Etrüsk Dedelerimiz Ve Harfler Marşımız
ETRÜSK
DEDELERİMİZ VE HARFLER MARŞIMIZ
Efendim bugün 1 Haziran.
Bundan 97 yıl önce
yani 1 Haziran 1929’da
devlet kurumlarında artık
yeni harflere geçiş
tamamlanmıştı.
Biraz daha açalım.
Bilindiği gibi 1
Kasım 1928’de Türkiye’de Arap
Harflerinden Latin
Harflerine geçiş olmuştu ama bu geçiş
öyle pat diye
olmadı elbette. Bunun için
belirli bir süre tanınmış,
bu süre içinde
gazeteler bile hem
eski yazı (Arapça ) hem
yeni yazı ( Latince ) olarak basılmıştı. Devlet
kurumlarında da evraklar hem
Arapça hem Latin
Harfleriyle yazılıyordu.
İşte bu
uygulama 1 Haziran 1929’da devlet
kurumlarından tamamen kaldırıldı.
****
Şimdi mişli geçmiş
zaman kipi kullanarak bir
şeyler anlatacağım. Dikkat !
Efendim hani bazen soruyoruz ya ‘’ 1000
Yıldan fazla zamandır
kullandığımız Arap Harfleri bizim
harfimiz olamazken elin
Latin’inin harfleri nasıl
Türk Harfleri oldu?’’
Bu mevzu
bazı tarihçilerin (!) de kafasına takılmış ve araştırmışlar.
Eeee arayan Mevla’sını da
belasını da bulur derler ya
bizim tarihçiler de
bulmuşlar.
Yok yahu
Mevlalarını ya da belalarını değil.
Latin harflerinin aslında
Latin Harfleri olmayıp
Etrüsk harfleri olduğunu bulmuşlar. Meğer Latinler de Etrüsklerden
araklamışmış bu harfleri.
‘’Eeee ha Latin
ha Etrüsk ne
farkeder?’’ Dediğinizi duyar
gibiyim. Hemen cevap vereyim: Çok şey
farkeder.
Daha doğrusu çok
farkedermiş ama neredeyse yüz
yıldır biz bu
farkı fark edememiş mişiz. Meğer
Etrüskler Türk’müş.
Yaaa…. Nasıl ki yazıyı
ilk bulan Sümerler
Türk ise, parayı
ilk bulan Lidyalılar
Türk ise, kağıdı, barutu,
matbaayı ilk bulan
Çinliler aslında Türk ise, Hz. Adem
Babamız ve Havva
anamız öz be öz Türk ise (
Yörük oldukları kesin
de Karakeçili mi yoksa
Sarıkeçili mi oldukları ihtilaflı ) aynen öyle
bu Etrüskler de Türk’müş.
Yani sizin anlayacağınız şerefsiz Latinler bizim harflerimizi çalmışlar, bizler de Arap harflerini
atarak kendi öz harflerimize ulaşmışız. Aldığımız harfler
aslında Latin Harfleri değil
de sevgili dedelerimizin
dedelerinin dedelerin de dedeleri olan Etrüsklerin harfleri
olduğu için gönül rahatlığıyla
kullanabilirmişiz.
*****
Peki biz Türkler 1 Kasım 1928’e
kadar Latin alfabesini (
Pardon Türk Alfabesini )
hiç görmemiş miydik? Bilmiyor
muyduk?
Efendim, Osmanlı Devletinin son dönemlerindeki okullarımızda
malum Fransızca önemli
bir yer tutardı. Nitekim
Atatürk çok iyi
Fransızca bilirdi.
Fransızca, İngilizce, Almanca bilen ya da bu dersleri
okuyan herhangi bir
insanın Latin alfabesini ( tekrar pardon ! Türk
alfabesini ) hiç bilmemesi mümkün
değildir elbette. Kaldı ki pek çok
tabelalar bu harflerle yazılıydı.
Daha geriye gidecek olursak.
Mesela yedi dil
bilen Fatih Sultan
Mehmet’in Latin harflerini ( Artık anlamışsınızdır aslında Türk
Harfleri demek istediğimi ) bilmemesi mümkün
mü?
Mesela 1795 Yılında
Mimar Melling’e Latin
harfleriyle mektup yazan
III.Selim’in kızkardeşi Hatice
Sultan’ın Latin harflerini bilmiyor
olması mümkün mü?
Evet, bilmesine biliyorduk
ama hiç kimsenin
aklına gelmiyordu Arap
Harflerini kaldırıp yerine
7000 sene önce Etrüsk Atalarımızın (!) kullandığı harfleri
almak. Enver Paşa bile yeni
bir alfabe düşünmüş
ama onunki tam
bir komedi. Arap harfleri
kullanacağız yine ama
bitiştirmeden yazacağız. Tam anlamıyla
yuvarlak kafada sivri zeka
örneği.
Ha bu
arada… Göktürk ve Uygur
atalarımızın alfabelerinin de
başımız üzerinde yeri var
ama biz Etrüsk atalarımızın alfabesini daha
sevmişiz her nedense.
Neyse efendim 1 Kasım
1928’den itibaren artık yeni
harflerle okuyup yazacağız.
Bunun için Millet
Mektepleri açıldı, Mustafa
Kemal, elinde tebeşir
kara tahta başına geçti,
sokaklara, caddelere yeni
harfleri tanıtan yazılar
yapıştırıldı asıldı.
Bu arada Atatürk’ün aklına
parlak bir fikir geldi ve
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası
Şefi Osman Zeki Bey’i ( Üngör ) 28 Eylül 1928’de yani İnkılap
resmen ilan edilmeden önce çağırarak ona ‘’ “Zeki Bey, musiki sözleri ezberlemeyi
kolaylaştırır. Düşündüm ki yeni alfabeyi halkımıza müzik yardımıyla daha kolay
ezberletebiliriz.” Dedikten sonra bizzat kendi
yazdığı güfteyi verdi.
Güftede önce sesli
harfler, sonra sessiz
harfler yer alıyordu
ve aynen şöyleydi:
a, o, u,
ı, e, ö, ü, i
b, c, ç, d, f
g, h, j, k, l,
m, n, p, r, s
ş, t, v, y, z.
Sonra şöyle bir istekte
bulundu:
– Bu, düşündüğüm marşın güftesi. Senden ricam bu güfteyi,
harflerin okunuşunu dikkate alarak, basit bir biçimde bestele. Kolayca
ezberlenip söylenebilsin. Haydi burada çalışmaya başla!
Ekrem Zeki Bey
hemen kolları sıvadı ve anında aşağıda linkini verdiğim
besteyi yaptı. Gazi
Mustafa Kemal, besteyi
çok beğendi ve Falih
Rıfkı Atay’a ‘’ Bu marşın güftesini
ve bestesini gazetede
yayınlayın, herkes görsün,
okusun ‘’ dedi. Marş 29 Eylül
1928 Tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.
https://www.youtube.com/watch?v=RnSQKpu3_Lw
İyi dinlemeler efendim.
Yazımızı Gazi Mustafa
Kemal’in de çok
sevdiği Namık Kemal’in sözleri
ile noktalayalım.
Namık Kemal, dostu Menemenlizade Rıfat Bey’e yazdığı 8
Ağustos 1878 tarihli mektubunda der ki: “Yazının ıslahı için Latin harflerini
bizim lisana almak, Frenk elbisesi giymeyi memleketin ıslahına sebep olur
zannetmek gibidir.”
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 13
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.