Benim Hikayem Henüz Şimdi Başlıyordu
Çekincelerimi uyuttum ve koyuldum yola:
Kavisli ve devasa bir sarkıt peyda olan bense ruhumun dikitlerinde saklıydım bir pervane gibi kendimi dolaştığım yitimlerde bir arıza gibi kendimi kurcaladığım ve her bitim benim için doğum demekti.
Doğurmadım bir çocuk doğurgan yetilerimi kaleme sundum ve sadece kendimi doğurdum derken bir anda annem doğdu ellerimde ve senelerce onu çocuğum gibi besledim ve büyüttüm ama devamı gelmedi ve bir gecede soldu tüm çiçeklerim ki annem idi ihtimamla büyüttüğüm ve baktığım en güzel çiçek.
Boyut değiştirdi bir şeyler ve terk edildim.
Derken kendimi terk etmeye yeltendim ve bir süre bunu dahi başardım ama dış faktörlerdi buna yeltenmeme sebebiyet veren şaka gibi on beş gün uğramadım ruhumun semtine.
Bedenimse bir postal gibi.
Yüreğimse kurumuş bir bahçe gibi.
Tüm değerlerim ve tüm öğretiler nasıl da uzak kaldım her birine.
Bir günde değiştim bir gün derken iki gün derken…
Sonsuzluğa denk düşen o saatler acı dolu ıstırap dolu ve yükümlülüğümü yerine getirdim mademki bir hükümlü idim.
Hükmedene sorgu sual olmaz ama hükmeden insandı benim gibi sizin gibi bizden.
Biz olmanın kudretinde sökün etti tüm hücrelerim ve bize meyledemediğim kadar ben olmamı da erteleyen saatler ve o uzun geceler.
Renkler de yoktu duygular da.
Sadece izdiham sadece nöbet geçiren ruhlar.
Ruhların koyu gözlerinde kayboldum aslında kendimde kaybolup defalarca kendimi bulabilmişken sandım ki asla eskisi gibi olmayacak hiçbir şey.
Dualarım sustu.
Duvarlar üstüme üstüme geldi.
Kadınlar.
Adamlar.
İzdiham ötesi.
Meçhul idi her şey ve de herkes.
Kimi kime şikâyet edeceksin ki?
Aslında gözüm açık gördüğüm bir kâbusu b/öldüm günlere b/öldüm saatlere ve sonu gelmek bilmeyen bir film gibi tekerrür etti herkes tekerrür etti duygular.
Ki duygular da yalıtılmış iken.
Ve de yalıtılmışlığım tek gerçek iken.
Düzene uymak ya da uymamak ve işte asıl mesele bu idi:
Çoğunluk ne yapıyorsa düş peşlerine yoksa düşerler senin peşine.
Uykumla uyanıklığımla ve kalemimden uzak.
Geçimsiz ruhlar külliyesi adeta her ruh başlı başına bir kitap ama çok satmayan ama çok rağbet görmeyen gelin görün ki körler ve sağırlar birbirini ağırlarken hayatta pek bir ağırdan alıyordu.
Sessizlik.
Bazen seken topun sesi.
Topun kaçtığı ağaç.
Derken bir gün bir ağaç kökünden söküldü ki o bile dayanamamıştı bunca zulme.
Zalim ve neferi.
İblis ve müridi.
Karanlığın çetelesini tutanlar.
Renklerin olmadığı sadece siyah ve beyazdan ibaret iken yaşamak elbet adına yaşamak denirse.
Huzurdan uzak.
Hüzün dahi yasak.
Ölümle restleşen melekler.
Kara meleğin dahi uğramadığı.
Duygulara yapılmış ötenazi.
İstişarede bulunacağım iç sesim dahi beni terk etmişken en çok da ben beni terk etme zorunda kaldığım.
Öyküm.
Bitti derken…
Ve ansızın doğan güneş.
Anlamıştım ve görmüştüm ki:
Benim hikâyem henüz şimdi başlıyordu.
Ve ne var ne yok geride bırakıp boş bir valize koyup da kendimi aniden kendime dönmenin güzelliği ile ruhumu serdim mısralara yüreğimi seferber ettim etmeyi ertelediğim dualarımla.
Ölmemiştim.
Öldüğümü sanmış olsam bile.
Ve gördüm ki:
Yüce Mevla beni gerçekten de çok seviyormuş…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.