Kumrunun Kanadı
KUMRUNUN KANADI
Masum bir kumrunun kanadından öptüm dün gece.
Yan odada kırmızı bir topaç dönüyordu.
Alevi bastırılıp söndürülmüş bir mumun isinde,
Şehri kaplayan uğursuz bir bulutun gölgesinde,
Bir geceyi sevdim,
Ama sessizce.
Issızlıkla sessizlik isteksizlik gibiydi.
Bir de sensizlik eklenince...
Bir kumruyu öptüm kanadından,
Ağlamasın diye,
Gizlice.
"Aslında benim rengim yok," dedi topaç.
"Gün batımının izi kaldı üstümde."
"Ben de çocuk değilim," dedim. O öyle söyleyince
"Sanki bu bir dönence."
"Peki bu ne şimdi, bu yapılan ne sence?"
"Bilmiyorum," dedi.
"Ben sadece döndüm."
"Ben de," dedim,
"İstemsizce büyüdüm."
Önce mum bu işe biraz bozuldu.
Sonra gecenin sessizliği birdenbire boz oldu.
Boz olan, "Biri bak, bu iki olsun," deyip kızdı, bardağa çattı.
Bardağın bu işe kafası attı.
Bardağın yüzü yere düştü, su döküldü bardaktan boşanırcasına.
Kumru, "Ben uçayım artık," dedi, sanki utanırcasına.
"Topaç aslında evlatlıkmış, küçükken verilmiş amcasına.
Benim babam öz babam değildi," dedi.
Üzüntüden ne diyeceğimi bilemedim.
Mavi bir bisküviyi ağlayarak yedim.
"Benim babam özdü... ama öldü," diyebildim.
Kumru bir çırpıda uçtu gitti.
Topaç bana baktı.
"Döneyim mi?" dedi.
"Dön," dedim.
Topaç döndü dönüyordu ... beni yordu.
Güneş döndü, gün döndü ve söndü; eksildi, bitecek.
Eskidi gün, artık yenileri gelecek.
Gece aynı gece olsa bari "Merhaba," diyecek.
Artık bir kumrum bile yok kanadından öpecek.
Gece bile artık düşlerde sevilecek.
Yan tarafa yeni bir komşu taşındı.
Rengi kurşuni.
Adı On Dörtlü'ymüş; ayın on dördü gibi.
Gözü pekmiş.
Pek gözüm tutmadı.
Penceremin önünden kuş bile uçurtmadı.
O gün bugündür geceleri bekliyorum.
Her yazdığım şiire kumruyu ekliyorum.
Topaç burada yanımda ama bir daha hiç kırmızı olamadı.
Gün gurubundan kan rengiyle kendini boyamadı.
Kurşuni komşum gecenin bir yarısı kapımı çaldı.
İlk defa yakından gördüm adamı, adam akıllı.
Gözleri korkunçtu.
Elleri simsiyahtı ve kıllı.
Kumruyu sordu.
Kanadını kıracak.
"O kırık kanadı hangi eller saracak?"
"Uzaklarda," dedim.
Adını söylemedim.
Allah'tan uçup gitmişti.
"Yok," dedim Kurşuni'ye.
"Ya doğru söyle," dedi,
"Ya da kurşunu ye."
Ele vermedim kumruyu.
Usulca önüne çöktüm.
Gözlerimi kapadım.
Kumru uçtu.
Ben öldüm.
Ve giderken son bir defa kanadından öptüm.
Önce birkaç kurşun gelip vızladı.
Yüreğim kumrulara derin derin sızladı.
İçimde binlerce kumru ölüyordu.
Topaç yan tarafta sessizce dönüyordu.
Bardaktan dökülen su beni
Yolcu etti.
Belki de bu masal burada bitti.
Kumrular bir bir atladılar Kurşunlu Camii'nden.
Bir sabah ezanı duyuldu caminin minaresinden.
Atlayan kumrular semazen oldular.
Atladıkça döndüler, semaha durdular.
Caminin kendisi büyük bir topaç.
Kubbesi kurşundan dönüp duracak.
Evren durmuyor da ; topaç mı duracak?
Kurşuni kendine geldi birden.
Boş kovanları topladı yerden.
Kurşun gibi telaşsız ve boş bakışlarla,
Kırmızı bir kan gülü peydahlandı akışlarla.
Kan rengi gül oldu, kan gülü göl oldu derken,
Kumruların hayali başucumda uçarken,
Topaç bir kumru gibi akan kana bulandı.
Renklerin içinden kırmızıya yıkandı.
Kumrular çoğaldı; onlarca, binlerce...
Tavaf ediyorlardı beni kendilerince.
Bu nasıl bir şiir,
Bu nasıl dize,
Bu nasıl bir bilmece?
Dize geldi.
Dişe geldi.
Göze geldi.
Tek hece.
Ben bir kumruyu öptüm kanadından dün gece.
Ve bir geceyi sevdim,
Sessizce.
Yılmaz Tizgöl
Nijni Novgorod
02.07.2026
Kumrunun Kanadı başlıklı yazı Yılmaz Tizgöl tarafından
03.07.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.