Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Acıların Kadını Bergen Katledildi

Acıların Kadını Bergen Katledildi

Tanrım kötü kullarını

Sen affetsen, ben affetmem

Bütün zalim olanları

Sen affetsen, ben affetmem

Bütün zalim olanları

Sen affetsen, ben affetmem

Sen tanrısın, affedersin

Bağışlarsın, kulum dersin

Sen tanrısın, affedersin

Bağışlarsın, kulum dersin

Neler çektim, sen bilirsin

Sen affetsen, ben affetmem

Sen affetsen, ben affetmem

Bütün zalim olanları

Sen affetsen, ben affetmem

Ağlatıp da gülenleri

Terk edip de gidenleri

Sevilip sevmeyenleri

Sen affetsen, ben affetmem

Sevilip sevmeyenleri

Sen affetsen, ben affetmem

Ümidimi kıranları

Bu dünyayı yakanları

Ümidimi kıranları

Bu dünyayı yakanları

Dar günde bırakanları

Sen affetsen, ben affetmem

Sen affetsen, ben affetmem

Boynu bükük koyanları

Sen affetsen, ben affetmem

     Yazılarla duyguların kağıda dökülmesi kaybolmaz.Kağıda dökmezseniz geçen günlerle daha evvel nasıl duygular taşıdığınızı bilemez ve öğrenemezsiniz. Kişi taşıdığı duygulardan dolayı şiir yazmak, şarkı söylemek, resim yapmak ihtiyacı hisseder. Bu sanatsal faaliyetler kişiyi mutlu ediyorsa!! yapmalıdır. Bunları yapmakla yaşamanın anlamının farkına varacak ve mutlu olacaktır. Mutlu olmasa bu tür duygulara ve duygularının meydana getirdiği ürünleri diğer insanlara ama çizilen resim görselleriyle ama okunan şarkı ve türkülerle, ahenkli sesler olarak yansımaz. Kişi kendisini ne mutlu ediyorsa onu yapmalı, hayatını kendi istek ve arzuları doğrultusunda yönlendirmelidir. Mutluluk yani insanın mutluluğu karakter yapılarının ve yaşadığı şartların etkileriyle oluşur. Kişi ve kişiler algılarıyla başkalarında gördükleri uç yaşamlara özenti duymaktan ziyade içinde bulundukları alanların çerçeveleri içinde gelişmeler gösteren şartların gerektirdiğ yaşam biçimlerini sevmeyi bilmelidirler. Bu iyimserlik, aynı zamanda "Hayat sevince güzel" felsefesinin diğer bir adıdır. Evet hayat sevince güzeldir, sevilmeyen hayat güzel olamaz ve güzel bulunamaz. Yıllar öncesi; Ulukışla Pozantı arasında, bu güzergahın bir yol lokantasında, bir kadını kurşunlayıp, al kanlar içinde yerlere yıktılar. Adı Bergen'di bu kadının. Yaşadığı, zorluklar içinde sürdürdüğü yaşamının içinde kendisine sanat dünyasında "Acıların kadını Bergen" ismini vermişler, bu şekil lanse etmişlerdi. Aldığı kurşunlarla nefesi kesildi, olduğu yere yıkıldı ve bir daha kalkamadı. Boşandığı, kocası olduğu söylenen kişiydi tetikleri çekip kurşunları sıkan.. Bir kadın katlediliyorsa o toplum gelişmemiş toplumdur. O toplum ayıp toplumudur, yoz insanların oluşturduğu, uygarlığın bir milim ilerlemediği seviyesi düşük bir toplumdur. Önce işi gereği çalıştığı gazinodan iş bitimi çıkıp, evine dönerken, yüzüne boşandığı kocası tarafından kezzap attırılıp, bir gözünü kör ettiler. Kör edilen gözüne bant takarak, uzun saçlarıyla da o kör edilen göz tarafını kapatıp, kopamadığı, varı yoğu olduğu sahnelere çıkıp, sevenlerine şarkılar söylemeye devam etti. Şarkı söylemekten başka mutluluğu olmayan bu kadının hayatı böylemi son bulacaktı? Dar gelirli bir ailenin çocuğuydu. Allah ona güzel bir ses vermişti. Yanındaki Annesiyle hayatını şarkı söyleyerek kazanıyor ve sahnelerde olmaktan çok mutlu oluyordu. Albümleri yüzbinler satıyor, tesadüfen çıktığı bir sahneden sonra, şöhret basamaklarında hızla ilerliyordu. Kısa sürede Arabesk müziğinin kraliçesi olmuştu. Hazin bir hikayesi vardı Bergen'in. Çok küçük yaşlardayken Annesiyle Babası boşanmış, bu boşanmayla Annesiyle doğduğu kent Mersin'den daha okula bile başlamadan Ankara'ya taşınmışlar, Ankara'da ilkokulu bitirdikten sonra Devlet Konservatuvarı piyano bölümünü kazanmış fakat maddi imkansızlıklardan dolayı okulu bırakmak zorunda kalmıştı. Bergen evinin geçimine destek sağlamak için yaşı büyütülmüş ve kamuda işe başlamıştır. Özel sebeplerden kamudaki işi bırakıp akrabalarından biriyle evlilik yaparak Mersin' e geri dönmüştür. Bu evliliği de uzun sürmeyip, bir çocukla akrabasıyla yaptığı evliliği de son bulmuştur. Dünya dönmektedir. Kervan yürümeli yol almalıdır. Bergen iş bulmak, çalışmak için Adana'ya gider. Orada sesi onu arkadaşlarıyla tesadüfi gittiği bir eğlence yerinde sahnelere çeker. Sahnelerde her çeşidinden şarkılar okurken çok mutludur. Adana'da bu Niğde/Ulukışla Pozantı arasında kendisini vuran kişiyle 2. evliliğini yapar. Bu evlilikten devamlı şiddet görür, dayaklar yer. Bergen'in ilk evliliğinden olan oğlu ilk kocası tarafından yurtdışına götürülür. Bu olaylar ve olumsuz gelişmeler, yaptığı 2. evliliğiyle mutsuzdur ve artık o, gerçektende acıların kadınıdır. Bergen 14/Ağustos-1989 senesinde Ulukışla-Pozantı arasında 2. eşi tarafından katledildiğinde 30 yaşındadır. Önce 7 yaşında Babası sahiplenmeyip Annesiyle bir başına bırakmış, 30 unda ise kocası hayatını sonlandırmıştır...24/Haziran-2026 Şerafettin Sorkun/Konya'da

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Acıların Kadını Bergen Katledildi

Acıların Kadını Bergen Katledildi

Şerafettin Sorkun Şerafettin Sorkun