Kaldırımlarda Portakal Ağaçları
Konya/Çumra'dan Babam Adana/Kozan'a atandı. İlkokul 5.sınıftayım. Kalenin eteklerinde Kadirli-Ceyhan ve İmamoğlu-Adana istikameti güzergahlarına yol ve yön bulacak konumda kurulu bir kent. Aşağı taraflarına uzar gider güzergahın meskün yerlerin bitimiyle, dağ sıraları olan sıralıf mevkisi başlar. Bu yol; Feke Saimbeyli Mağara (Tufanbeyli) ilçeleri ve Kozan'lıların Horzum yaylasına yol alır. Çevreyi tanımak amaçlı evden çıkışlarımızda, konumuyla, yerleşimiyle, 2 katlı taş evleriyle çok hoşumuza giden bu güzel kentin yol kenarlarındaki kaldırımlarında, üzerinde bir sürü portakalların olduğu ağaçları görünce çok şaşırmıştık. Caddelerde sıra sıra dizilmiş bir sürü portakal ağacı görüntüleri tuhafımıza gitti. "Caddelerde amma çok portakal ağacı var ve niye kimse bir tekine dokunmuyor ve dönüp bakmıyor" düşünceleriyle; Bir tane ağacın altına gelerek, elma ağacı silkeler gibi gövdesinden salladım. Bir tane bile düşmedi. Halbuki Konya'da bizim memlekette elma ağaçlarını sallayınca patır patır yerlere dökülür, toplardık. Ağaçlardaki uzanabileceğim portakallardan birini yerden yukarı doğru zıplayarak kopardım. Kabuğu bildiğimiz portakal kabuğu gibi yumuşak değil. Neyse kopardığım portakalı soyup kardeşime bir yarısını verdim. Hani limon yerde mayışırsınız ya, kardeşimle ikimiz de mayışarak yemeye çalıştık. Yemenin mümkünü yok. Onu atıp bir daha koparıp yemek için denedik yine yiyemedik. Bir kaç gün sonra mahalleden samimiyet kurduğumuz arkadaşların onların davetiyle bahçelerine gittik. Orada ağaçtan koparıp portakal ikram ettiler. Yemeyeceğimizi, acı olduğunu söyledik. Israr etti, "Bu bizim yemelik diktiğimiz ağaçtan çok tatlı" diye. Üstelemeleri devam edince alıp kabuğunu soydum. Hayret çarşıdaki ağaçtan kopardığım portakal gibi kabuğu zor soyulmadı. O portakal gibi ekşi olacağını düşünüp daha bir dilimini bile yemeden suratım mayışır bir hâl aldı. Ama tadıp, yeyince; Aman Allah'ım böyle leziz bir tatmı olur?. Olayı anlattık. "Siz o çarşıdaki ağaçlardan kopardıklarınızımı yediniz" dedi. Evet dedik. Bu "Evet" imize öyle bir güldü öyle bir güldüki.. Biz anlam veremediğimiz gülmesinin sonunda, sebebini sorunca, onların Turunç olduğunu, aşılanmadan yenmeyeceğini, onları hayvanlara yedirdiklerini anlattı. Gülmekte haklıymış. Anlatımından sonra hep birlikte gülüşmelerimizle bahçede unutulmaz bir anı yaşamıştık. Şimdi Anamur'un caddelerinde turunç ağaçları var. O ağaçları ve üzerindeki meyveleri gördükçe Kozan'daki yaşadığım bu unutulmaz anım aklıma gelir ve hafiften dudaklarım büzüşerek tebessüme dönüşür..17/Haziran-2026 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.