Orman Yangınları
Her akşamın oluşuyla günün batımı, herkeste farklı algılamalar yaratır. Kimi yorgundur o gün nasibinde ne varsa oturur sofrasında yer, karnı doyduktan sonra gücü varsa tv.dir şudur budur az biraz takılıp oyalanır, sonra yorgun gövdesi onu olduğu yerde, sabahın bile nasıl olduğunun farkına vardırmadan uykulara alır götürür. Kimisi kafasından içine sığmayan düşünceleri atamadığından uykuya bir türlü geçemeyişle sabahların olmayışından şikayet eder, yattığı yerde ora bura döner durur. İçlerde neler vardır, neler taşınır bilinmez. Kimileri ruh gurbeti sancıları gibi sevda çıkmazlarındadır, için için yanar ha yanar. Kimileri ise bir başka pazarın satıcısıdır, yahutta alıcısı. Kısacası velhasılı, içlerde bilinmezlerle dolu yürekler atar durur. Anamur'da her saniyesinden hoşlandığım günleri, haz alarak yaşayıp yaşayıp, katlayıp yaşamımın derinliklerine gömüyorum. Akşamları deniz dönüşü ev önüne dikip yıllara dayalı büyümeleriyle, kocaman olan ağaçların altında keyf için otururken, yaprakları hışırtatarak esen rüzgarın sesini duyup sevinçlerim artıyor. Bu esintiler, Akdeniz'in yaz akşamlarında bedenime serinlik verip, beni mutlu ediyor. Birkaç gecedir bir baykuş'un değişik ötüşleri ister istemez gecenin akışlarında dikkatimi ona vermeme neden. Bu sitenin inşaatından bu yana bu baykuş burada kaçıncı kuşak evlat bilemiyorum. Bazı kültürlerde, baykuşlar uğursuz olarak bilinir. Halkımızın bazılarının değer yargılarında "Mahşer Kargaları" inançları vardır. Eğerki bir baykuş, birinin damına yahutta damındaki bacasına konmuşsa, o evden bir ölü çıkacağı düşüncesi taşınır. Bu alıcı kuş o konduğu damda ötmüşse, o hane çok sefalet çekeceği ve yıkıma uğrayacağı şeklinde değerlendirilir. Benim bunlara inancım yoktur ve tamamen batıl bir düşüncedir. Adana/Kozan'da geçirdiğim çocukluk yıllarımda, arkadaşlar akşamlar bir aralara gelip, gruplara ayrılarak, ıslık çalmacalar oynardık. Bir grup ebe olur, diğer grup saklanarak, ıslıklarla değişik sesler çıkararak üstünlükler sağlamaya çalışır, bu edindiğimiz beceri ve mahirliği diğerimiz yapamıyorsa, bundan çok hoşlanır, kendimizce bunu beceremeyen arkadaşımızla dalga geçerdik. Bunlardan biride o yıllarda ıslıkla baykuş sesi çıkarmaktı. Ben bu ıslıkla baykuş sesi çıkarabilmeyi, çünkü takmış gün boyunca upraşıp, becerebilmemle; en iyi yapanlardan biri haline gelmiştim. Hey gidi unutulmaz o çocukluk yılları. Baykuş beni nerelere alıp götürdü. Anamur'da bu kentte yaz akşamlarında, en çok oturmayı sevdiğimiz veranda'da yine rutin dinlenmelerimizden birini yaparken, baykuşun ivedi, ivedi, avaz, avaz, hiç durmamacasına, kendine has, çıllık çıllığa, bir av yakalamışcasına bağırışları, bulunduğumuz yerden hem hoşumuza gidiyor, hemde şimdiye kadar alışık olmadığımız bu ötüşlerin, ne için yapıldığı üzerine anlamlar çıkarmaya çalışıyoruz. Ona bulunduğumuz yerden, Kozan'da oyun oynarken çaldığım gibi, ıslıkla baykuş sesi çıkararak cevap verdim. Bu ses onda karşılık buldu. Bir süre susuyor bu çıkan sesi kimin çıkardığı yahut ne sesi olduğu algısını sanırım kendince yapıyor, sonra tekrar ötüşüne başlıyor, ben ıslıkla baykuş takliti sesi çıkarınca, tekrar susuyor. Bu hoşuma gidiyor, akıp giden akşamın içinde bu geç saatlere kadar devam ediyor. Öteden beri, taa köydeki yorgun harman zamanlarından bu yana, bende alışkanlık haline gelen, genelde; yatak alışkanlığım yazları bende olmaz, akşam nerde takılmışsam, orada uyur kalırım. Sabahleyin seher yelinin, gecenin ayazını ılıma dönüştürmeye başladığı anlarda, kumru sesleriyle uyanıyorum. Gün evinizin önünde ağaçlar varsa kuş sesleriyle başlıyor. Bu saatlerede kuşluk vakti deniliyor. Bu döngünün içinde, keçi sağanların (Ebabil) hazlar veren değişik seslerinide, yattığınız yerden algılayabiliyorsunuz. Sevecek o kadar güzel değerler varki.. Bunları hissederseniz; tad alabilir, hoşnut olursunuz, hissetmesseniz; başlayan günün ne sabahından, ne akşamlarından zevk alamazsınız. Dünya'da ama sabotaj, ama siyasi, ama emsiz ve dikkatsiz insan yapılarından oluşan vatandaş topluluğu olan ülke olmamızdan dolayımıdır bilmem, yazları en fazla yangınlar bizim ülkemizde ve en çokta turizm açısından maddi değerleri büyük olan kıyılarımızda olur. Ben bunu bir türlü anlamış değilim. Bu yangınların neden çıktığını bir türlü bilemiyor ve algılayamıyorum. Hiç bir zaman da yakanlar bulunmuyor. Sonra neden bu yangınlar hep bizim ülkemizde çıkıyor? Bir ağacın yanması Dünya'da bu gezegenin akciğerlerinden bir hücrenin ölmesi, yok olması kapanması demektir. İnsanın bir ormana kibrit çakması yahut bir sigara izmariti atması; yürüyen kendi ayaklarını kesmesi demektir. Geçen günlerde güzel Antalya'mızda, Akdeniz'in incisi, bu harika cennet kentimizde, cayır cayır ormanlarımız yandı kül oldu. En kötüsü de bunları söndürecek yangın uçaklarımız ya bozuk deniliyor, ya da bilinmeyen nedenlerden dolayı kaldırılmıyor. Donanımlı, profösyönel yangın söndürücü uzmanlarımız varmı bilmiyoruz. Bir yerde yol köprü yapılacaksa, bu işler için balıklama atlayan siyasal yapı; bu tür harcamalara fazla ödenek, bilmiyorum; galiba ayırmıyor. Bu yangınlarla düşünülüyorki!! kaç canlı, kaç kuş nesli, kaç sürüngen yok oluyor. Yaşamak en az bizim kadar, onlarında hakkı. Birgün kuşlar susuverir ötmezlerse, arılar vızıldamazsa, rüzgarlarda esmez, yağmurlarda yağmaz, otlarda yeşermez, ülke farkıdalıksızlıklarla çölleşiverir. Köprüler yollar yeteri kadar var ve bütçeyi zora sokacak kadar çok masraflı. Ağaç dikmek masrafsız, sadece niyetlenmek yeter..13/Temmuz-2016 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.