Etekleri Zil Çalan Padişahımız
Efendim, ‘’ Etekleri Zil Çalmak ‘’ deyiminin hikayesi şöyle
anlatılır genelde:
Evvelin zaman içinde, kalburun da saman içinde
olduğu devirlerde memleketin birinde
güler yüzlü bir
şeyh varmış. Bu şeyh
karıncalar incinmesin,
farkında olmadan onları
ezmeyeyim diye giydiği kaftanın eteklerine minicik
çanlar ( ziller ) taktırırmış. Böylece
zillerin sesini duyan
karıncalar ‘’ Amanınnnn, şeyh
efendi hazretleri geliyor.
Ayak altından çekilelim
de zavallı adam
haybeye günaha girmesin. ‘’ diyerek sağa sola
kaçışırlarmış; böylece hem kendi
ince bellerini kırılmaktan
kurtarırlar hem de şeyhin
karınca öldürerek günaha
girmesine mani olurlarmış.
Gel zaman git zaman bu
etekleri zil çalmak
olayı insanların mutlu
bir haber almaları
ya da sürpriz bir mutlulukla karşılaşmaları veyahut
bekledikleri bir durumun mutlu
sona ulaşması halinde söyledikleri
bir deyim olmuş.
Örnek verelim:
Farzedelim ben bir hatuna fena
halde tutuldum ama bir türlü
söyleyemiyorum. Çünkü korkuyorum ‘’
Ulan kala kala
sana mı kaldım prostatlı turşu? ‘’ demesinden.
Ama yine farzedelim ki birileri
çöpçatanlık yaptı. O da kim
olsun? Hah buldum, site
sahibi Adem Efiloğlu
olsun. Sever öyle hayırlı
işleri. Adem, hatunla
konuştu ve sonra geldi bana haber
veriyor diyelim: ‘’ Sami Hocam !
Korkma ! Şukûfe Hanım ‘’ Anasını- babasını yollasın,
Allah’ın emri ile- peygamberin kavli
ile ve de can havli ile
beni istetsin dedi. ‘’ Derse…[
Şukufe Hanım kim
diye kafa yormayın boşuna.
Hikayenin ana konusu o
değil.]
Ne olur
böyle bir durumda?
Kesinlikle aklımın ucundan
bile geçmez anamın da babamın da rahmetli
olduğu. Direkt haberin
‘’ İstetsin ‘’ kısmına odaklanırım
ve önce ağzım, kulaklarıma
doğru yayılır, sonra eteklerim
zil çalmaya başlar.
‘’Etekleri zil çalmak’’ işte böyle
bir olaydır.
Desem de aslı maalesef tam
olarak böyle değildir
bu olayın.
Şimdi az daha sokulun,
size tarihsel gerçeği
bütün açıklığı ile
anlatayım.
****
Padişah II. Mustafa’nın da ben gibi ‘’ Çok
kalabalıklaştı. Yaşanmaz
artık bu şehirde’’ Diyerek 1703 Yılında İstanbul’u terk etmesi ama ben
gibi Fethiye’ye değil de Edirne’ye
çekilmesi ve devleti
Edirne’den idare etmeye
çalışması üzerine yeniçeriler ayaklandılar ve padişahı
tahttan indirip yerine III. Ahmet’i
tahta oturttular.
III. Ahmet de 1718’de
Pasarofça Antlaşması imzalanıp
Avusturya ile olan
savaşın sona ermesi
üzerine İstanbul’da vur
patlasın-çal oynasın bir
Lale Devri yaşattığından, 27 Yıllık bir
saltanat sonucunda Patrona
Halil ve arkadaşlarının ayaklanmasıyla tahttan
indirildi ve yerine I. Mahmut tahta
oturtuldu.
I. Mahmut, Osmanlı’nın duraklama ve
gerileme dönemindeki son
kudretli hükümdarıydı. İlk iş
olarak kendisinden yeniçeri
ağalığını isteyen Patrona
Halil ve yoldaşlarını ‘’ Gelin törenle vereyim
size istediklerinizi. ‘’ Diyerek saraya çağırıp eli
baltalı cellatlar tarafından
satır kıyması haline getirtti.
Sonrasında pek çok ıslahatlar
yaptı. Bu arada Osmanlı Devleti doğuda İran,
Kuzeyde Rusya ve
Batıda Avusturya ile savaşıyordu ve aynı anda savaştığı bu
devletlerin hepsine karşı
başarılı olmuş, sonuçta da
Osmanlı tarihinin kazançlı olan
son antlaşmalarını imzalamıştı.
