Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

1915 Çanakkale Ve Kurban Bayramı

1915 Çanakkale Ve Kurban Bayramı



DUR  YOLCU !

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

                               Necmettin  Halil  Onan

**********

İngiltere ve  kuyruğu Fransa, ta  Avustralya’dan,  Yenizelanda’dan  getirttikleri  onca  Anzak  kuvvetlerine  rağmen 25  Nisan  1915’denberi Türk  direnişi  kıramamış,  Çanakkale  Boğazını  denizden  olduğu  gibi  karadan da  geçememişti.

Temmuz  ayını  aşağı  yukarı  aç  geçiren  Türkler  halen  olağanüstü  bir güçle  savaşıyorlardı.

Evet, bu  bir mucizeydi  adeta.  Türk  askeri,  gelen ‘’ Tutmak  şart değil.  Sonra  kaza da edilebilir ‘’ fetvasına  rağmen  13 Temmuz 1915’de  başlayan  Ramazan  Ayını  onca  yokluk  ve  yoksulluğa  rağmen  yine  de büyük  ölçüde  oruçlu  geçirmişti.  Düşmanıyla  savaşırken  aç  ve  susuzdu ama  yine  de olağanüstü  bir  azim ve  iradeyle  savaşıyordu. Düşman  adeta  çıldırma  noktasına  gelmişti.

Oldukça  buruk  ve  hüzünlü  geçen  aylardan  sonra  Ekim  ayı  ile  birlikte  Kurban  Bayramı da  gittikçe  yaklaşmaktaydı.

İngiliz  Gavuru,  Türk  ordusuna  bir  Kurban  Bayramı  yaşatmaya  hiç  niyetli değildi. O sebeple Fransızlardan da azami  destek  alarak  saldırıya  geçti.

Tarih ders  kitaplarımız  bahsetmeseler de Kerevizdere,  Alçıtepe( Kirte ) , Kireçtepe Muharebeleri  adı  verilen  bu savaşlarda 12-13 Ekimde  itibaren  çok  ağır  kayıplar verdik  ama  yine de  düşmanın  bir  adım  dahi  ilerlemesi  mümkün  olmuyordu  bir  taraftan da  Kurban  Bayramı  iyice  yaklaşmışken.

16 Ekim  1915’de  yani bayramın  başlamasına  üç  gün  kala  Başkomutan Vekili  Enver Paşa,  birliklere hediyeler  göndermiş ve  bayramlarını  kutlamıştı. ( Bu hediyeler nelerdir  tespit edemedim )

Bayram  arifesinde ise ( 18  Ekim  1915 ) 14. Tümen  komutanı Yarbay Kazım  Karabekir  askerlerine  şöyle  sesleniyordu:

“Kerevizdere (18 Ekim 1915)

Yarın Kurban Bayramı’dır. Yüzbinlerce muvahhidinin Kâbe-i Muazzama’da dergah- ulûhiyete yöneldiği, rahmet-i İlâhiye kapılarının âlem-i İslâm ’a açıldığı gündür. İngiliz vahşeti, Fransız denaeti, Rus zulüm ve esareti milyonlarca İslâm kardeşimize bu sene Kâbe-i Muazzama ’nın yollarını kapadı. Bu melanet elbette gayretullaha dokunacaktır. Ordu-yı İslâm pek yakında mansur ve muzaffer olacaktır. Gelecek yılın bu günleri, dört yüz milyon ehl-i İslâm hür, müstakil ve müttehit, livaü’l-hamd-i Ahmedî altında, Al-i Osman bayrakları sayesinde, müştak ve müftehiri olduğu, Beytullah’a kavuşacak, “lebbeyk!” diye haykıracaktır. Her evde, her bucakta, tehliller, tekbirlerle kurbanlar kesilirken, biz de Kerevizdere kurbanlarımıza ve şehit kardeşlerimize fatihalar gönderelim. Bizler ya Şehitlik ya da gazilik duygusuyla Hakk’a bel bağlayalım. Tâ ki dinimiz kurtulsun, namusumuz masum kalsın. Nâm-ı millet yükselsin. Vatan ebedi şan ve şeref bulsun. Bu mübarek gün vesilesiyle zabitan ve efrat arkadaşlarımın gözlerinden öper cümleyi tebrik ederim.

