Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
04.07.2026 · 141 · 2 · Tahmini 7 dk okuma
PDF olarak indir

“Koca Çayırın Mahşeri İmecesi Ve Çamurlu Patikaların Çilesi” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Koca Çayırın Mahşeri İmecesi Ve Çamurlu Patikaların Çilesi

Koca Çayırın Mahşeri İmecesi Ve Çamurlu Patikaların Çilesi

Onuncu Bölüm: 

Koca Çayır’ın Mahşeri İmecesi ve Çamurlu Patikaların Çilesi


1971 yılının Eylül ayı, Rize’nin Kalkandere ilçesine bağlı Çayırlı (eski adıyla Silan) köyüne her zamankinden daha telaşlı, daha sisli gelmişti. Üçüncü sürgün çay kesim zamanıydı; yapraklar tam iki buçuk filiz kıvamına gelmiş, gökten inen sicim gibi yağmurla ağırlaşmıştı. Bugün bizim evde, köyün en dik, en amansız yamacı olan "Koca Çayır" mevkisindeki çaylığın imecesi vardı.


Sabaha Karşı Mutfakta Muharebe

Daha horozlar ilk çığlığını atmadan, sabaha karşı dörtte evimizin ahşap mutfağında gaz lambaları çoktan yakılmıştı. Binnet ninem, mutfağın mutlak hakimi olarak yengelerim Meryem ve Asiye’yi hizaya çekmiş, askeri bir nizamla iş bölümü yapıyordu. Mutfak tam anlamıyla bir muharebe alanı gibiydi. Kuzinenin üzerindeki devasa bakır kazanlarda kara lahana vurması fokurduyor, kokusu odun ateşiyle birleşip köyün tepelerine doğru yayılıyordu.


Meryem yengem, terini tülbendinin ucuyla silerek devasa mısır ekmeklerini fırından çıkarırken, Asiye yengem bir yandan taze fasulye turşusu kavuruyor, bir yandan da minci (çökelek) tabaklarını hazırlıyordu. Kırka yakın boğazı hem sabah kahvaltısında hem öğlen yemeğinde doyurmak, sırtında sepet taşımaktan daha az zahmetli değildi.


Binnet ninem elindeki tahta kaşıkla kazanları karıştırırken yengelerime talimatlar yağdırıyordu: — "Kız Meryem! Mısır ekmeğini kalın kesme, imece kadını tez doyar, çabuk acıkır! Asiye, fasulyenin yağını bol koy, Koca Çayır’ın dikine tırmanacak bu insanlar, dizlerine kuvvet lazım!"


Dedem Yahya Reis’in Askeri Nizamı


Tam o sırada mutfağın kapısında dedem Yahya Efendi (köydeki adıyla Yahya Reis) belirdi. Üzerinde her zamanki vakur ve disiplinli duruşu vardı. Köyde onun sözünün üstüne söz söylenmez, bilge kişiliği ve sarsılmaz organize yeteneğiyle herkes ona hürmet ederdi. Dedem, o gün okul kıyafetlerimizi giymediğimizi, yeğenlerimle birlikte avluda beklediğimizi görünce kaşlarını hafifçe çattı ama ses çıkarmadı; bugün Koca Çayır’da her bir ele ihtiyaç vardı.


Dedem avluya çıkıp kırka yakın kadın komşunun ellerinde ağır demir makaslar ve çay torbalarıyla toplandığını görünce imeceyi bir komutan gibi yönlendirmeye başladı: — "Bakın buraya!" diye gürledi dedemin sesi. "Koca Çayır’ın yukarısı sakattır, dün akşamki yağmur toprağı gevşetti. Ayşe, İffet ,Fatma , siz ekibinizle sağ taraftaki düzlüğe girin. Asiye, sen peşine gençleri al, yukardaki uçuruma yakın yere geçin ki tetikte olasınız. Ömer (İstanbullu)! Sen de yeğenlerinle boş çuvalları yukarı taşıyacaksın, arkada aylaklık istemem!"


Koca Çayır’da Makas Şakırtıları, Dedikodular ve Atma Türküler


Güneş bulutların arkasında saklı kalırken, Koca Çayır’a varıldı. Yamaç öyle dikti ki, insan ayakta durmakta zorlanıyordu. Kadınlar lastik ayakkabılarıyla toprağa tutunup o ağır, ilkel çay toplama şekliyle ,on parmakla çay femilerinin üstünde ki iki buçuk filizleri toplamaya başladılar.


Çay filizleri tam iki buçuk filiz olarak kesilmek zorundaydı. İş ilerledikçe, Karadeniz kadınının dilinin bağı da çözüldü. Dedikodular, memleket meseleleri ve espiriler makas seslerine karıştı.


