böyle bir teklifin arkasında
ABD’nin olabileceği düşüncesiyle- reddetmişti.
Ve son bir bilgi ile
noktalayalım:
Abid Efendi babası hakkında
yazılanların hepsinde çok
büyük yanlışlıklar olduğunu
söylüyordu. Hatta ablası
Ayşe Sultan’ın yazdığı
hatıralarda bile çok fazla
yanlış ve hata
olduğunu söylüyordu. Ona
göre II. Abdülhamit hakkında en
doğru ve tarafsız
bilgi veren İbnülemin
Mahmud Kemal Bey’di.
Evet, yazımızın başlığı her ne
kadar İntikam olsa da Abid Efendi
babasının intikamını alamadığı
gibi Sırp’tan, Yunan’dan,
Bulgar’dan da bir
intikam alamadan bu fani dünyadan göçtü
gitti maalesef.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 18
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.