14’üncü Fırka Kumandanı Kaymakam Kâzım Karabekir.


Ayın  19’u  yani  Bayramın  ilk  günü  nasıl  geçti  peki  cephede?  Mesela  Bayram  Namazı  kılınabildi  mi?

Ben  yazayım  siz  karar verin  kılınabildi  mi  kılınamadı  mı

Çanakkale Cephesi’ni yakından görmek isteyen Suriye, Filistin ve Lübnan’da yaşayan gazeteci, siyasetçi, hatip ve bilim adamlarından oluşan ve başkanlığını Es’ad Eş-Şukayrî’nin yaptığı 31 kişilik Arap Heyeti, Cemal Paşa tarafından organize edilen bir gezi ile 17 Ekim 1915 tarihinde Sirkeci’den hareketle  18 Ekim’de Akbaş İskelesi’ne ,  oradan da direkt Çanakkale  Cephesine  gelmişler, bu ziyaret  esnasında bayram namazı bir çam ağacı altında Trablusşam ulemasından Şeyh Abdülkerim Uveyda tarafından kıldırılmıştır. Ancak tabii  ki  bu  Bayram Namazına  bütün  ordunun  katıldığını  söylemek  mümkün  değildir.  

Askerin  Morali  nasıldır?

Askerin tek  sıkıntısı,  yaşadığı  özlemdir.  Bunun  dışında  kendilerini  vatana  kurban  olarak  adamışlardır  ve  bir  korkuları  yoktur.  Nitekim  bunu Selahattin Adil Bey  adlı bir  subayın  ailesine  yazdığı  mektupta  çok  bariz  bir  şekilde görmekteyiz. Selahattin Adil Bey  şöyle  diyor  ailesine:

“Fırka Uzunköprü’de herhalde hazırlık ve toplanmak için birkaç gün kalacaktır. Ümit ederim ki seni ve yavrumuzu der-ağuş etmek (kucaklamak) üzere İstanbul’a me’zunen (izinli olarak) gelebileyim. Daha şimdiden sevinme yalnız. Allah’tan nasip temenni eyle ve inşallah de! Bu bayram da yanında bulunamıyorum. Gerek sizin ve gerek cümlenizin bayramını tebrik eyler ve Cenab-ı Hakk’dan birlikte pek çok bayramlar mesuden geçirmenizi temenni eylerim. Artık benim kurbanımı siz kesin. Hayırlısıyla diler kurtulur isek kesilecek çok kurbanlarımız, verilecek çok sadakalarımız var…

Ordudaki  genel  hava  şöyle de dile  getirilmiştir.

Örneğin Mehmet Fesih Bey, Kurban Bayramı ile ilgili “Bugün Kurban Bayramı. Biraz siperlerde gezdim ve kovan topladım. Sonra yerime gelerek bir kahve içtim. Pek ziyade bitab olduğumdan uyumamak üzere yattım. İşte bu esnada toplar başladı. Obüsler sağ cenahımızın gerilerine düşüyor. Zaten kovuğun on adım sağına da düşmüştü. Mecbur oldum ikinci hattaki mahale gitmeye. Gittim.” Derken,

Kireçtepe’de savaşan Ziraat Mektebi öğrencisi yedek subay Abidin Efendi ise bayramın  ilk  günü  ile  ilgili  olarak  günlüğüne şunları  yazıyordu: “Bugün Kurban Bayramı’nın biri… Fakat bayram olduğundan kimsenin haberi yok. Ancak öğlenleyin bayram olduğunu öğrendik… Askerler ordugâhın düzenlenmesi ve tertibiyle meşgul… Ben de dünkü yorgunluğu kısmen telafi için sabah geç vakte kadar uyudum.”