Ama?
Ama Sultan I.Mahmut
maalesef hastaydı. Günümüze
göre hastalığı basitti
ama o zamana
göre basit bir
hastalık değildi hemoroid ve
ülser.
Bu illetler koca
padişahı yiyip tüketmişti
ve 13 Nisan 1754’de hekimlerinin ‘’ Aman
padişahım istirahat ediniz.’’
Uyarılarına rağmen saraydan
çıkıp Eyüpsultan Camiine Cuma namazına gitti.
Namaz dönüşü Demirkapı semti civarlarına
geldiğinde artık at
üzerinde duracak mecali
kalmamıştı. Nitekim attan düştü. Alelacele Topkapı
sarayına getirdiler.
Yapılan muayene ve tetkikler
sonucunda artık hayatının son
nefeslerini alıp verdiği söylenince 51 Yıldır sarayın veliaht şehzadelere tahsis esilen ve kafes denilen bir odasında hapis
hayatı yaşayan üvey
kardeşi III. Osman’ı çağırdılar.
Hekimler ‘’ Yaşıyor- yaşamıyor ‘’ münakaşası
yaparken III. Osman, ağabeyinin
nabzına baktı ve
‘’ İnna lillah ve
inna ileyhi raciun ( Hepimiz O’ndan geldik
ve O’na dönücüleriz.’’)
Ayetini okudu. Yani ağabeyinin öldüğünü
resmi olarak ilan
etti.
Geriye yapacak tek
şey kalmıştı: I. Mahmut’u defnetmek.
İstanbul’da herkesin bildiği
ama çoğunluğun asıl
adıyla değil de ‘’ Kuşlu Cami’’
diye tanıdığı Valide Turhan
Sultan Camii ( Yeni Cami ) haziresinde babası
II. Mustafa’nın yanına defnedildi.
Efendim, daha sonra
I. Mahmut’un diri diri gömüldüğü
yolunda bir sürü
hikaye anlatıldıysa da bunların
gerçekliğinin olmadığını söylemeye
gerek yok sanırım.
Sanırım merak ediyorsunuz bütün bu anlattıklarımın eteklerin
zil çalmasıyla ne
alakası var?
Şimdi sıra orada.
Efendim, I. Mahmut’tan
sonra tahta oturan
III. Osman tam bir
kadın düşmanıydı. 51 yıllık
esaret hayatı onu tam bir
kadın düşmanı yapmıştı.
Şimdi denilebilir ki ‘’ Hocam ! Bu padişahın
karısı filan yok muydu?
Vardı. Diğerlerinin sürüsüne
bereket hanımı, cariyesi
varken III. Osman’ın sadece üç hanımı
vardı ( Leyla, Zevkî, Ferhunde Emine ) ama herhalde
hiç birine el bile
sürmemiş olsa gerek
ki çocuğu filan
yoktu.
Kadınların bırakın kendilerini
görmeyi, kokularına bile
tahammülü yoktu. O
sebeple de sarayda
yaşayan tüm kadınların
makyaj yapmalarını, kokular
sürünmelerini, daha önce olduğu
gibi musiki icra etmelerini, çok acil bir
durum söz konusu
olmadığı takdirde saraydan dışarı
çıkmalarını, Cuma selamlıklarına katılmalarını
kesinlikle yasakladı. Ayrıca
sarayda ne kadar hanende ve sazende( Yani
şarkı söyleyen ve enstrüman çalan ) cariye
varsa hepsini kovdurdu.
Lakin yasaklar bunlarla
sınırlı değildi.
Padişah III. Osman hareme girdiğinde
etrafta kadın görmek
de istemiyordu. O sebeple haremde giydiği
takunyaların altına demir kabaralar
çaktırmıştı. Böylece takunya sesini duyan
cariyeler ortadan toz
oluyorlardı ama tabii
ki her zaman takunya
giyilmezdi. O sebeple
de bazen eteklerinde
ziller olan kaftan giyerdi. Bu zillerin
sesini duyan cariyeler yine
ortadan kaybolurlardı padişaha
görünmemek için.
2 Yıl
10 Ay 18
Gün saltanat süren,
bu kısa süre içinde
yedi sadrazam değiştiren III.Osman, 3 Ekim 1757’de Yavuz Sultan Selim gibi
Şirpençe hastalığından öldü ve o
da Yeni Cami Haziresinde
defnedildi.
Eteklerin zil çalması
aslında tam olarak
böyle bir şeydi
ama zamanla şekil
değiştirdi.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 14
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.