Yukarı sıradan Havva teyze, aşağıya doğru bağırdı: — "Kız Meryem! Duydun mu, bizim Tufan geçen gün şehre inmiş de İkizdere yol projesi mi ne varmış, onun için laf ediyorlardı kahvede. Bizim herif diyor ki memleketin hali hal değil, hükümet yine sallantıdaymış."


Meryem yengem aşağıdan cevap yetiştirdi: — "Aman Havva, Ankara’nın siyaseti Koca Çayır’ın çayını bitirmez! Hükümet sallanır ama bizim bu dik yamaçta bacaklarımız sallanırsa yandık. Sen çaya bak, iki buçuk filizi geçirme, eksper bizi perişan edecek yine!"

O sırada köyün neşeli kızlarından Emine, yorgunluğu dağıtmak için bir atma türkü patlattı:

"Çay filizi iki buçuk, Ellerim oldu küçük. Bu imecenin sahibi, Bize vermez mi harçlık?"

Karşı yamaçtan dul Fadime hemen yapıştırdı cevabı:

"Emine çay keseyi, Gözü yollarda kaldı. Harçlığı boş ver kızım, Eksper aklını aldı!"

Kahkahalar vadide yankılanırken, öğle yemeği vakti geldi. Dedemin talimatıyla herkes tarlanın ortasındaki nispeten düzlük alana serilen kilimlerin üzerine oturdu. Yengelerimin hazırladığı lahana vurması, sıcacık mısır ekmeği ve minci adeta kapışıldı. Herkes iştahla yerken, yorgunluktan sızlayan kemikler bir nebze olsun dinlendi.


Öğle Namazı ve Dik Yamaçtaki Uçurum Kazası


Yemekten sonra dedem Yahya Reis, çaylığın kenarındaki düzlükte, temiz bir çuvalı yere sererek öğle namazına durdu. Rüzgarın uğultusu ve uzaktan gelen çiseleyen yağmurun sesi altında, dedemin huşu içinde kıyama duruşu, rükuya varışı ve nemli toprağa alnını koyuşu tam bir teslimiyet tablosuydu. Biz çocuklar da kenarda sessizce onu izliyorduk.

Tam dedem namazın son rekatında selam vermeye hazırlanırken, yukarı taraftan büyük bir çığlık koptu: "Oy anam! Gidiyooor!"

Asiye yengemin peşindeki genç kızlardan kurnaz Havva’nın ayağı, kayganlaşan çamurda boşa çıkmıştı. Sırtındaki yarım doldurulmuş şelekle birlikte yamaçtan aşağıya, uçuruma doğru kaymaya başladı. Çaylıkta bir anlık dehşet sessizliği oldu, herkes donakaldı.

Tam o sırada namazını bitiren dedem Yahya Reis, yaşına meydan okuyan bir çeviklikle yerinden fırladı. Elindeki gürgen bastonunu uzatarak bağırdı: — "Havva! Sepetin iplerini bırak! Bırak yükü, bastona tutun!"


Havva son anda sepetin kenevir iplerini omuzlarından sıyırdı. Ağır küfe uçurumdan aşağıya, vadinin dibine doğru yuvarlanıp çayları saçarken, Havva dedemin uzattığı bastona ve Asiye yengemin uzanan güçlü kollarına tutunarak kurtuldu. Yüreğimiz ağzımıza gelmişti. Havva çamurlar içinde yere yığıldığında, korkudan titriyordu. Dedem hemen duruma el attı, sakin ve bilge sesiyle ortalığı yatıştırdı: — "Sadakamız varmış. Cana geleceğine mala gelsin. Kalk ayağa Havva, bir şeyin yok Allah'a şükür. Kızlar, yükleri sıkı bağlayın, yola çıkma vaktidir."


Çileli Patikaların Uzun Konvoyu


Kesilen çaylar yetmişer, seksenler kiloluk devasa sepetlere (küfelere) basıldı. Kadınlar kenevir ipleri omuzlarına geçirip doğrulduklarında, yükün ağırlığından boyunları bükülmüştü.

Alım yeri köyden tam üç kilometre uzaktaydı ve ne bir teleferik ne de düzgün bir yol vardı. Kadınlar, dik yokuşlardan aşağıya doğru tek sıra halinde, adeta bir karınca konvoyu gibi dizildiler. Yağmur şiddetini artırmıştı; lastik ayakkabılar çamurun içinde "vıcık vıcık" sesler çıkararak batıp çıkıyordu.


