Asma Katı Yalnızlığın
Bir başkaldırı bir sağaltım bir yanılsama
Durakta bekliyorum ilhamın yittiğine inandığım
Son durakta.
Peksimet tadında bir şiir ısmarlıyorum evrene
Pişkin ve pişekar sevinçler değil acıların furyası
Ölümle sevişen meleklerin son ikazı
Asma katındayım yalnızlığın
Derme çatma değil lebiderya kulübem
Kimine göre devasa
Kimine göre sıradan
Acımla hemhal
Bekleyişimin sonlanmadığı
Ve o yanan ikaz lambası
Lambada yapıyor kadınlar
Adamlar kayıp ve istişarede dedikodu avcıları
Cadı avına çıkmış bir geyik
Kendi boynuzlarına asılı ruhu ve feryadı
Dikiz aynasındayım yalnızlığın
Hayli sessiz hayli sıradan
Farkındalığın teyakkuzunda saklı bir mısradan
Bozma hayallerim var
Şiir sarmalında kendime ihanet ettiğim her sözcük karnavalında
Yarına çıkar mı bu şiir?
Demeyi töre bildiğim
Yazıp da biçmeyi törene sevk ettiğim
Heceler durağı
Yalnızlığın ayazı
Renklerin vakur dansı
Sevecen bir rüzgâra duacı
Ben ki:
Varsın olayım Peri Padişahının kızı…
Renklerin mezarı
Annem babam üst üste tabutlarında
Bekledikleri kim ola ki sözcükler bulvarında
Saklı nameler
İsyan dolu aryalar
Oysaki mezar sessizliğine bürünmüş evren
Çıtkırıldım bir duvar
Nasıl ki devasa bir eylem
Duaların baş koyduğu
Mısraların hüzünle yoğrulduğu
Şiirin köküne sadık bir dizeden de öte
Dizlerini döven kadın gibi kızının yerine
Anasına bak kızına al dediklerinden yana olsa ne ki kabul gören
Biteviye
Kırıp döken hummalı fırtına
Sözcüklerin fısıltısına yenik düşen dünya
Azımsanan bir yürek benimki
Oysaki kat çıkmıştım ben seneler öncesi
Yetmedi
Dibe vurdum
Ve yerin altında devasa bir mahzen
Nasıl ki ıssızlık yalnızlığımın kök hücresi
Beyitler pervasız
Beyzade kalmadı artık hepsi çekti
Gitti zamansız
Beylik söylemler pek bir arsız
Ana avrat hak getire
Kime selam versen aldın mı başına belayı
Bir dingin ruh ki edimlerimde saklı
Bir rivayet olsa olsa
Katıksız hezimetin edası
Künyesinde saklı belki de sefası
Gel gör ki
Cefayı yükleyen kaderi
Delik deşik de eden yüreği
O zaman neyin ederi?
Kulvarında hası sıfatların
Kusursuzluğun mucidi yalnızlığın
İşte nöbette ruh
İşte nöbette cennet
Vardiyası bitmeyen nice eziyet
Bilindik o ki
Meziyet babında didiklendi esaret
Aşka bağımlı değil artık
Özlemin ayak sesinde katık
Ettiği kadar ruhun mülkiyetini
Ve geride kalan çatık kaşlı bir metanet
Alabildiğine sadık
Ne atık ne fesat ne de sıradan
Küstüm çiçeğine sormalı hep mi yaprak solar fazla sudan?
Fazla sevgi de göze batarken
En güzeli içinden sessizce seven
Acıyı da özlemi de dinginliği de
Evrenden, Rabbinden bilen
Hem de başı gözü üstüne…
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.