Askerler, saldırılar biraz  kesilince  siperden  sipere dolaşarak  birbirlerinin  bayramlarını  kutluyorlardı  ama düşman  öyle  çok da  fırsat vermiyordu  bayramlaşmaya.  Dahası askerimizin  moralini  bozmak  için hazırladıkları  propaganda bildirilerini  bizim tarafa  gönderiyorlardı.

İşte  o  propaganda  bildirilerinden  birinde  sözde cepheden  kaçıp  İngilizlere  sığınan  Türk  askerleri  şöyle  diyordu  İngilizlere  karşı  savaşan  Türk  askerlerine:

“Arkadaşlar! Sizin halinize çok acıyoruz. Bir defa buraya gelseniz de bizim rahatlığımızı görseniz. Çok memnun kalacaksınız. Ne kadar çoğuz, bir bilseniz, bizim sevincimiz o kadar mükemmel olur. Hepimiz bayramlaşırız. Allah’a bugün şükürler olsun ve bir gün evvel bizleri ailelerimize kavuşturması için niyazlar arz ediyoruz. Tekrar diyorum, durmayın bize gelin. Osmanlı Esirlerinden Biri” 

Evet böyle  adice  propaganda  faaliyetleri  de  vardı 1915’de  Çanakkale Cephesindeki  Kurban  Bayramında. 

O  günleri yakın  köylülerden  biri daha  sonra  şöyle  anlatmıştır:


Kurban Bayramı’nın dördüncü günüydü. İngilizler dört gün dört gece taarruzlarına devam ettiler… Hep topçu ateşi… Topçu ateşiyle gene bozdu gavur bizi. 11. Fırka sağımızda bozuldu. Bizim de bozulmamıza sebep oldu. Gece, gündüz çekiliyoruz. Aç ve susuz… İngiliz tayyareleri de üzerimize bomba atıyorlar.”

Bu  uzun  yazıyı  madem  bir  şiirle  başlattık,  bir  şiirle  noktalayalım.

Evet,  Sultan  V.  Mehmerd  Reşad’ın  Çanakkale  şhit  ve  gazilerine  ithafen  yazdığı  şiirle  noktalayalım.

ÇANAKKALE  GAZELİ

 

Savlet etmişdi Çanakkal‘aya bahr ü berden

Ehl-i İslâmın iki hasm-ı kavîsi birden

 

Lâkin imdâd-ı ilâhî yetişip ordumuza

Oldu her bir neferi kal‘a-i pûlâd-beden

 

Asker evlâdlarımın pîşgeh-i azminde

Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen

 

Kadr ü haysiyyeti pâmâl olarak etdi firâr

Kalb-i İslâma nüfûz etmeğe gelmiş-iken

 

Kapanıp secde-i şükrâna Reşâd eyle duâ

Mülk-i İslâmı Hudâ eyleye dâim me’men

 


GAZELİN  GÜNÜMÜZ  TÜRKÇESİ 

Müslümanların güçlü iki düşmanı birleşerek denizden ve karadan Çanakkale’ye saldırmıştı.

 

Fakat Allah’ın yardımı ordumuza yetişti ve askerlerimiz çelik bedenli birer kale oldu.

 

En sonunda, asker evlâtlarımın azmi karşısında düşman âcizliğini anladı.

 

[Düşman askeri] İslâm’ın kalbini (İstanbul’u) ele geçirmeye gelmişken şerefini ayaklar altına alarak kaçtı.

 

Reşad! Şükür secdesine kapan ve Allah’ın İslâm ülkelerini daima güvenli kılması için dua et.

 

*****

 

KURBAN BAYRAMIMIZIN  TÜM  ÜMMET-İ MUHAMMED’E SAĞLIK, HUZUR, MUTLULUK; DÜNYAMIZA DA BARIŞ  GETİRMESİ  DİLEKLERİMLE  HERKESE SONSUZ SEVGİ,  SELAM VE  SAYGILARIMI GÖNDERİYORUM

BAYRAMIMIZ  KUTLU  OLSUN.
 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
1915 Çanakkale Ve Kurban Bayramı

1915 Çanakkale Ve Kurban Bayramı

Sami  Biber Sami Biber