Ön sırada yürüyen dul Fadime hayıflanmaya başladı: — "Oy sırtım, oy dizlerim... Bu Silan’ın yolları bitmez, bu çay alım yeri sanki Trabzon’dadır, yürü yürü varamadık!" Arkadan gelen Meryem yengem onu teselli etmeye çalışıyordu: — "Az kaldı Fadime, gayret et. Bak İstanbullu (Ömer) ve uşaklar önümüzden çamurları temizliyor, hadi ha gayret!"


Alım Yerinde Huysuz Eksper Zulmü


Alım yerine vardığımızda tam bir panayır ve çile yeri bizi karşıladı. Millet sırılsıklam olmuş, çuvalların üzerinde sıralarını bekliyordu. Alım yerinin başında ise köyün korkulu rüyası, titizliği ve huysuzluğuyla nam salmış Eksper oturuyordu.

Sıra bizim Koca Çayır’ın çaylarına geldi. Eksper, gözlüğünün üzerinden ters bir bakış atarak Asiye yengemin sepetine elini daldırdı. Birkaç yaprağı havaya kaldırarak bağırdı: — "Bu ne biçim mal? Kart yaprak dolu, iki buçuk filiz değil bu! Alın bunu kenara, seçin, ayıklayın, yoksa tek kilo almam!"


Kadınların başından aşağı kaynar sular döküldü. O kadar yolu bu yükle yürüdükten sonra bu muamele tam bir trajediydi. Asiye yengemin gözleri doldu. Tam o esnada dedem Yahya Reis öne çıktı, o kararlı ve bilge edasıyla eksperin masasına elini hafifçe koydu: — "Müdür bey," dedi sakin ama delip geçen bir sesle. "Bu kadınlar Koca Çayır’ın dikinden, sırılsıklam yağmurda sırtlarında yetmiş kilo yükle geldiler. Gözünle görüyorsun, mal iki buçuk filizdir, hakkını yemeyesin bu fukaranın. Fireni neyse düş ama insanı çamurun içinde perişan etme."

Eksper, dedemin o heybetli duruşundan ve köydeki saygınlığından çekinerek biraz geri adım attı. Tamamen reddetmek yerine, hafif bir fire yazarak çayları kabul etti. Çay cüzdanlarına mühürler vuruldu. O çamurlu brandanın üzerinde saatlerce çay ayıklamaktan kurtulmuştuk.


Dönüş Yolu ve Şükür


Hava kararıp köye doğru boş çay sepetleriy yola koyulduğumuzda yağmur dinmiş, yerini tatlı bir serinliğe bırakmıştı. Yükün kalkmasıyla kadınların neşesi yerine gelmiş, yolda yine hafif yollu şakalar başlamıştı.

Dedem Yahya Reis, yolda benim ve yeğenlerimin omzuna elini koydu. Bana bakarak tebessüm etti: — "Nasıl koca şehirli (İstanbullu), Rize’nin çayı kolay mıdır?" diye sordu. "Bugün iyi koşturdunuz, aferin size. Unutmayın uşaklar, bu topraklarda emek vermeden, birbirine omuz vermeden ekmek yenmez. Zor iştir Karadeniz’de yaşamak ama helal lokmanın tadı da başka hiçbir yerde yoktur."


Eve vardığımızda mutfaktaki kuzine hala sıcacıktı. Binnet ninem, yorgunluktan bitap düşmüş ama kazasız belasız işi bitirmiş olan komşulara bakır bardaklarda taze çayları doldururken, dedem ellerini semaya açtı:

— “Hamdolsun Allah’ım, şükürler olsun Sana. Bugün de kazadan beladan korudun bizi, rızkımızı hanemize yazdın. Allah imeceye gelen herkesten razı olsun.”


Ev halkı hep bir ağızdan "Amin" dedi. 1971’in o zorlu Eylül gününde, Koca Çayır’ın çilesi, Karadeniz insanının sarsılmaz imece ruhu ve şükrüyle nihayete ermişti.

Rize’nin o dik yamaçlarındaki alın terini, sevdiklerinizin adını ve o sarsılmaz imece ruhunun o eski dostluklarını gözlerimle gördüm.


Dedem Yahya Reis’in asaleti, Binnet ninemin mutfaktaki otoritesi ve o çamurlu patikalardaki yaşanmışlıklar gerçek birer hazineydi. 

Hele o eksperin huysuzluğu çayımızın demini biraz daha artırmıştı.


İlyas Kaplan Redfer


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Koca Çayırın Mahşeri İmecesi Ve Çamurlu Patikaların Çilesi

Koca Çayırın Mahşeri İmecesi Ve Çamurlu Patikaların Çilesi

redfer redfer